• BIST 81.899
  • Altın 147,540
  • Dolar 3,7822
  • Euro 4,0331

    Kadınları kanser eden en önemli faktör!

    27.08.2012 17:26
    Kadınları kanser eden en önemli faktör!
    Kadınların vücutlarıyla bütünleştirdikleri iç çamaşırları kadınların bir numaralı kabusu haline geldi.
    Kadınları kanser eden en önemli faktör!  Kadınları kanser eden en önemli faktör!  Kadınları kanser eden en önemli faktör!

    “Meme kanserinin bir nedeni de sutyen!.. Sutyen kullanılmaması, meme kanseri riskini azaltıyor. Fiji Adaları’nda kadınlar sutyen giymiyor ve meme kanseri Amerika’dan 14 defa daha az görülüyor.”

    “Genç görünmek için homojen cilt çok önemli. Homojen cilt, yüzün sarkmasından çok daha önemli! Genç görünmek için ciltte leke olmamalı. Cildin rengi canlı olmalı ve cilt nemli durmalı. Mutlaka krem kullanın.”

    “Artık esas olay estetik ameliyat yerine, kök hücrede. Estetik müdahale organ seviyesinden hücre seviyesine iniyor. Estetik ameliyatlar giderek azalıyor. İnsanlar komplikasyon istemiyor. 30-40 sene sonra ameliyat bitecek.”

    ***

    İzin dönüşü bulduğum Türkiye, kimsenin bulmak istemeyeceği bir Türkiye oldu. Her yanda kan ve ölüm var.

    Ülkede baskı, sıkışıklık ve çözümsüzlük duygusu artıyor. Sorunları çözmemekte ısrar etmemiz, sorunları sürekli büyütüyor. Bu durum da hepimizi yoruyor. İnsanda saklanma isteği uyandırıyor. Ben, yeniden gündeme alışıp, acıların içine girmeden önce insanoğlunun yaratıldığından beri yaşadığı yaşlanma ve güzelleşme dertlerinin içine saklanmak istedim. Güzel görünme ve gençleşme isteğinin yarattığı dertlere, çözümlere bir baktım. Ülkemiz yerine bu hafta da bedenimizin dertlerine eğilelim dedim. Otuz iki yıl Almanya’da cerrahlık yapan ve estetik ameliyatlarını 2006’den beri Türkiye’de sürdüren ve estetik cerrahide dünyaca kabul görmüş buluşları olan Op. Dr. Ziya Şaylan ile konuştum. Doğrusu çok da değişik ve uyarıcı gerçekler öğrendim. Dr. Ziya Şaylan’ın estetikte her şeyin güzel olmadığını, her şeyin yolunda gitmediğini ortaya koyan, estetik müdahalelerin ve ameliyatların karanlık yanlarını da anlatan İki Yüzlü Estetik isimli kitabı bir süre önce Doğan Kitap’tan yayımlandı.

    ***

    NEŞE DÜZEL: İnsanlar yaşlı görünmekten mi daha çok korkuyorlar yoksa çirkin görünmekten mi?

    ZİYA ŞAYLAN: Yaşlı görünmekten çok korkuyorlar ve bize bunun için geliyorlar. Oysa en kötüsü yaşlılık değil, mutsuzluktur.

    Niye?

    Çünkü insan mutsuz olunca yaşlı ve çirkin görünür. Neşeli olduğunda ise genç görünür. Gençlik tamamen mutluluk hormonuyla ilgili bir şeydir. İnsan kendini mutlu hissedince duruşu, yürüyüşü, oturuşu, yaşam tarzı değişir. İşte biz bunu sağlamaya çalışıyoruz.

    Peki, insanlar yaşlılığın etkilerini mi, yoksa kendilerinde çirkin bulduklarını mı daha çok değiştirmek istiyorlar?

    Yaşlılığın etkilerini gidermeye geliyorlar bize. Çünkü artık çirkin ve güzel diye bir ayırım kalmadı. Bakımla güzel görünebiliyorsunuz. Mühim olan yaşlı olmayacaksınız, genç olacaksınız! Mesela emeklilik yaşının uzaması estetik sektörünü çok etkiledi.

    Nasıl etkiledi?

    Bu, şu demektir. Artık 65 yaştan sonra da fit ve genç olmak zorundasınız. Bu konuda araştırmalar var. Bir dükkâna bir tarafa genç ve güzel insanları, bir tarafa da yaşlıları ve çirkinleri koyuyorlar. İnsanlar alışverişte gence ve güzele gidiyor. Yaşlıya, şişmana gitmiyor. Hayat acı ve gaddar. Genç ve güzel görünmek, iş hayatında başarılı olmanın bir şartı hâline geldi. Bu yüzden insanlar zamanı durdurmak istiyorlar ve estetik yaptırıyorlar.

    Estetik yaptırmaya en çok hangi yaş grubu geliyor?

    55 ile 70 yaş arası geliyor. Gençlere burnu ve kulakları ufaltmak, dudak büyütmek, gıdıyı aldırmak yetiyor. Mesela göğüsler de artık ufalıyor. Tekrar ufak göğüs moda oluyor. Versace’nin son defilesinde göğüsler dümdüzdü.

    Güzelliğin ölçüsü modaya göre değişiyor mu?

    Evet. Güzelliğin ölçüsü life style dediğimiz yaşam tarzına, modaya göre değişiyor. Artık yaşam tarzı “fit olmak” oldu. Her gün spor salonuna giden, beş altı saat spor yapan, hafta sonları paraşütle atlayan birinin göğüsleri ufak olmalı. Kadınlar şimdi daha ufak göğüs istiyorlar. Eskiden Pamela Anderson’ın göğüslerini istiyorlardı.

    Şimdi kiminkini istiyorlar?

    Şimdi Angelina Jolie’ninkini istiyorlar. Protez boyutları ufaldı. Eskiden D ve E ölçüsünü isterken şimdi B ve C ölçüsü yetiyor. Geçmişte yaptırdıkları o büyük göğüsleri şimdi ufaltıyorlar. Bir de doğuştan büyük olan göğüsün problemi de büyük oluyor. Ağırlık yapıyor, boyun gidiyor, kemiklerde çarpıklıklar, kamburluk başlıyor. Büyük göğüslerde daha çok meme dokusu olduğu için daha çok kanser gözüküyor.

    Güzelliğin, estetik cerrahları için bir ölçüsü var mı peki?

    Var. Altın üçgen oranı var. Leonardo da Vinci 400 sene önce keşfetmiş bunu. Yüzün formülü altın üçgendir. Yüzün üçte biri alın, üçte biri burun, içte biri de çene olacak. Burnu üçte bire göre yapacaksın. Uzun ya da kısa yapmayacaksın. Bugün en büyük problem çene.

    Niye?

    İnsanlar evrim içindeler ve çene ufalıyor. Çünkü eti artık parçalamıyoruz, ısırmıyoruz. Köfte olarak yiyoruz. Gıdaları yumuşak olarak alıyoruz. Isırma olmadığından dolayı çene ufalıyor ve altın üçgen bozuluyor. Ufak çene güzel değildir. Büyük olmayan bir burun bile ufak çene nedeniyle büyük görünür. Bu yüzden ben burunu ufaltacağıma, çeneyi ameliyatsız olarak dolguyla biraz büyütüyorum Zaten bir işi mükemmel yapan detaylardır.

    Türkiye’de insanlarda en büyük orantısızlık nedir?

    İnsanların irsi olarak kafaları çok büyük. Benim de kafam büyüktür. İnsanların yüz kısmı daha büyük burada. Kalçaları geniş, bacakları kısa ve yere yakın. Bütün bunlar oranı bozuyor.

    İnsanlar en çok nerelerini değiştirmek istiyorlar?

    Yaş gruplarına göre değişiyor bu. 55-70 yaş arasında yüz gelir. 30-50 yaş arası memedir. 20-40 yaş arası burundur. 55’ten sonra yüz germeler başlar. Çünkü cilt elastik değildir, sarkmalar başlamıştır artık.

    Siz boyun ve yüz germe konusunda dünyaca kabul edilmiş buluşları olan bir cerrahsınız. İnsanlar operasyondan sonra memnun kalıyorlar mı yoksa yaptıklarına pişman mı oluyorlar?

    Pişman da oluyorlar. Çünkü insanların ne hissedecekleri tamamen beklentilerine bağlıdır. Kendi vücudunu beğenmeyen bir insan mutlu olmaz. Bütün ruhsal kötülüğünü burnuna yansıtır. Burnunun şeklini beğenmez, burnu güzel olsaydı mutlu olacağını zanneder. Burnu yapılır. Mutlu olmadığı için bu kez kulağına takar. Kulağı yapılır, başka bir yerini hedef topu seçer. Çok var böyle insan. Lady Macbeth gibi bunlar... İç huzursuzluğunu, ellerindeki kirler zannediyorlar. Bu insanları önce bir psikiyatriste göndermeniz lazım... İnsanların önce kendi vücudunu beğenmesi, sevmesi lazım.

    Vücudunu, kendini beğenen niye estetik doktoruna gelsin peki?

    Az bir şeyden dolayı gelmesin zaten. Sadece aşırılar gelsin. Vücudu sarkıyorsa gelsin. Ama ufacık bir kırışık yüzünden bize gelenler var. Bu kırışığa bile tahammül edemiyor. 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim