• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    ‘Meclis binası çok zor düşmekten korkuyorum’

    09.07.2011 16:10
    ‘Meclis binası çok zor düşmekten korkuyorum’
    Protez bacağı nedeniyle Meclis İç Tüzüğü’nündeki kıyafet yönetmeliğinin değişmesi gündeme gelen CHP’li Pavey, tek sorunun pantolon olmadığını, bol merdivenli Meclis binasının engelliler için çok güç bir yapı olduğunu söylüyor. Pavey’e hala bir odanın tahs
    ‘Meclis binası çok zor düşmekten korkuyorum’  ‘Meclis binası çok zor düşmekten korkuyorum’  ‘Meclis binası çok zor düşmekten korkuyorum’

     

    TBMM’nin genç ve güleryüzlü ismi İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, Birleşmiş Milletler’i bırakıp Türkiye’ye döndü. Pavey, uluslararası ilişkiler uzmanı deneyimli bir diplomat ama genç milletvekili Türkiye’de sadece “etek” meselesiyle gündeme geldi. Genel Kurul’a protez bacağıyla girmesiyle ilgili çok şey yazıldı, çizildi. Ama kimse Pavey’in hala odası olmadığından, Genel Kurul’da hareket etmesinin imkansızlığından söz etmedi. Genç milletvekili, “Tekerlekli sandalye ile Meclis’e gelmeye korkuyorum. Kıyafet özgürlüğüne katkım olacaksa elbette sevinirim. Ama Genel Kurul’da bağımsız çalışamayacaksam, erişim imkanım olmazsa pantolon giysem ne fark eder? Herkes eteği gündeme getiriyor ama asıl sorunu görmüyor” dedi. Pavey, özel hayatından annesi Ayşe Önal’ın “muhalefetine”, yeni CHP’den TBMM’nin zorlu koridorlarına kadar sorularımızı yanıtladı:  
     
    * Sürekli etek meselesinin gündeme gelmesi sizin de canınızı sıktı galiba?
    Üzüldüm, biraz gücendim ve protez bacağımı görmekten artık insanların rahatsız olduğunu düşünmeye başladım. Kendime gösterdiğim saygıyı başkalarının da göstermesini beklerdim, olmadı. Hakikaten gösteri olsun diye etekle Meclis’e gelmedim. Bir kural vardı, uydum. Kuralın değişmesi, kadınların pantolonla Meclis’e gelmesi bambaşka bir konu. Ama benim protez bacağım üzerinden ele alınma açısı beni rahatsız etti. 550 kişilik Meclis’te bunu yaşıyorsam Türkiye’de 12.5 milyona varan engelli neler yaşıyor kim bilir? 
     
    * “İlk sıkıntım etek değil merdivenler oldu” dediniz... 
    Evet. Biliyorsunuz engelli kotasından girmedim Meclis’e. Sadece engelli bir kadın milletvekiliyim. Bacağımı uzun süre kullanamıyorum. Yemin töreni 11 saat sürecek dendiği için tekerlekli sandalyeyle geldim. BM’de bana eşlik eden asistanım yanımdaydı. Ama asistanınızla içeri giremiyorsunuz. Bağımsızlığıma vurulan darbe orada başlıyor. BM’de en gizli komite toplantılarına bile engelli delegeler güvenlik onayı almış asistanlarıyla içeri girebilirler. Yardım istemek zorunda kalmazlar. Genel Kurul’da gereksiz merdivenler olduğunu gördüm. O merdivenlerden çıkamayınca beni aşağı indirmek zorunda kaldılar. Bu bağımsızlığıma yapılan bir taciz. Sıkıldığımdan, yardım isteyemeyeceğimden değil ama seçim bana kalmalıydı. Grubumuz tekerlekli sandalyemi taşıyarak beni aşağı indirdi, ama bu değil, eteğim haber oldu. 
     
    * Magazine mi döndü biraz mesele?
    Öyle. Biliyorum İç Tüzük’le ilgili sıkıntılar yaşanıyor. Kadın milletvekillerine pantolon giyme özgürlüğü deniliyorsa o başka bir konu. Ama benim yaşadığım sıkıntıyla ilgili doğru bir açı değildi. Tekerlikli sandalyeyi asistanım olmadan getiremiyorum. Geçtiğimiz oturumlara da bu nedenle tekerlikli sandalye ile gelemedim. Asistanımın girmesi için başvuru yapmayı düşünüyorum. 
     
    * “Uzun etek giysen polemik olmazdı” diyenler oldu mu? 
    Hiç bilmedikleri için söyleyebilirler. Kullanım açısından ve dizimin rahatlıkla eğilebilmesi açısından kesinlikle uzun etek giyemem. Çünkü diz protezime sıkışıyor. Kullanıcıları zaten bilir bunu. 
     
    * BM’de çok önemli görevlerde bulunurken bunlar göz ardı edilerek sadece protez ve eteğin gündeme gelmesi sizi üzdü mü?
    Çok büyük sıkıntıların yaşandığı bir dönemdeyiz. Ben ülkeme sadece yeni CHP’den teklif geldi diye gelmedim. Bu dönemin çok tarihi olduğunu düşündüğüm için geldim. Herhangi bir döneme benzemiyor. Şu anki duruşumuza çok inanıyorum. Uluslararası hukuka, en temel insan haklarına saygı gösterilmediği bir dönemden geçiyoruz. İnsanların suçlarını bilmeden içerde yattığı bir dönemdeyiz. Bunlar yaşanırken ve ben de insan hakları ve uluslararası hukukun genel merkezinden, BM’den gelmişken bana bunların sorulması gerekirken nelerden söz ediyoruz. Yemin töreninde Hakkari anons edildi ama bir tek milletvekili yoktu. Benim içim yandı. BM diplomatı olduğumu herkes unutuyor. Newyork ve Cenevre’de döpiyesle işimize gideriz. Ama Haiti depreminde çalışırken elbette pantalonla rahat çalışıyorsunuz. Niyetim kimsenin gözüne protezimi sokmak değildi. Gerçi bakışların kaçırıldığını görüyorum, o da beni çok üzüyor ama...  
     
    * Genel Kurul’da mı?
    Evet. İnsanlar çok iyi niyetli de olsa bu konuya açık değil. Aynı bakışları otistik çocuklara bakarken yakalayabilirsiniz. Kötü niyetli değil ama barışçıl, toplumuyla barışık da değil. Ben yine de partiler üstü bir çalışma yapacağımızı düşünüyorum. Sadece algıların düzeltilmesi gerekiyor. O konuda bir sıkıntı yaşayacağımız bacaktan anlaşıldı ama (gülüyor). 
     
    * Hala size oda verilmediği doğru mu?
    Doğru. Henüz verilemedi. Olacak inşallah. Meclis’te sanıyorum bir oda sıkıntısı yaşanıyor. Yoksa Meclis personeli çok iyi niyetli bana karşı ve ellerinden geleni yapıyorlar. Şu anda portatif Şafak olarak dolaşıyorum. 
     
    * Herkese oda verilmişken size bulunmaması tuhaf gerçekten...
    Aslında asistanım benimle Genel Kurul’a girse odam olmasa da olabilir. 7 kilo çanta ile dolaşıyorum. Tekerlekli sandalye ile binanın içinde hiçbir yere gidemiyorsunuz. Çok zor bir bina. Aslında BM’de de böyle bir binamız vardı. Cenevre’de el ele verdik ve daha erişilebilir hale getirdik. Üstelik tarihi, koruma altında olan bir binaydı. Demek ki olabiliyor. 
     
    * “Pantolon sadece Şafak Hanım’ın değil o durumdakilerin de hakkı” gibi yorumlar da yapıldı...
    Öyle yorumlar yapılıyor ki, kendimi ben mi doğru anlatamıyorum acaba: Ben de pantolonla çalışmak isterim. Kıyafet özgürlüğü konusunda bir katkım olacaksa da sevinirim. Herhalde dünyada kılık kıyafet özgürlğünü hala konuşan tek parlamentoyuz. Benim vurgulamak istediğim şu: Özgürlükler bir pakettir ve benim bacağım üzerinden, sıkıntının tümü değil kullanılmak istenen parçası üzerinden konuşulursa o zaman olmaz. “Oraya olsun, buraya olmasın” denilemez. Sosyal özgürlük paketi gelecekse topluca gelir, bir konu dışarda bırakılamaz. Benim onurumla bağımsız olabileceğim halde mimari bir vurdumduymazlığa kurban ediliyorsam pantolon giymişim neye yarar? Kıyafet özgürlüğü protez bacak gibi garip bir konuyla dile getiriliyorsa buna yokum. Bacağım kadar Meclis’in içinde neden hareket etme sınırım olduğu konuşulmalı. 
     
    * Yani herkes eteğe takılıp yaşadığınız fiziksel zorlukları gündeme getirmiyor...
    Benim asıl sıkıntım konuşulmadı. Beni şu noktaya da getiriyorlar: “Çok rahatsız ediyorsa bir gün de bacaksız geleyim”. Meclis’in içinde tekerlekli sandalye kullanmaktan ödüm patlıyor. Böyle bir Meclis olabilir mi? Sandalyeyle Meclis’e girmekten korkuyorum. Bir şey olacak, düşeceğim, merdivenlerden geçemeyeceğim diye düşünüyorum. Dün de biri, “Şafak hanım size tekerlekli sandalyeyi yakıştıramıyorduk. Böyle geldiğiniz çok iyi olmuş” dedi. Allah Allah! “Bir gün bacağımı çıkarıp gelirsem ne olaçak? Çünkü yara da olabiliyor çok uzun kullanırsam. “Bacaksız gelirsem rahatsız olmazsınız umarım” dedim. İyi niyetle söylendiğini biliyorum ama hareket etme hakkımı iyi niyete feda etmek aynı durumdaki başkalarının haklarını da engelleyecektir. 
     
    * Kemal Bey bu meseleyi açtı mı hiç?
    Kemal Bey aynen şu söyledi: “Şafakcığım, sen ne istiyor ve bu konuda ne düşünüyorsan söyle. Biz senin yanındayız. Kendi takdirine bırakıyorum. Senin için ne rahatsa o önemli”. Sayın Akif Hamzaçebi de sağolsun her gün önerilerimi not alıyor. 
     
    YANIMDA OLMAMAYI SEÇMESİ DE CESARET GEREKTİRİR
     
    * Yeni jenerasyon sizin hikayenizi bilmiyor. 
    Sinema ve sanat okumak için eşimle gittiğim Zürih’te bir tren kazası geçirdim. Sol kolum ve bacağımı kaybettim. Sonra uzun bir hastane ve nekahat dönemim oldu. Bunun ardından da protezlerimle yeni bir yaşama geçtim. Engelli dünyası ile tanıştım. Bunun beni çok daha duyarlı kıldığını düşünüyorum. Ayrıca garip bir disiplin de getiriyor. Çünkü hayat o kadar engellerle dolu ki, her adımınızı önceden planlamanız gerekiyor. Ben engellilerin istihdamına çok büyük destek veririm. Çok iyi çalışan insanlar. Plan, organizasyon, uzağı görebilme yeteneğine sahipler. Çünkü bütün hayatları engelleri aşarak geçtiği için inanılmaz bir özgeçmiş yaratıyor. Ama Adalet Bakanlığı’nda bile kota doldurulmuş değil Türkiye’de. O kotaları doldurmak çok önemli ve öncelikli.
     
    * Eski eşinizle de ayrılık o döneme denk geliyor değil mi?
    Çok özelime girmek istemiyorum. Bir kere geldi hastaneye. Bir evlilik yaşadım ve ayrıldık. Yanımda olmamayı seçti ama bu da bir cesaret gerektirir. Sonuçta bana acıyan gözlerle bakmak yerine bunu çok iyi anlayacağımı söyleyerek, kendi zayıflığını kabul ederek ayrıldı. 
     
    VATAN-RÖPORTAJ
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim