• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415

    Müze ile genelev paralelliği

    26.07.2012 22:04
    Müze ile genelev paralelliği
    Sanatçı Şükran Moral, 'Bordello' adlı videosuyla tabuları yıkmayı hedefliyor.
    Müze ile genelev paralelliği Müze ile genelev paralelliği Müze ile genelev paralelliği

    Şükran Moral, modern sanat müzesiyle genelev arasında paralellik kurduğu 'Bordello' adlı videosuyla Norveç Bergen Kuntsmuseum'da. Moral, "97'de Karaköy'de genelevde çekim yapmak, şimdi Red-Light'ta gezmek gibi değildi" diyor

    Cinsellik politikalarını tartışmaya açan provokatif performans ve videolarıyla tanınan Şükran Moral, ülkesinde göremediği saygıyı Avrupa müzelerinde görüyor. Şu sıralar Norveç ’teki Bergen Kuntsmuseum’da açılan ‘Arzu’ (Desire) başlıklı sergide 1997 tarihli ‘Bordello’ adlı videosuyla yer alan sanatçının programında iki müze sergisi daha var.

    Toplamda 30 sanatçının katıldığı ‘Arzu’ sergisi cinsellik ve şehveti dönüştüren işlere yer veriyor. Moral’in Karaköy’de bir genelevin kapısına ‘Modern Sanat Müzesi’ yazıp elinde ‘satılık’ tabelasıyla müşteri beklediği sekiz dakikalık ‘Bordello’ videosuyla sergiye dahil olan Moral, seçkideki tek Türk sanatçı.

    Moral, geçen yıl, CDA Galeri’de oyuncu bir kadınla seviştiği ‘Amemus’ adlı performansının cinsel içeriğinden ötürü performans sonrasında ölüm tehditleri almıştı. Medyada da kendine yer bulan bu sert eleştiriler ve güvenlik sebepleriyle galeri, performansa dair fotoğraflar ve performans videosunun sergileneceği sergiyi iptal ettiğini açıklamak zorunda kalmıştı.

    Sanat dünyamız sansasyonel ve provokatif işerle bir sevgi-nefret çelişkisi yaşamakta. Moral’in işleri de bu çelişkisel ilişkinin bağlamında eleştirmenlerinden haksız eleştiriler aldı. Bazı yorumlar sanatçının işlerinin geneline yansıyan ve cinsiyet politikalarına odaklanan eleştirel tavrını yok sayarak ‘Amemus’u sapıklıkla yaftalayacak kadar ileri gitti.

    Bu olay sonrasında suskunluğu seçen Moral, ‘Amemus’ işindeki amacının bir tabuyu yıkmak olduğunu söylüyor. ‘Bordello’ videosunda da aynı amaç söz konusu: “Sanat eleştirisinin en önemli gerekliliklerinden biri, bir sanat eserinin tarihi bağlamdaki yerini tespit edebilmek ve onun içinde anlamlandırabilmektir. Ben bu videoyu 1997 yılında yaptım. O zamanlar Karaköy’de bir geneleve girip çekim yapabilmek şimdiki turistlerin Amsterdam’ın ‘Red Light’ (kırmızı ışık) bölgesinde gezmesi gibi bir şey değildi.”

    Geçen seneki gösterisinden sonra Türkiye ’de istenmeyen insan ilan edilen sanatçının işlerindeki eleştirel niteliğin hakkını verenler ise Avrupa sanat dünyası oldu. Bunun doğrudan bir sonucu da Bergen Kuntsmuseum’daki sergi. “Bu serginin küratörü Bergen’de yaşayan bir sanat tarihçisi vasıtasıyla iletişime geçti. Bu sanat tarihçisi İstanbul ’da İnci Aksoy’la tanışmış, ona benim işlerimi çok beğendiğinden bahsetmiş. İnci de bizi tanıştırdı. Beni küratöre tavsiye eden de bu sanat tarihçisidir. Gördüğün gibi sanat bir ülkenin adını dünyanın herhangi bir köşesine götürmekte en az spor kadar başarılı bir mecradır. Ama bizde sanatçılar sporcuların gördüğü desteğin binde birini görmezken bir de onlara köstek olunuyor.”

    Ona sanat ve sporun hitap ettiği kitlelerin farklı nitelik ve nicelik özellikleri olduğunu hatırlattığımızda ise Moral, buna kısmen katıldığını ama kendisinin hiçbir zaman halkın sanattan anlamadığını düşünen insanlardan olmadığını söylüyor ve yeniden ‘Bordello’ videosunu çektiği günlere dönüyor: “Ben bu videoyu çekmek için geneleve gittiğimde orada işleri yürüten adama sanatçı özgeçmişimi götürdüm. Sanki hayat kadınlarını pazarlayan bir adamla değil de MoMA’nın sergiler direktörüyle görüşmeye gidiyormuşum gibi.”

    Zaten ‘Bordello’ da modern sanat müzesiyle genelev arasında bir paralellik çizmek üstüne kurulu bir iş. Bu yüzden genelev binasının kapısına ‘Modern Sanat Müzesi’ yazan Moral, elinde ‘satılık’ yazan bir kâğıt tutuyor. İş, bir katmanda çağdaş sanat dünyasındaki nesne-özne ilişkisine yönelik bir eleştiri kurgularken diğer katmanda kadın bedeninin erkek bakışının altında nesneleştirilmesi durumuna eleştirel bir bakış içeriyor.

    Sanatçının Bergen’de katıldığı

    sergi de onun işlerinin içinde irdelenmesi gereken eleştirel bağlam üstünde uzlaşan işler içeriyor. Düzenleyenler sergide kadının sürekli olarak bir nesne erkeğin ise onu dikizleyen bir özne olarak konumlanması halini eleştiren veya inceleyen işleri bir araya getirdiklerini söylüyor. ‘Arzu’ sergisi 16 Eylül’e kadar sürecek.

    Erotizm sanatın temelinde var

    Şükran Moral, Amsterdam’ın en prestijli müzelerinden olan ve geçirdiği uzun fiziksel yeniden yapılanma döneminin ardından eylülde iddialı bir programla sanatseverlerle buluşmaya hazırlanan Stedelijk Müzesi’nde bir karma sergiye katılacak.

    “Kısacası bu sene ben müzeleri turluyorum” diyor sanatçı ve Stedelijk’teki serginin ardından ekim ayında Avrupa’nın en prestijli müzelerinden birinde katılacağı bir diğer karma sergi daha olduğunu söylüyor: “Stedelijk’teki sergi en fazla 12 ya da 13 seçkin Türk sanatçısını bir araya getiren bir sergi. Ondan sonraki sergide ise Ortadoğulu 40 video ve fotoğraf sanatçısı olacak. Ama bunun detaylarını henüz konuşmak istemiyorum” diyor ve eleştirmenlerine meydan okurcasına, Bergen’deki serginin sanatta erotizm üstüne olduğunu vurguluyor: “Erotizm her dönemde sanatın temel temalarından biri olmuştur. Haliyle de bir çağdaş sanatçının bu konu üzerine çalışmasından daha doğal bir şey yoktur. Nasıl ki savaş üstüne çalışılıyorsa erotizm üstüne de iş yapılabilir. Bunların arasında büyük farklar olmadığını anlamayan çok insan var ülkemizde.”

    Moral sanatına karşı daha ılımlı bakanlar tarafından feminist sanatçı olarak adlandırılmaktan dolayı de memnuniyetsiz: “Sosyal cinsiyet meseleleri üstüne işler yapmam beni feminist sanatçı yapmaz. Ben özel hayatımda feminist olabilirim - ki öyleyim - ama bir sanatçının üretimi onun kimliğini oluşturan yönlerle sınırlı olamaz. Savaş karşıtı işler de yaptım, göçle alakalı işler de. Sanatçı kim olduğuna bağlı olarak işlediği veya işlemesi beklenen temalarla kısıtlanamaz.”

    Müze ve genelev

    ‘Bordello’da Moral, modern sanat müzesiyle genelev arasında paralellik kuruyor. Genelev binasının kapısına ‘Modern Sanat Müzesi’ yazan Moral, elinde ‘satılık’ yazan bir kâğıt tutuyor. İş, bir katmanda çağdaş sanat dünyasındaki nesne-özne ilişkisine yönelik bir eleştiri kurgularken diğer katmanda kadın bedeninin erkek bakışının altında nesneleştirilmesi durumuna eleştirel bir bakış içeriyor.

    TUBA PARLAK / Hürriyet Daily News

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim