• BIST 81.899
  • Altın 147,540
  • Dolar 3,7822
  • Euro 4,0331

    Ne terörist ne şehit sadece çocuk

    28.07.2011 11:37
    Ne terörist ne şehit sadece çocuk
    Silopi'deki gösteride kimilerine göre 'terörist'ti Doğan, defnedilirken ise 'şehit' diyorlardı. Oysa sadece çok fakir bir çocuktu.
    Ne terörist ne şehit sadece çocuk Ne terörist ne şehit sadece çocuk Ne terörist ne şehit sadece çocuk

     

    Tunceli'nin  Çemişgezek İlçesi'nde, 1997 yılında Aliboğazı mevkiinde meydana gelen çatışmada öldürülen 19 PKK'lı ve 2 DHKP-C'linin ilçe merkezinde bir toplu mezara gömüldüğü iddia eden Hüsnü Yıldız, bunlar arasında olduğunu öne sürdüğü kardeşi DHKP-C'li Ali Yıldız'ın cenazesinin bulunup kendilerine verilmesi için başlattığı açlık grevini 46'ncı gününde ölüm orucuna çevirdi. Hüsnü Yıldız'ın annesi Sakine Yıldız ise, "Oğlumun bir mezar taşı olsun. Ona bakayım avunayım yeter" dedi. 
     
    Tunceli Cumhuriyet Meydanı'ndaki yeraltı çarşısı üzerinde 46 gün açlık grevi sürdüren DHKP-C'li Ali Yıldız'ın kardeşi Hüsnü Yıldız, 2 gün önce açlık grevini ölüm orucuna çevirdi. Devlet yetkililerinden, iddia edilen toplu mezarların açılmasını isteyen Hüsnü Yıldız, kardeşinin kemiklerinin kendisine verilmesini istedi. 10 Haziran tarihinden beri çadırda açlık grevi yürüttüğünü anlatan Yıldız, "10 Haziran 2011 tarihinden bu yana burada bu çadırda, bir çatışmada öldürülen ve toplu mezara gömülen kardeşim Ali Yıldız'ın cenazesini almak için burada açlık grevi yapıyorum. Açlık grevinin 46'ncı gününde bu grevi ölüm orucuna cevirdim, şu an 48'nci gündeyim. Şu ana kadar yaptığımız bütün hukuki girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. 48 gündür burdayım ama hiçbir devlet yetkilisi benim bu durumumu görmedi ve ilgilenmedi bile. Annem ile birlikte 48 gündür burada sesimizi duyurmaya çalışıyoruz" dedi. 
     
    Toplu mezarlığın açılarak, kardeşinin cenazesinin kendilerine verilmesi amacıyla Çemişgezek Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduklarını anımsatan Hüsnü Yıldız, "Dosyamız, Malatya özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi. Tekrar Çemişgezek Savcılığı'na yollandı. Daha sonra Elazığ ve Tunceli Savcılıkları'na gidip geldi. Ama hiç bir sonuç alınamadı. Dosya en son Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitti ve oradan da takipsizlik kararı çıktı. Bunun üzerine avukatımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu. Şimdi artık AİHM'den sonuç bekliyoruz. Ben kardeşim Ali Yıldız'ın cenazesini almadan ölüm orucunu sonlandırmayacağım" diye konuştu. 
     
    Avukatı Taylan Tanay'ın iki hafta önce CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştüğünü anlatan Hüsnü Yıldız, "Görüşme yaklaşık bir saat sürdü. Adelet Bakanı Ergin, avukatıma ve milletvekiline şöyle demiş; 'o bölgedeki savcılar işinin ehli olsalardı sizin buraya gelmenize gerek kalmazdı. Eğer gömülen yer belliyse, kimlikler biliniyorsa, mezar yerleri biliniyorsa, savcılar mezarları açtırıp cenazeleri sahiplerine vermesi gerekirdi.' Bunu Adalet Bakanı Ergin söylemiş avukatımıza. Görüşmeden bu yana 15 gün geçti ama bakanın o söylemlerine karşın hiçbir gelişme olmadı" iddiasında bulundu. 
     
    ANNE YILDIZ: OĞLUMUN BİR MEZAR TAŞI OLSUN 
    Ölüm orucuna devam eden oğlu Hüsnü Yıldız'a destek için yanından ayrılmayan anne Sakine Yıldız ise, oğlunun bir mezar taşı olmasını istediğini belirterek, şunları söyledi: 
     
    "Oğlumun bir mezar taşı olsun başka şey istemiyorum. Seçimlerden önce televizyonda haberlerden izledim. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 yıldır oğlunu bulmayan bir ana ile görüşmüştü ve o yaşlı anaya söylediklerini duyduktan sonra ben de çok umutlanmıştım. Kayıp olanlar için her şeyin yapılacağını söylemişti. Şimdi biz de Başbakan'ın söylemlerine güvendik ve oğlum Ali Yıldız'ın cenazesini alacağımızı umut ediyorduk ama hep zorluklar çıkıyor. Ben yüreği yanan annelerden biriyim, her gün çocuğumun hayali ile uyuyamıyorum. Yüreğim yanıyor. Ben Başbakandan rica ediyorum, mezar açılsın çocuğumun cenazesi bize verilsin, hiç olmazsa çocuğumun bir mezar taşı olsun gidip başında ağlayalım."24 Temmuz günü Silopi’de kışın öğrencisi olduğu okulun önünde kafasına isabet eden gaz bombasıyla yere yıkıldı, 13 yaşındaki Doğan. Hastanede iki gün sonra öldü. Silopi’de altına ‘Şehit’ yazılmış resimleri taşınıp tabutuna sarı, kırmızı, yeşil bayrak örtülerek defnedildi. Oysa tek göz odada altı kardeşi ve anne, babasıyla yaşayan, dondurma satarak kardeşlerinin karnını doyurmaya çalışan çileli hayatın bir çocuğuydu. 
     
    Doğan Teyboğa’nın dramı henüz doğmadan başlamıştı. Anne ve babasının yaşadığı köy 20 yıl önce yakılmış ve onlar Silopi’ye göç etmişti. O hiç görmedi o köyü, sadece büyüklerinden duydu. Köylerini yakan gerçek yakasını bırakmadı kısa hayatı boyunca. Yaşadığı Silopi’nin sokaklarında yakılan lastikler, kurşun sesleri, beyaz dumanlar saçan gaz bombaları hiç eksik olmadı. Eylemler ve polis müdahaleleri hiç bitmedi. 
     
    Ama bütün bunlardan bile daha sertti yoksulluk. Paraları olmadığı için amcalarının evinin bir göz odasına yerleşmişlerdi 9 kişi. Anne ve babasının yanı sıra en küçüğü bir yaşında altı kardeşi vardı Doğan’ın. Baba İsmail Teyboğa başkalarına ait kamyonları Kuzey Irak’a sürüyordu. Annesi ise uzak köylerde başkalarına ait koyunların sütlerini sağıyordu küçük yevmiyeler karşılığında. 
     
    Dondurma satan çocuk 
    Anne ve babasının olmadığı zamanlarda altı kardeşine Doğan bakıyordu. Çocukları yengesine emanet ettiğinde ise sokaklarda dondurma satarak evin geçimine destek olmaya çalışıyordu. 
    24 Temmuz 2011 günü içinde büyüdüğü karmaşada normalleşmiş bir çatışma vardı. Polise taş atanların arasına o da katıldı. Polise göre PKK’lılar eline taş verip öne sürüyordu çocukları, oranın bazı insanlarına göre ise yaşadıkları acılar onları politikleştirmişti. 
    Ama tek gerçek vardı, o gün hiç kimse çocukların taş atmasını engellemedi. Tehlikenin göbeğinde olmalarına herkes göz yumdu. Polis de gaz bombalarıyla onları dağıtmak istedi. 
     
    Polisin attığı bir gaz bombasının fişeği kışın öğrencisi olduğu Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nun önünde Doğan’ın başına isabet etti ve kanlar içinde yere devrildi . İddialara göre 1.5 saat yattığı yerde kaldı. Kaldırıldığı Diyarbakır Devlet Hastanesi’nde 26 Temmuz sabahı öldü. Doğan’ın annesi, oğlunun başına gelenleri ölümünden sonra öğrendi. Baba İsmail Teyboğa ise o sırada Habur Sınır Kapısı’ndan giriş yapmaya uğraşıyordu. Cenaze bu yüzden iki saat musallada bekletildi; ama baba oğluna yetişemedi. 
     
    Taziyeleri kabul ettiği sırada Radikal’e konuşan baba İsmail Teyboğa oğlunu ve ölümünü “Evimin direği gitti. Ben olmadığımda eve, kardeşlerine o bakıyordu” diye anlatırken bir yandan da “Bu olayı kim yaptıysa yakasını bırakmayacağım” diyerek tepkisini dile getirdi. 
     
    Şırnak Valiliği’nden bir yetkili Doğan’ın ölümünden büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Kendi içlerinde bu olayla ilgili idari soruşturma başlattıkları bilgisini veren yetkili şöyle konuştu: “Terör örgütü çocukları zorla ve tehditle eylemlere zorluyor. Birçok aile polise gelip, ‘Çocuklarımızı eyleme götürüyorlar, biz engelleyemiyoruz’ diyormuş.” 
    Yetkili, Doğan’ın 1.5 saat sonra hastaneye kaldırıldığı iddialarını ise yalanlıyor. Polisin olaydan 15 dakika sonra Doğan’ı hastaneye götürdüğünü belirtiyor. Herkes üzgün ama şiddetin içine doğmuş çocuğun kaderini bu değiştirmiyor. 
     
     
    Gaz bombası kurbanları: 
    Gaz bombaları pek çok kişinin ölümüne neden oldu. 
    9 Ekim 2009: Şırnak Cizre’de gaz bombası kafasına isabet eden 18 aylık bebek Mehmet Uytun öldü. 
    4 Nisan 2009: Mustafa Dağ jandarmanın attığı gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu öldü. 
    27 Nisan 2011: Bismil’de gaz bombalarından etkilenen 60 yaşındaki Kazım Şeker kalp krizi geçirdi ve öldü. 
    31 Mayıs 2011: Hopa’da sıkılan biber gazı Metin Lokumcu’nun kalp krizi geçirerek ölmesine neden oldu. 
     
    ‘Bir çocuk istismarı’ 
    Çocukların eylemlere katılmasıyla ilgili olarak uzman görüşleri ise şöyle: 
    Pedagog Dr. Melda Alantar: Fikirleri olgunlaşmış değil. Korunmaları gerekir. Kullanılmaları, çocuk haklarının ihlali. Hayata bakış açılarını olumsuz etkiler, güven duygularını zedeler. Hafızalarında uzun süre kalır. 
    Çocuk Suçlarını Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Gülhan Şişman: Bu bir duygusal istismardır. Çocuk kendi bilinç seviyesinin dışında bir şekilde kullanılıyor. Çocuğun o anki ve istikbalinde ciddi sonuçları olacaktır. 
     
    Yine çocuk yaralandı 
    Doğan Teyboğa’nın ölümünü Silopi’de protesto eden grupların polisle çatışmasında yine bir çocuk yaralandı. Hastaneye kaldırılan ve polisin attığı gaz bombası kovanından yaralandığı öne sürülen 8 yaşındaki Zeynep Ödük isimli çocuğun genel durumunun iyi olduğu belir-tildi.
     
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim