• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    Krizin adı büyüklük sendromu

    28.09.2011 15:28
    Krizin adı büyüklük sendromu
    Fransız Senatosu'na seçilen Esther Benbassa zorlu seçim sürecinin ardından şöyle konuştu:
    Krizin adı büyüklük sendromu Krizin adı büyüklük sendromu Krizin adı büyüklük sendromu

     

     
    Satır arası...
    1950 İstanbul doğumlu Sorbonne Üniversitesi'nden Prof. Dr. Esther Benbassa Fransız Senatosu'na seçildi. İspanya'dan Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden Sefarad Yahudisi bir ailenin kızı olan Benbassa, 15 yaşına kadar Kurtuluş semtinde yaşadıktan sonra eğitimini İsrail ve Fransa'da devam ettirdi. Uzmanlık alanı olan Osmanlı ve Fransa Yahudileri üzerine çok sayıda kitabı bulunan Benbassa, Fransız ulusal medyasında yazıları yayınlanan ve yabancılra yapılan ayrımcılığa karşı verdiği mücadele nedeniyle çok sayıda ödül almış bir entelektüel. Benbassa, kendisine solculardan gelen siyasete girme teklifini, 'Hayatı boyunca yabancı düşmanlığı ve ayrımcılığa karşı verdiği mücadeleyi siyasette devam ettirmek için' kabul etmiş. Ama yine de Sorbonne'da dersler vermeye devam edeceğini belirtiyor. 53 yıl sonra ilk kez solun çoğunluğu ele geçirdiği seçimlerde Yeşiller Partisi'nden (EELV) senatoya girmeyi başaran Esther Benbassa ile galibiyetinin ardından konuştum. Türkiye'de pek çok akrabası olan Benbassa aşağıdaki söyleşiyi Türkçe yapabilecek kadar güzel Türkçe konuşuyor.
     
    Şenay YILDIZ
    Okulda adım okununca utanırdım
    Fransız Senatosu'na seçilen Esther Benbassa zorlu seçim sürecinin ardından şöyle konuştu: 'Aksanım olduğu için senatoda yerim olmadığı söylendi. Ama ben her yerde yabancıydım. Türkiye'de sınıfta adım okunurken utanırdım. Hiçbir zaman tam vatandaş olamayacağımı hissettim'
     
    Fransız Parlamentosu'nun üst kanadı olan senato seçimleri yarım asır sonra solcuların zaferiyle sonuçlanırken, ilk kez İstanbul doğumlu bir isim de senatoya seçildi: Prof. Dr. Esther Benbassa. Benbassa'nın AKŞAM'a yaptığı açıklamalar şöyle: 
     
    - Siyaset serüveniniz nasıl başladı?
    Ekolojikler (Yeşiller) geçen yıl bana 'Senatör olmak ister misin?' diye sordular. Ben de 'Belki senelerdir üzerinde çalıştığım yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık konusunda bir şeyler yapabilirim' diye düşündüm ve 'evet' dedim. Ama partide yıllarca çalışmış kişiler benim bu pozisyona gelmemi istemedikleri için zorlu bir süreç yaşadım. 
     
    SEN FRANSIZ DEĞİLSİN
    - Seçilmeniz neden zor oldu?
    Benim aksanlı olmam mitinglerde çok zor oldu. Herkes bana 'Neden senin aksanın var?',  ' Senato sadece Fransızlar içindir' dedi. Ama bunlar benim için önemli değil. Ben neysem, oyum. 'Senatör oldum' diye değişecek değilim. Bunca yıldır yaptığım çalışmalar, aldığım ödüller ortada. Sonunda seçilmeyi başardım. 
     
    - Senatör olarak neler yapmayı planlıyorsunuz?
    Göçmenlerin belediye seçimlerine katılması, çingenelerin üç ayda bir polise gitmeleri uygulamasının değişmesi için mücadele edeceğim. Ayrımcılığa karşı bir forum düzenlemek de istiyorum. Aynı eğitim düzeyindeki yabancıların Fransızlarla aynı işe girebilmelerinin önündeki engellerin de kaldırılması gerek. 
     
    - Aksanınız nedeniyle size kimliğiniz sorulduğunda ne diyorsunuz? Türk müsünüz, Yahudi misiniz, Fransız mısınız?
    Benim için problem değil. Çünkü, ben her üç kültürden de aldım. Ama Fransa'da hiçbir zaman aksanı olan insan tam Fransız olamaz! Öyle kabul edilmez. Belki ben tüm bunlar nedeniyle göçmenler, kadın, azınlık problemlerine çok daha hassas oldum. Belki de kimliğimi koruyorum böylece, bilemiyorum. Ben her zaman  'Benim aksanım siyahların rengi gibidir' diyorum. Aksanım benim kimliğim.  
     
    - Fransızlar sizi Yahudi diye mi, Türk diye mi görüyor?
    Sadece 'yabancı' diye görüyorlar. İşin ilginci bu ülkede Nobelli isimler, büyük şarkıcılar, çoğu yabancı asıllı. Yabancıların rolü çok büyük. 
     
    BENİ YABANCI GÖRÜYORLARDI
    - İstanbul'da Yahudi olmak nasıl bir şeydi? Nasıl hatırlıyorsunuz? 
    Kendimi yabancı hissederdim. Türkçeyi aksansız konuşurdum. Çünkü babam Ortaköylü ve çok güzel Türkçe konuşurdu ama sınıfta adımı 'Esther' diye söyledikleri zaman utanırdım. Hiçbir zaman gerçek bir Türk vatandaşı olamayacağımı hissederdim. Ailem her zaman bayramlarda Müslüman komşularımızı davet ederdi. Aramızda problem yoktu ama her zaman kendimi biraz yabancı hissetim. Bazı insanların hayatı hep böyle kendilerini yabancı hissetmeleri üzerine oluyor. Ben ama bunu pozitif olarak alıyorum, duyarlılıklarımı artırdığı için.
     
    - Fransa'da nasıl hissediyorsunuz?
    Bazı günler burada da yabancıyım. 
     
    - Peki İsrail'de?
    İsrail'de de tabii Askhenaziler, Avrupa'dan ve Müslüman memleketlerden gelen Yahudiler vardı. Müslüman memleketten gelen Yahudilere iyi bakmazlar. Her hükümette bir Müslüman memleketten gelen olur, yüzde 98'i ise Avrupa asıllı Yahudilerdir. 
     
    - Arap Baharı sizce İsrali'deki dengeleri nasıl etkileyecek?
    Bence etkilemeye başladı zaten. İsrail'de 50-60 senedir hiç sosyal hareket olmamıştır. İlk defa 300-400 bin kişi sokaklarda. Birçok entelektüel bu sosyal hareket başlamadan önce 'Bizde de Arap ilkbaharının gelmesi lazım, biz de bir Filistin devletinin kurulmasını istiyoruz' diye imza kampanyası başladı. Birkaç hafta sonra da sosyal hareket başladı. Şimdi tamamen sosyal bir hareket. Ama bence yoğurt, süt, kira parası yüzünden 300-400 bin kişi sokağa inmez! Bence bir süre sonra bu bir politik hareket olacak. Bu yeni politik oluşumda Filistin devletine bir hassasiyet de doğacak. Zaten İsrail basınından okuduğum kadarıyla, halkın büyük çoğunluğu bir Filistin devletinin kurulmasından yana.  
     
    Türkiye ve İsrail'de koyu dindarlar artıyor
    - Türkiye'yi nasıl görüyorsunuz?
    Türkiye'nin modernleşmesi insanı çarpan bir şey. İstanbul'a 6 ay sonra geliyorum, değişmiş. Çok hızlı bir modernleşme var ama ne yazık ki buna paralel insan ilişkileri de Avrupa gibi kötüleşiyor. Ama, en büyük sorunlarda biri İslam'ın yeri. Her geldiğimde dinin, İslam'ın etkisinin daha fazla arttığını hissediyorum. Ben çocukken Taksim'de iftar çadırı hiç görmemiştim. Dinin etkisi giderek artıyor. Benim tek korkum Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmemesinin sonu, yüzünü Müslüman Doğu'ya dönmesi ve giderek daha da İslam'ın etkisi altına girmesi. 
     
    - Türkiye-İsrail ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Ben senelerdir 'Bir Filistin devleti olsun' diye çok savaştığım için benim Yahudi arkadaşlarım bana karşıdır çoğu zaman. Bu olan bana çok dokundu. Türkiye ile ilişkiler her zaman çok güzel olmuştur. İsmet İnönü Almanya'da Nazizmden kaçan Yahudileri 'Barınsınlar' diye Türkiye'ye getirmişti. Einstein İsmet İnönü'ye mektup yollamıştı ve birçok tanınmış entelektüel Türkiye'ye gelmişti. Harp zamanında birçok Avrupa asıllı Siyonist Yahudi Türkiye'den geçmişti. Ama Türkiye bir paradoks memleket. Varlık Vergisi vardı harp zamanında. Türkiye İsrail'i tanıyan ilk Müslüman memleket oldu. 
     
    - Mavi Marmara olayının geldiği aşama sizi rahatsız ediyor mu?
    Bu vapur meselesi için Netanyahu'nun özür dilememesi, tabii bu yere oturup da ağlamak değil, biz 'Yanlış yaptık' falan diyebilirlerdi. Ama ben geçen hafta üç günlüğüne İsrail'deydim. Tabii hükümet sağcı, büyük sosyal problemler var. 300-400 bin kişi her gün sokaklarda, hükümetin düşmesini bekliyor. Sanırsam, yakında sivil toplum Filistin'e karşı adımlar atacak. Ama anladığım kadarıyla Türkiye ve İsrail aynı durumda. İsrail içine kapandı. Türkiye Avrupa yerine Doğu'ya bakıyor. Bu iki memleket de aynı durumda. Çünkü BM'nin raporu yeni bir şey değil, herkes biliyordu içinde ne olduğunu. Zannedersem, Türkiye Müslüman Arap memleketlerine 'Ben sizi koruyorum mesajı verdi' İsrail'le gerilim yaratarak. Mavi Marmara ile oluşan hadise İsrail'in demokratik olmamasının başka bir örneği.
     
    BÜYÜKLÜK SENDROMU
    - Ne kastediyorsunuz?
    Demokratik bir memlekette askerlerin bir vapurdaki aktivistleri öldürmesine izin yoktur. İsrail askerleri bunu kontrol edebilirdi. İsrailliler bir provokasyon yaptı ve bu provokasyon da ilişkilerin bitmesine yol açtı. Zannedersem, İsrail'de bir kriz var. Ama bu ekonomik kriz değil. İsrail ekonomisi de Türkiye gibi oldukça iyi durumda. Ama iki memlekette de milliyetçilikleri yüzünden 'Biz en büyüğüz, hiçbir zaman kendimizi alt ettirmeyiz' şeklinde bir problematik sendrom var. Her iki memleketin de aynı profili var. Ben her İsrail'e gittiğimde memleket her yıl daha dindar oluyor. Eskiden koyu Yahudileri görmemek için Tel Aviv'de otururduk, ama artık koyu dindarlık Kudüs'ten Tel Aviv'e de geldi. Eski mankenler, şarkıcılar, hepsi çok çok dindar oldu. Yahudilerde çarşaf yoktur, ama saçlarını göstermez, kafasına peruk takar... tamamen koyu dindarlık.. İki memlekette de aynı problemleri görüyoruz. Tahammül azalıyor.
     
    Krize günah keçisi lazım
    - Neden Fransızlar diğer kültürleri bu kadar dışlıyor?
    Çünkü eskiden bir imparatorluktu. Şu an artık eski yerini kaybetti. Dünyanın ekonomik açıdan 5'inci ülkesi ama eski Fransa değil, bugün artık gücünü kaybetti. Bir de ekonomik kriz geldi. Böyle olunca Fransızlar ya Arap karşıtı, ya Yahudi karşıtı, ya Müslüman karşıtı... yani bir şeye karşı oluyor. Şimdi de o kadar çok işsiz var ki memlekete, sorunu nasıl çözecekler? Çok milliyetçi bir program geliştirdiler seçimleri kazanmak için. Hükümet böyle yapıp, radikal sağın oylarını alacağını hesaplıyor. Fakat bu kadar milliyetçilik yapılan bir ortamda, senato sola kaydı... Bunu hiç öngöremediler. 
    KİMLİK BUNALIMI
    - Türkiye'ye olan tepkinin nedeni de, ülkede yükselen aşırı milliyetçilik, değil mi? 
    Sarkozy Türkiye'nin AB'ye girmesine 'Avrupa Müslüman dolacak' diye karşı çıkıyor. Tabii bu sadece Fransa değil, tüm Avrupa'da var olan bir sorun. Bütün Avrupa'da bir kimlik krizi var, üstüne bir de ekonomik kriz geldi. Bu dönemlerde her zaman karşı gelmek için birini bulmak lazım. Şimdilik krize çare yok gibi görünüyor. Peki bu krizden kim kabahatli? Hemen göçmeni, yabancıyı suçluyorlar 'Bizim işimizi alıyorsun' diye. Günah keçisi yabancılar.
     
    akşam
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim