• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021

    Yüzyılın beslenme trendi

    14.10.2010 13:49
    Yüzyılın beslenme trendi
    Geçtiğimiz temmuz ayında Stockholm’de dünya obezite kongresi yapıldı.
    Yüzyılın beslenme trendi Yüzyılın beslenme trendi Yüzyılın beslenme trendi

    Günümüzün vebası sayılan şişmanlık hastalığı ve tedavisi, hastalığı önleme yolları masaya yatırıldı.

    Neredeyse her iki kişiden birinin sağlık sorunu olarak kabul edilen obeziteyle savaşta en önemli anahtar, kişilerin beslenme eğitimi.

    İki noktaya dikkat ederek bu hastalığın oluşumunu ve gelişimini önlemek mümkün aslında. Bunlardan birincisi daha tok kalmanın yolunu bilmek. İnsan vücudu ana yakıt kaynağı olarak glikozu, yani şekeri kullanır. Biz glikozu vücudumuza karbonhidrat türü yiyeceklerden alırız. Bazı karbonhidratlar kan şekerini hızlı yükseltirler. Yani şeker yükü yüksek yiyeceklerdir. Buna “glisemik indeksi” yüksek besinler denir. Böyle bir besin tüketildiğinde, vücutta ani insülin salınımı olur. Hızlı salınan yüksek insulin, ortamdaki şekeri kullanır. İkinci fazda hızlı kullanılan şeker ortadan kalktığı için, hemen akabinde acıkma, şeker oranı yüksek yiyecekleri kişinin canının çekmesi, yemekten sonra halsizlik, bitkinlik gibi şikayetlerin ortaya çıkması ve bu bitkinlikle başa çıkabilmek için daha yüksek miktarda tekrar yemek durumu ortaya çıkabilir. Bu durumda kilo alımı kaçınılmaz olur. O halde glisemik indeks kavramı iyi bilinirse daha az yemek düşünmek ve daha tok kalmak başarılmış olunur.

    Glisemik indeksi yüksek besinler; sofra şekeri, bal, pekmez, reçel, helva, lokum, çikolata ve içine sofra şekeri giren her türlü tatlı sayılabilir. Bununla birlikte muz, incir, üzüm, kavun, karpuz gibi meyveler; beyaz un, pirinç, beyaz makarna, patates, havuç, bezelye, mısır gibi sebzeler sayılabilir. Glisemik indeksi düşük olan yiyeceklere baktığımızda, daha ekşi meyveler (kivi, erik, portakal, mandalina, greyfurt, ekşi elma, ananas…), kuru baklagiller, bulgur, esmer unlar ve esmer makarna sayılabilir.

    Beslenme alışkanlıkları

    Burada çok önemli bir kavram var. Glisemik indeksin düşük olması, o yiyeceğin kalorisinin düşük olduğunu göstermez. Şöyle ki, bir dilim esmer ekmek ve bir dilim beyaz ekmek arasında kalori farkı çok yoktur. Beyaz ekmek yediğinizde daha çok yiyesiniz gelir ve daha çabuk acıkırsınız. Esmer ekmek daha çabuk doyurur ve daha uzun süre tok tutar. Günlük beslenme yaşantımızda mümkün olduğu kadar çok glisemik indeksi düşük besinleri seçelim. Glisemik indeksi yüksek yiyecekleri asla tek başına yememeye özen göstermek gerekir. Özellikle protein oranı yüksek bir yiyecek, süt, yoğurt, ayran böyle yiyeceklerin yanına eklendiğinde hem daha uzun süreli tok tutar, hem de hafif de olsa metabolizmayı hızlandırarak daha hızlı kilo vermeyi sağlar.

    İkinci en önemli kavram, daha düşük yağlı yemeyi becerebilmektir. Yağlar dünyadaki en yüksek kalorili yiyeceklerdir. Yiyeceklerin üzerine yağ eklendiğinde, yiyeceğin mevcut kalorisi iki-üç kat artabilir. Özellikle metropol hayatında hazır gıda tüketimi son derece yaygındır ve bu yiyeceklerin yağ oranı lezzeti artırabilmek için çok fazladır.

    O nedenle, siz siz olun, yiyecekleri seçerken daha az yağlı olmasına özen gösterin. Yani çıtır, kıtır, pane, kızartılmış, kremalı, mayonezli, hazır pastane ürünleri, dışarıda kıymadan yapılmış köfteler tüketilmezse kilo kontrolü daha kolay olur. İşe, yaptığınız yemeklere koyduğunuz yağı yarı-yarıya azaltarak başlatabilirsiniz. Bununla birlikte yiyeceklerin glisemik indeksine de dikkat ederseniz kilo kontrolünüz o kadar kolay olur.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim