• BIST 83.067
  • Altın 146,894
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490

    Hadise açıkladı

    19.02.2012 08:02
    Hadise açıkladı
    Obez ithamlarına inat 36 beden olduğunu açıklayan Hadise, balık eti bir kadın olmayı tercih ediyor.
    Hadise açıkladı Hadise açıkladı Hadise açıkladı

     

     

    Gerektiğinde estetik yaptırabileceğini söyleyecek kadar cesur olan Hadise“Sahnede canavar, evde annemin kızıyım” diyerek hayatını anlattı

    -Sizi çok formda gördüm, kilo vermişsiniz?

    Öyle bir maksadım yoktu. Ama çok spor yapıyorum, benim için önemli olan şey doğru anlarda yemek yemek.
    Bazen işimden dolayı tüm gün yemek yiyemiyorum. Her zaman kızartmalardan uzak durdum, hiç yemem. Ama saatler önemli, ona dikkat ediyorum.  Geceleri işim bitince yumurtanın beyazını yiyorum. Bu beni tok tutuyor; onun yanında kepekli ekmek ve diyet peyniri, bir de yoğurt yiyorum. İnsan doyuyor. 

    -Kaç bedensiniz?

    36 bedenim. 

    -Kaç kilosunuz?

    Bilmem, ben hiç tartılmam; hiç. Aynaya baktığımda kendimi iyi görüyorsam tamamdır. Kilo önemli değil. İnsanın duruşu, giydiği kıyafetlerle kendisini nasıl hissediyorsa, o kıyafetlerle nasıl duruyorsun bu önemli. Bazı insanlar 70 kilo oluyor ama inanılmaz fit duruyorlar. Bazıları 53 kilo oluyor ama göbekli oluyor. O göbek onlardan hiç gitmiyor. Daracık elbise giyiyorlar, bacakları incecik ama o göbek orada o zaman o daracık elbiseyi giyemiyorsun. 

    -Siz balık etlisiniz, halinizden memnun musunuz?

    Evet, çok seviyorum. Çok düz hatları beğenmiyorum. Bir kere kıyafetler daha güzel duruyor. Dar kıyafetler giymeyi seviyorum. Daha eğlenceli duruyor, göze daha güzel geliyor. Benim için öyle, tabii herkes için farklı olabilir. 

    - Sahne dışında naif bir genç kadınken sahnede dişi bir kadına dönüşüyorsunuz, orada ne oluyor size?

    Vallahi de bilemiyorum, keşke bunun cevabını bilebilsem. Ha haha. Ayyy sahneye çıkıyorum olan oluyor. Bana bir ışık lazım, bir de rüzgarım lazım. İçimden başka bir kadın çıkıyor. Başka birisi var sanki orada. İnince de başka biri. Sahneden inince Hadise, sahnede canavarlaşıyorum. 

    -Evde star mısınız; yemek yapar mısınız, yer siler misiniz, bulaşık yıkar mısınız?

    Neden olmasın, benim yanımda sürekli biri yok. Ben de bardaklarımı bulaşık makinesine diziyorum. 

    -Çamaşırı elinizde çitilediniz mi hiç?

    Hayır, bunu hiç yapmadım. Anneme yardım ederim ama. Yerleri sildim. Sanatçısın diye böyle şeyleri yapmadım demek bana çok uzak geliyor. Ben de insanım. Annemin kızıyım. Anneme arkadaşları gelince bende evdeysem anneme yardım ederim, misafirlere çay pasta götürürüm. Onlara hizmet ederim. 

    -Size hiç demiyorlar mı, "Sen Hadise'sin starsın,bırak kızım biz yapalım" 

    Diyen oluyor ama ben kendimi öyle görmüyorum, ben evde annemin kızıyım ve anneme yardımcı oluyorum. "Anneciğim sen otur ben kalkarım" diyorum. "Anneciğim sen ne içersin" diyorum. Bunları yapmaktan zevk alıyorum. Annemin dünyasında ben kendime geliyorum. Bana özel davranılmasını sevmiyorum. En pahalı restoranlarda yemek yiyorum, en lüks hotellerde kalabiliyorum. Ama annemin sofrasına oturup Tarhana çorbası içmeyi her şeyden daha çok seviyorum. Benim en sevdiğim çorba Tarhana'dır. 

    -Tarhana çorbasının yanına soğan kırıp yiyor musun?

    Onu babamdan öğrendik. Babam çok sever. Soğanın cücüğü vardır, onu yerim ve çok severim. Mesela o gün kuru fasülye pişmişse yanında güzel olur. Ertesi gün bir toplantım yoksa soğanın cücüğünü yemeyi çok severim. 

    Türkiye'de insanlar eşekle mi geziyor?

    -Bu yıl Eurovision'a genç bir arkadaş gidiyor; Can Bonomo. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Sürpriz bir isim. Can Bonomo bu sene kazansa 50 ülke Türkiye'ye akın edecek. Müthiş bir şey. Keşke birinci olsak.

    -Can Bonomo bu süreçte neleri yapmamalı?

    Eurovision dönemim o kadar ilginç geçti ki bir gün yaşadıklarımı kitap yazacağım. Kimsenin bilmediği ayrıntılar yaşadım. Bunları aslında saklıyorum. Can Bonomo'ya tavsiyem; doğru ekip çok önemli bence. Gereken ülkelere gitmeli, gereken yerlerdeki programlara katılmalı. Ben bunu çok yaptım, 15 ülke gezdim. Demek orada kendini sevdirmelisin, ülkeni konuşmalısın. Ben o dönem Türkiye'yi o kadar konuştum ki anlatamam. Ben şarkıyı bir kenara koydum, Türkiye'yi konuştum.

    -Ne soruyorlardı size?

    Türkiye'yi çok geride kalmış insanlar vardı. "Türkiye'de sadece köyler mi var?" diye sordular. Ya da "İnsanlarınız eşeklerle mi geziyorlar?" diye soranlar oldu. 

    Fazla estetik yaptıran kadınlar kediye benziyor
     
    -Siz organik kadınlardan mısınız, yoksa hormonlulardan mısınız? 

    Hah hah hah; çok hoş bir soru bu. Organiğim, hiçbir yerimde neşter izi yok, çok doğalım. 'Kedi'ye benzemediğim süreçte bence okey'dir. 'Kedi'ye benzediğin an çok kötü. 

    -Şimdi de siz beni şaşırttınız, 'Kedi'ye benzemek ne demek?

    Çok fazla estetik yaptıran bazı kadınlarda 'Kedi' suratı oluyor. Bazı kadınlar 'Kedi'ye benziyor. Bunu ben söylemiyorum, insanlar söylüyor. 

    -Kedi suratı nasıl oluyor?

    Burunlar yukarıya bakıyor, suratlar çok gerilmiş oluyor, gözler ufacık kalıyor, çene törpülenmiş gibi aşağıya doğru sivrileşiyor, mimikler yapılamıyor. Botoks yaptıran insanlar var, burnunu yaptıranlar var. Yaptırsınlar, ben hiçbir şekilde estetiğe karşı değilim ama insan kendinden çıkıyor, o biraz tuhaf oluyor. Eski resimlere bakıyorsun, yeni resimlerine bakıyorsun çok farklı.

    -Siz güzelliğinizi neye borçlusunuz?

    Çok su içiyorum, sigara içmiyorum. Allah'tan; tenim çok iyi. Makyajımı her defasında doğru bir şekilde iyice temizlerim. 

    -Estetik ameliyat gerekse ileride nerenize yaptırırsınız?

    Ben kaşlarımı çok çatıyorum. Orada hafif bir kırışıklık olabilir, 10 sene sonra. Oraya botoks yaptırabilirim. 

    -Sanat dünyasından Nilüfer, Vahide Gördüm ve Deniz Uğur meme kanserine yakalandılar. Bu konuda ne diyeceksiniz?

    Her sene checkup'ı yaptırınca doktoruma, “Göğüs kanseri içinde bir kontrol yapacak mısınız?î diyorum. “Sen daha çok küçüksün" diyorlar. 30 yaştan sonra yapılıyormuş. Geçenlerde uçakta ilk defa Nilüfer'le tanıştım. O Belçika'ya doktora geldi. Ben onu çok seviyorum. İlk defa onunla uçakta tanıştık. 

    -Yani tesadüfen karşılaşıp tanıştınız, öyle mi?

    Evet, tesadüfen tanıştık. “Çok geçmiş olsun. Sizinle ne zamandır tanışmak istiyordum" dedim. Nilüfer çok güçlü bir kadın... Hayatının en kötü dönemlerinden birinde tanıştık. Brüksel'deki doktora muayene olup kemoterapi yaptırıp yaptırmama konusunda kararını vermek üzere gelmişti. Bana, “Aman saçım dökülsün zaten tekrar uzayacakî dedi. Doktorlar, “Kemoterapiye gerek yok ama yüzde yüz emin olmak istiyorsak, kanser geri gelmesin diye kemoterapi yapmamız gerekiyorî demişler. O bana çok ilham verdi. 

    ‘Bana geeel’ hareketim efsane oldu

    --O Ses yarışmasından sonra sokaktaki insanların size tepkisi nasıl değişti? 

    “Bana geeell diye hareket yapıyorlar. Acun bana, “Senin bu hareketin bak efsane olacakî demişti. Bir kere yaptım, ondan sonra Mustafa, Hülya, Murat,“Senin gibi bizde yapalımî dediler. Geçenlerde Dusseldorf'tayım sokakta yürüyorum. Bir anne üç kızı, “Hadise bize geeel!î diye bana dönüp seslendiler. İnanamadım, Acun'un dediği çıktı.

    RÖPORTAJ: ŞEBNEM ÖZCAN-BUGÜN GAZETESİ
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim