• BIST 98.181
  • Altın 143,457
  • Dolar 3,5638
  • Euro 3,9885

    Evimizde otorite annemdir

    28.03.2009 12:00
    Evimizde otorite annemdir
    Ünlü babanın oğlu olmak hiç kolay değil. Hele babası gibi yönetmen olmayı seçmek, iki kat daha zor.
    Evimizde otorite annemdir Evimizde otorite annemdir Evimizde otorite annemdir

    21 yaşındaki Yusuf Ömer "Oyunculukta iddiam yok, babam gibi yönetmen olacağım," dediğinde aklıma Picasso'nun hikâyesi geldi. Babası gibi ressan olmayı isteyen Picasso 13 yaşına geldiğinde, babasının isteği üzerine resimdeki güvercinin ayaklarını tamamlamış. Bunu o kadar gerçeğe yakın yapmış ki, fırça ve boyalarını oğlunun eline turuşturan baba, o günden itibaren resim yapmayı bırakmış. Oğlu bir gün kendisini geçerse Osman Sınav'ın yönetmenliği bırakacağını hiç sanmıyorum. Çünkü "Dünyada var olmamı ifade eden tek şey, yönetmenlik," diyor.. Osman Sınav çok yakında atv'de başlayacak Masumlar dizisinin çekimleri yüzünden günde üç-dört saat uykuyla dolaşıyor. İddialı. Aşka dair söyleyecek çok şey birikmiş içinde..." İzleyici aşkı ve sadakati sorgulamaya başlayacak," diyor. Oğluna soruyorum. Babanız bir gün gelip size, âşık olduğunu söylese, ne yaparsınız? "Buna birkaç ayrı senaryo yazabiliriz. Annesine bağlı bir çocuk, dönüp babasını vururdu. Babasına bağlı bir çocuk 'Anlıyorum seni baba, hayatını yaşamaya devam et,' derdi. Nötr olan bir çocuk iki tarafın da yanında olmaya çalışırken çok yıpranırdı. Ben de herhalde çok yıpranırdım."

    OSMAN SINAV
    * Hayatta pişman olduğum tek şey sigara içmemş Çocuklarıma kötü örnek oldumş Oğlumun sigara içtiğini öğrenen karım, o gün sigara içmeyi bıraktış Ben hâlâ bırakamadım.
    * Evlilik aşka dair bir şey ama aşk değildir. Kurumdur yani. Eğer onu taşıyabilecekseniz, yapmalısınız.
    * Kadınlar daha sadıklarş Sadakat kadına daha çok yakışan bir şey zaten.
    * Sürekli boynumdan ve omuz kaslarımdan ağrı çekerimş Hareket edemez hale gelirim setteş Oyuncu nefesini tutuyorsa gayri ihtiyarı ben de tutarım, o geriliyorsa ben de gerilirimş Hiçbir zaman şöyle arkama yaslanarak monitörü önüme alıp Sinan (Çetin) gibi rahat rahat izleyemedim.

    YUSUF ÖMER SINAV
    * Ben Osman Sınav'ın dört oğlunu tanıyorum, hiçbiri kardeşim değil!
    * Osman Sınav'ın oğlu olmak bana çok şey kazandırdığı gibi benden çok şey götürdüş 'Benim arkadaşım Osman Sınav'ın oğlu' demenin bile insanlara ego kattığını gördümş
    * Ne annem ne de babam toplumda gördüğümüz genel anne baba tiplemesi değildirş
    * Babamdan habersiz, küçük çaplı dokuz kısa film çektimş Ama hiçbirini babama göstermedimş Çöpe attımş Yarattığınız bir şey size çekici gelmiyorsa hiçbir önemi yok.

    - Sert filmlerden sonra bir aşk dizisiyle çok yakında yine herkesi şaşırtmaya hazırlanıyorsunuz. Bu romantizm yaşla beraber mi ortaya çıktı? Yoksa hep mi romantiktiniz?
    - O.S: İçimde hep vardı aslında. Romantizme dönüş yaptım. Aşka dair anlatmak istediğim çok şey birikmiş içimde. Senaristlerimizden Aybars'a anlattım. Müthiş bir senaryomuz var şimdi. Evli adamın sevgilisinin de masum olacağı bir hikâye istedim. Mesela evlilik sadece aşkla yürüyen bir şey değil. Evliliğin kendisi de bir aşktır öyle de bakmak lazım ama bizim anladığımız manada evlilik aşka dair bir şey, ama aşk değildir. Kurumdur yani. Dizide aşkla sadakat arasındaki temel çelişkiyi anlatıyorum. Sadakat çizgisi içinde aşka ne kadar cesuruz? Ve o çizgiyi aştığımızda ne oluyor?

    - İzleyici, sadakatsizliği affetmeyi öğrenecek mi?
    - O.S: Evet.

    - Çok cesursunuz...
    - O.S: Bunları tartışacağız. Affetmeyi öğrenecek ya da affetmeyecek, affetmeyince ne olduğunu görecek. Altı ay boyunca hayalimde kahramanları düşündüm. O karakterler hangi oyunculara yakışır, yakışmaz, giysiyi giydirip çıkarmak gibi! Özgü'de (Namal) değiştirdiğim hemen hemen hiçbir şey yok. Karakterin gönlü ile paylaşacağımız çok şey var. Ama Özgü zaten bu arada değişti. Yüzündeki anlam oturdu.

    - Evli kadınlar için 'evlilik', belli bir zaman sonra daha mı zorlaşıyor?
    - O.S: Evet evli kadınlar için daha zor. Kadınlar daha sadıklar. Sadakat kadına daha çok yakışan bir şey zaten.

    - Babanızın dizisinde, Doludizgin Yıllar'da başroldesiniz...
    - Y.Ö.S: Bir sene konservatuvara gittim. Sonra istediğim şeyin oyunculuk olmadığını daha iyi anladım. ABD'de bir buçuk sene sinema okudum. Döndüm. Dizideki rolü seviyorum. Ama amacım yönetmen olmak.

    - Babanızın dilinden düşmeyen, bir hayat düsturu var mıdır?
    - Y.Ö.S: Babam bize hep "Ne yaparsan yap onurunla yaşa," der. Annemle babam toplumda gördüğümüz genel anne baba tiplemesi değil. Osman Sınav'ın oğlu olmak çok şey getirdiği gibi çok şey de götürdü benden. Size yaklaşanlar ne kadar hakiki arkadaş ne kadar sahte bunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Bu arkadaşınız için de sevgiliniz için de geçerli.

    - Ünlü babanın oğlu olma acıları...
    - Y.Ö.S: "Ben Osman Sınav'ın oğlu ile beraberim, Osman Sınav'ın oğlu benim arkadaşım," demek bile bir insanlara ego katıyor. Bir gün arkadaşım aradı "Burada bir çocuk var seni onunla tanıştırmak istiyorum," dedi. Gittim dershaneye. Bahsettiği çocuk yan masada. Etrafında da dört-beş kız var. Kızlar soruyor. "Kurtlar Vadisi'ni niye bıraktınız?" diye. "Bıraktık ya hoşumuza gitmedi," diyor. Allah Allah, galiba ailesinden biri sektörün içinde diye düşündüm. "Sektörden tanıdığınız mı var," diye sordum. "Benim babam yönetmen,"dedi. "Aaa," dedim. "Benim de babam yönetmen,". Babasının ismini sordum "Osman Sınav," dedi. "Bildiğim kadarı ile benim böyle bir kardeşim yok." Biliyor musunuz? Ben Osman Sınav'ın dört oğlunu tanıyorum, hiçbiri kardeşim değil!

    SABAH

    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim