• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    Masumiyet anlayışında yeni perde

    26.02.2012 20:18
    Masumiyet anlayışında yeni perde
    Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Sema Karabıyık, bugünkü köşe yazısında, 'Masumiyet anlayışında yeni perde!' diyor.
    Masumiyet anlayışında yeni perde Masumiyet anlayışında yeni perde Masumiyet anlayışında yeni perde

     

    Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Sema Karabıyık, bugünkü köşe yazısında, 'Masumiyet anlayışında yeni perde!' diyor.

    İŞTE O YAZI:

    Masumiyet anlayışında yeni perde!

    Aşklarının nişanesi olarak kabul ettiği hediye atının öldürüldüğünü öğrendiğinde; masumiyetimi çaldılar diye sitem etti Hürrem. Bir atın ölümü ile ilişkilendirilen masumiyet duygusu çok çarpıcı değil mi? Aynı Hürrem Sultan birkaç bölüm önce İsabella'yı öldürtme girişiminde bulunmasaydı çarpıcı olabilirdi.

    Hürrem rakip olarak gördüğü, varlığından rahatsız olduğu İsabella'ya Nigar Kalfa aracılığıyla öldürücü hastalık bulaştırmak istedi. Aşkının etkisiyle Pargalı'nın güdümüne giren Nigar Kalfa zehirleme inisiyatifini kullandı. Zehirli yemeği hizmetçisinin Prenses İsabella'dan önce yemesi, prensesi ölümden kurtardı. Planının sekteye uğratılmasına hiddetlenen Hürrem; prensesin denize atılmasını buyurdu.

    Hasımlarından kurtulabilmek adına ölüm fermanlarını imzalaması Hürrem'in masumiyetine halel getirmezken; çok sevdiği hediye atının öldürülmesi masumiyetini yok ediyordu.

    Haremde çıkartılan yangından kurtuluyor, ama yüzünün yanmasına engel olamıyor Hürrem. Daha kaç kez öleceğim Süleyman derken kendisine yapılan zulmü şikayet ediyor. Ama aynı Hürrem beraber esir düştükleri, kader arkadaşı Maria'nın -Müslüman olduktan sonraki ismiyle Gülnihal'in- kıskançlık krizi neticesi asitli kürkle yüzünü yakmakta sakınca görmemişti. En ufak bir vicdan azabı çekmeden, pişmanlık duymadan yüzün çirkin demiş; Gülnihal de benim yüzüm çirkin ama senin kalbin çirkin diye cevap vermişti.

    Kendi yaptıklarını değil sürekli kendine yapılanları sorgulayan ve merkeze alan bir insan prototipi Hürrem. Gerçek bir kişiliğin, bir döneme damgasını vurmuş gerçek bir karakterin kurgulanmış hali.

    Haremde nasıl söz sahibi oldu, Kanuni'yi nasıl etkisi altına aldı, yönetimde nasıl etkili oldu sorularının cevabı olmadığından; senarist kendi algısı anlayışı eşliğinde baş döndüren güce eriştirmek için, katil içgüdüsüyle hareket eden bir karakter yaratıp; ama ben masumum benim masumiyetimi çaldılar dedirtiyor sürekli karakterine.

    Masumiyet kötülüğe maruz kalındığında değil; kişi kötülük yaptığında, hatta eylemden önce kötülük fikri aklına düştüğünde, aklı kötülüğe erdiğinde kaybedilir.

    Muhteşem Yüzyıl masumiyet anlayışını kendine göre yeniden yorumlarken; Kalbim Dört Mevsim de hukuka yeni anlamlar kazandırıyor.

    Dizilerde bir günde kıyılan nikahlar hukukçuların dikkatini çekiyor. Yapılan nikah hataları basın bildirisi şeklinde ulaştırılıyor gazetelere. Boşanmanın hemen arkasından nikah kıyılamayacağına, hukuki bir bekleme süresi olduğuna dair bilgilendirme yapılıyor avukatlar tarafından. Kalbim Dört Mevsim'de yapılan boşanma ihlali ise kimsenin dikkatini çekmiyor.

    Peş peşe yaşadığı şoklarla hayatı alt üst olan Buket, kocasından ayrılmaya karar verdiği zaman dilimiyle paralel yeni bir aşka yelken açtı. Gerekçesi basit boşanma dilekçesini verdim. Dilekçe verildiği zaman değil, mahkeme karar verdiği zaman boşanmanın gerçekleştiğini hatırlatmaya gerek yok! Ama o kadar çok üstüne basıyorlar ki senaryoda aksine inandırmak için. Sebep malum, koca bir çatışma unsuru olarak boşanmaya yanaşmayacak; ama aşksız hikaye olmaz kuralı gereği çoktan ikinci adam girdi devreye. Karakter seyircinin gözünde masumiyetini kaybetmesin diye verilen dilekçeyle boşanmış olduğuna inandırılmaya çalışılıyor seyirci. Evlilik kağıt üstünde vurgusu yapılıyor sürekli. Hukukun kağıt altısı/üstüsü senaryocası olmaz! Gerçek hayatta faciayla sonuçlanan örnekler mevcutken; hukuku senaryoya uydurup zihinleri karıştırmanın alemi var mı?

    Üstelik ne zaman babasının yanına döneceklerini soran altı yaşında bir çocuk var. Çocuk boşluk doldurmaca, ekran başındaki çocukları avlama işleviyle devrede olduğundan; çocuk annesinin yanında yabancı bir adam gördüğünde ne hisseder, bu durum çocukta nasıl bir travma oluşturur kimsenin umurunda değil. Kendilerince orijinal sahneler yazmaya devam ediyorlar. Buket çocuğunu alıp sinemaya gidiyor. İkinci adam da geliyor sinemaya, hemen arkasındaki koltuğa oturuyor. Çocuk gözlerini ayırmadan mutlu bir şekilde filmini seyretmeye devam ediyor. Annesinin yabancı bir adamla flörtleşmesini duymaması, farkında olmaması mümkün mü? 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Stresi, yiyerek atlatamazsınız!05 Ekim 2012 Cuma 09:39
  • Kafeinli kahvenin bir zararı daha04 Ekim 2012 Perşembe 13:33
  • Erkeklerin kurtarıcısı 5 yalan03 Ekim 2012 Çarşamba 21:03
  • Erciyese kar yağdı03 Ekim 2012 Çarşamba 11:03
  • Sevgi zinciri bir yuvayı dağıttı03 Ekim 2012 Çarşamba 07:29
  • Türkiyede aşkın ömrü bakın ne kadar çıktı?02 Ekim 2012 Salı 16:22
  • El arabalı trafik eğitimi02 Ekim 2012 Salı 16:21
  • Zayıflama ilaçlarına ceza yağdı02 Ekim 2012 Salı 13:28
  • Yolcu otobüsü TIRa çarptı02 Ekim 2012 Salı 12:20
  • Böylesi görülmedi! +1302 Ekim 2012 Salı 09:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim