• BIST 107.229
  • Altın 142,587
  • Dolar 3,5512
  • Euro 4,1287

    ‘Takıntı’yla gelen ızdırap

    09.08.2012 09:31
    Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erhan Kurt, Obsesif Kompulsif Bozukluk, yani takıntı hastalığının kişiye ızdıraplı bir hayat yaşattığını söyledi.
    ‘Takıntı’yla gelen ızdırap
    ‘Takıntı’yla gelen ızdırap ‘Takıntı’yla gelen ızdırap ‘Takıntı’yla gelen ızdırap

     Doç. Dr. Erhan Kurt Kurt, Türkçe’ye “Saplantı Zorlantı Bozukluğu” diye tercüme edilen hastalığın halk arasında “takıntı hastalığı” “titizlik hastalığı” veya “evham hastalığı” terimleri ile adlandırıldığını belirtti.

    Az tanınan ve tedavi başvurusu düşük bir hastalıktan söz ettiklerini belirten Kurt, şunları söyledi: “Çünkü hafif derecede belirtileri olan hastaların çoğu doktora başvurmamakta ve bir kısmı da hastalığını gizlemektedir. Ayrıca toplumumuzda bu davranışlar, ‘ne kadar titiz kadın’, ‘evini bal dök yala’ ‘ne kadar düzenli ve tertipli çocuk’ ‘ne kadar dikkatli adam’ diye desteklenmekte ve onaylanmaktadır. Halbuki evine bal döküp yalamaya niyetlendiği kadının hemen her gün bütün gününü evini temizlemekle geçirdiğini, daha insanlar kapıdan girmeden alarma geçtiğini, çocuklarını her gün baştan ayağa temizlediğini, ellerini saatlerce sabunla yıkadığını bilmemekte; ızdıraplı hayatından haberdar olmamaktadır."

    Doç. Kurt, her yaşta ve cinsiyette görülen hastalığın klinik özelliklerini ise obsesyonlar, yani takıntılı düşünceler; kompulsiyonlar yani obsesyonları ortadan kaldırmak için yapılan eylemler ve kaçma/kaçınmalar olarak açıkladı.

    Haberin devamı ↓
    reklam

    ÜÇLÜ TEDAVİ ÖNE ÇIKIYOR
    Hastalığın tedavisinde ilaç ve bilişsel davranışçı terapi seçeneklerinin hastanın durumuna ve tercihe göre uygulanabildiğini söyleyen Kurt, “Terapide üç unsur üzerinde durulmaktadır. Bilişsel terapi ile düşünce sistematiği ve bilgi işleme sürecine müdahale edilmekte (obsesyonlar), davranışçı terapi ile hastanın aşırı biçimde yaptığı davranışlar (kompulsiyonlar) azaltılmakta ve kaçma/kaçınma davranışı önlenerek hastanın kısıtladığı fonksiyonlar artırılmaya çalışılmaktadır. Unutulmaması gereken; bu işlemlerin hastanın aktif katılımı ile yapıldığıdır. Yani terapi hastaya uygulanan değil hastayla birlikte uygulanan bir işlemdir” dedi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim