• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009

    Her karın ağrısı apandist değil

    17.10.2011 22:01
    Her karın ağrısı apandist değil
    Türk - Yunan Romatoloji Günleri ve 12’nci Ulusal Romatoloji Kongresi devam ediyor.
    Her karın ağrısı apandist değil Her karın ağrısı apandist değil Her karın ağrısı apandist değil

    Bu yıl 5’incisi düzenlenen Türk - Yunan Romatoloji Günleri ve 12’nci Ulusal Romatoloji Kongresi Antalya’da devam ediyor.

    İSTANBUL Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Melikoğlu, ani başlangıçlı karın ağrısı, göğüs ağrısı ve ateş ataklarıyla kendini gösteren Ailesel Akdeniz Ateşi hastalığının apandisit ile karıştığını belirterek, "Hastalığın tipik belirtileriyle acile başvuran Ailesel Akdeniz Ateşi hastası olan çocuklar bu nedenle apandisit operasyonu geçirmektedir" dedi.


    2003 yılından bu yana iki yılda bir Türkiye ve Yunanistan’da karşılıklı düzenen Türk - Yunan Romatoloji Günleri’ne, 80 Türk ve 35 Yunan romatolog katıldı. 12’nci Ulusal Romatoloji Kongresi ise 21’i yabancı olmak üzere 500 dolayında bilim adamının katılımıyla toplandı.

    Kongre ve Türk - Yunan Romatoloji Günleri kapsamında düzenlenen basın toplantısında Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) Başkanı Prof. Dr. Hasan Yazıcı, Türkiye’de fizik tedavi ve rehabilitasyon alanıyla romatolojiin çalışma alanlarının birbirine karıştırıldığını söyledi. "Uygar Batı’da fizik tedavicilerle romatologlar aynı işi hiç yapmadı" diyen Prof. Dr. Yazıcı, romatolojinin iç hastalıkları bilgisi gerektirdiğini söylerek, "İyi fizik tedavici bize gelip çok güzel yardım ediyor. Ama romatolog olmak için eğitim alması gerekiyor. Ankara’da politika yaparak bu iş olabilir ama bilim yaparak olmaz" diye konuştu.


    FİZİK TEDAVİ LOBİSİ

    Türkiye’de romatologların sayısının 200’e yaklaşmakla beraber bu sayının yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Hasan Yazıcı, "Bunun yeterli olmaması bu işi fizik tedaviciler yapar anlamına gelmemeli" dedi. Romatolog ve fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı arasında ayrımın kurulamamısında sorumlunun sadece mevcut Sağlık Bakanlığı olmadığını dile getiren RAED Başkanı Prof. Dr. Yazıcı, "Sayıları bizden çok daha fazla. Bir kaç bin mertebesinde insanın yapacağı politik baskı ile bir kaç yüzün yapacağı politik baskı farklı oluyor. Böyle olunca daha iyi lobi yaparsın. Sesimizi daha iyi duyurabilmeye başladık. Eskiden hiç duyuramazdık" diye konuştu.


    EL EKLEMLERİNDE AĞRILARI HAFİFE ALMAYIN

    İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Hatemi, romatizmal hastalıklar içinde en sık görülen hastalıklardan birinin romatoid artrit olduğunu söyledi. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha sık görülen bu durumun genellikle 20 ile 40 yaşları arasında ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Hatemi, "Eklemlerde şişlik, ağrı ve hareket kısıtlığı ile kendisini gösterir. Genellikle eklemleri simetrik olarak etkiler" dedi. En çok etkilenen eklemleri elin küçük eklemleri, el bilekleri, ayağın küçük eklemleri, ayak bilekleri, dirsekler ve omuzlar olarak sıralayan Prof. Dr. Hatemi, hastalığın en karakteristik belirtisinin eklemlerde sabahları daha belirgin olan tutukluk olduğunu kaydetti.


    BEHÇET ERKEKLERDE AĞIR SEYREDİYOR

    Prof. Dr. Gülen Hatemi, 1937 yılında Hulusi Behçet tarafından tanımlanan ve onun ismiyle anılan Behçet hastalığı üzerine yapılan son çalışmalarda hastalığın genç erkekleri daha çok etkilediğinin ortaya çıktığını söyledi. Doğu Akdeniz, Orta ve Uzak Doğu bölgelerinde sık olarak rastlanan ve Türkiye’nin de bu bölge içinde hastalığın en sık görüldüğü ülkelerin başında geldiği Behçet hastalığının ağız içi ve genital bölgelerde nedeni belirlenmeyen iltihaplı bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gülen, "Hastalığın seyri erkeklerde belirgin olarak ağırdır. Genç yaşta, genellikle 20 ila 30 yaşları arasında başlar" dedi. Tekrarlayan ağız yaralarının hastalığın en sık başlangıç bulgusu olduğunu belirten Prof. Dr. Gülen, genç erkeklerde göz ve damar tutukluğu riskinin yüksek olduğunu kaydetti. Yüzde 25 oranında ciddi görme kayıplarının söz konusu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gülen, akciğer damarlarının tutulumu ve beyin tulumunun nadir de olsa hastalığın ölümcüllük riski içinde yer aldığını kaydetti.


    HER KARIN AĞRISI APANDİSİT DEĞİLDİR

    Ailesel Akdeniz Ateşi’nin, Türkiye, İsrail, Ermenistan, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde sıklıkla görüldüğünü belirten İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Melikoğlu, hastalığın tipik belirtilerinin ani başlangıçlı karın ağrısı, göğüs ağrısı ve ateş atakları olduğunu söyledi. Bu atakların 3 ila 10 gün sürdüğü ve kendiliğinden geçerken bazı hastalarda ayda bir kaç kez olmak üzere tekrar ettiğini söyledi. Prof. Dr. Melikoğlu, tekrarlayan karın ağrısı ve ateş ataklarının çocuklarda ve özellikle ailede Akdeniz ateşi hastalığı varsa tanının Ailesel Akdeniz Ateşi olma olasılığının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Melike Melikoğlu, bu hastalığın apandisit ile karıştırılabildiğini kaydetti. Hastalığın tipik belirtileriyle acile başvuran Ailesel Akdeniz Ateşi hastası olan çocukların apandisit operasyonu geçirdiğini belirten Prof. Dr. Melikoğlu, "Ailesel Akdeniz Ateşi tanısından emin olunmayan olgularda da ilaca başlanarak, tedaviye yanıt değerlendirilebilir ve bu yolla tanı koyulabilir" dedi. Prof. Dr. Melikoğlu, hastalık tedavi edilmediği takdirde böbreklere zarar verebileceğini kaydetti.

    OSTEOPOROZA KARŞI GÜNEŞ

    RAED Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Hamuryudan, halk arasında bilinen ismiyle kemik erimesi, osteoporoz hakkıda bir korku ortamı yaratıldığını söyledi. Kemiğin tavaya konması durumunda bile erimeyeceğini kaydeden Prof. Dr. Hamuryudan, "Osteoporoz, kemiklerdeki kalsiyum azalmasına bağlı, kemik yoğunluğunun ve dayanıklığının azaldığı bir hastalıktır. Kırık oluncaya kadar genellikle ağrıya yol açmayan, sincice ilereyen bir hastalıktır" diye konuştu. Osteoporozun özellikle menepoz sonrası dönemde her 3 kadından birinde görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hamuryudan, özellikle 30 yaşına gelinceye kadar dengeli beslenme ve kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinin tüketilmesini önerdi. Ayrıca güneşten yararlanarak D vitamini ihtiyacının giderilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Hamuryudan, "Güneşten yararlanmak için bikini, mayo giymeniz gerekmez. Bacağınızı gösterseniz bile yeter" dedi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim