• BIST 103.929
  • Altın 147,666
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819

    Erdoğan,Türk markalı otomobil istedi

    20.01.2011 13:47
    Başbakan Erdoğan, TÜSİAD'daki konuşmasında yeniden Türk otomobili markası istedi ve nasıl yapılabileceğini de söyledi.
    Erdoğan,Türk markalı otomobil istedi
    Erdoğan,Türk markalı otomobil istedi Erdoğan,Türk markalı otomobil istedi Erdoğan,Türk markalı otomobil istedi

    Başbakan Erdoğan, TÜSİAD'ın 41. Genel Kurulunda konuşuyor. Onur konuğu olarak toplantıya katılan Erdoğan, TÜSİAD'ın son iki dönemden bu yana kadınlar tarafından yönetildiğini hatırlattı ve "Artık TÜSİAD'ın açılımını açık okumayacaksınız" dedi.

    Başbakan Erdoğan özetle şunları söyledi:

    "1971 yılından itibaren ülke kalkınmasına katkıda bulunmuş TÜSİAD üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum. 1971 yılından darklı olarak 1 trilyon türk lirası GSMH rakamına ulaşmış Türkiye'nin itibarı yükseliyor. TÜSİAD'da dikkat çeken bir yön var  2 dönemdir kadın yöneticiler tarafından yönetiliyor. Bu da kadınların hayata katılımı anlamında önemli. Koç ve Boyner gerekli konuları paylaştılar. Bizler de notlarımızı aldık. Bazı meselelerin yeni olmadığını ve yıllardır ülkeyi meşgul ettiğini biliyoruz. Türkiye'de 10 yıllardır çözülemeyen sorunlar üzerine kararlılıkla gidiyoruz...

    Enflasyon, büyüme, vergi ve istihdam yüklerinin listede yer almadığını geri düştüğünü görüyoruz... TÜSİAD anketinin sonuçları yayınlandı. Burada birkaç sonuç önemli... 2011in ilk üç ayı ve tamamı için beklentileri yorumluyoırlar. Yüzde 25 daha olumlu yüzde 75 aynı diyor. Gelecek yıl için olumlu bakan yüzde 45 seviyesinde... İstihdamda daha olumlu yüzde 55 bakış var... yatırım yapma konusunda  da istihdamla aynı çıktığını görüyoruz...

    Biz bir yatırım yapacağımızı zaman bunun kaynağını ortaya koyuyor. CHP lideri bir takım vaatler ortaya koyuyor. Ama kaynağına ilişkin hiçbir şey yok.
    Sizler işadamısınız. Sizler işadamısınız. Şükür ki bunu ciddiye alan yok.

    Seçim öncesi, para politikalarında sapma yapmayacağız. Seçim politikası uygulamayacağız.

    ANKETLER POZİTİF ÇIKIYOR

    Enflasyon, büyüme, vergi ve istihdam yüklerinin listede yer almadığını geri düştüğünü görüyoruz... TÜSİAD anketinin sonuçları yayınlandı. Burada birkaç sonuç önemli... 2011in ilk üç ayı ve tamamı için beklentileri yorumluyoırlar. Yüzde 25 daha olumlu yüzde 75 aynı diyor. Gelecek yıl için olumlu bakan yüzde 45 seviyesinde... İstihdamda daha olumlu yüzde 55 bakış var... yatırım yapma konusunda  da istihdamla aynı çıktığını görüyoruz...

    Göstergeler hedeflerimiz ile uyumlu... Ankette hukuki belirsizlikler ilk sırada yer alıyor... Son dönemde şahit olunan yumurtalı eylemler de soruluyor. Hayır yansıtmıyor diyenler yüzde 73 seviyesinde... Elbette CEO'lar yapılan bu anket çok manidardır... Burada bir gerçeğe değinmek istiyorum. Dün YÖK başkanı gençlerle toplantı yaptı. Dışarda da 40-50 kişilik grup gösteri yaptı. Şöyle yorum ortaya çıkıyor. YÖK Başkanı seçilmiş konsey başkanları ile görüşüyor. Dışardakiler ise marksist leninist ideolojik gruplar... Ama içerde olanlar seçilmiş kişliler takdir sizin...

    Merkez Bankası'nın ve TÜİK'in yaptığı ankette de şu sonuçlar var. Genel seçime 5 ay kalmış olmasına rağmen işdünyası istikrarın korunacağına inanıyor.. Türkiye 2007 seçimleri ile demokrasi tarihinde ilk kez bu kadar rahat giriyor. Seçimlere ilk kez bu kadar iyimser giriyor. Bunu önemli gördüğümüzü söyleyelim...

    Kaynağını ortaya koymadan harcama yapmıyor tedbirleri milletimizle paylaşıyoruz... Hiçbir alanda populizme tevessül etmiyor. Yardımlarda kaynaklara dikkat edip adamları ona göre atıyoruz. Seçim öncesi muhalefet vaatleri gündeme geldi. 100 katrilyonu aşan 200 katrilyonu aşan bir yük var. Aklı selim ile baktığınızda böyle bir popülizm olabilir mi? Bu rakamları nasıl ortaya sürüyor diye sizler aranızda tefekkür ediyorsunuzdur... Kimse ciddiye almıyor zaten. Muhalefet bu söylemleri belki faizleri yükseltebilir beklentileri olumsuz yönlendirebilir. Millet itibar etmiyor. 8 yıl önce olduğu gibi mali disiplinden taviz vermeyeceğiz..

    Turizm gelirlerimiz ve turist sayısı azalmadı. Krize rağmen azalmadı. 28 milyon turisti aştık.

    TÜRK'E YAKIŞIR OTOMOBİL MARKASI YAPALIM

    Birkaç sevindirici gelişme daha var. Otomobil satışlarında rekora ulaşıldı.

    En iyi dönemde 451 bin adet otomobil satılmıştı, 2010 yılında ise bütün olumsuzluklara rağmen 510 bin otomobil satışı gerçekleşti.

    Geçen gün Koç'a onu dedim. Soyadınıza yakışır bir otomobil yapalım dedim. Burada montajı yapılan değil, gerçek otomobil yapalım dedim.

    Biraraya gelir mi yaparsınız, biriniz tek başınıza mı yaparsınız ayrı. Ama Türk'e yakışan bir otomobil yapalım.

    KRİZ TELLALLARINA CEVAP VERDİ

    Mali disiplinden, para politikalarından taviz vermeden Türkiye'yi büyütmeye devam edeceğiz. 2002'de ekonomiyi devraldığımızda çok kötü beklentiler vardı. Kriz için net tarih verenler bile çıktı. "Baharda kriz geliyor, yazın gelecek, seneye gelecek" diye kriz pompaladılar.

    Şeffaf yapımızla, güven telkin eden yapımızla kriz tellallarını açağa düşürdük.

    Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Bizim şahsi olarak bazı meseleler karşısındaki durumumuz nettir. Şunu söylüyoruz. Bizim şahsi davranışlarımızı başkasına empoze etmeyiz. Ben kendi ailem içinde alkole karşı bir tavır beklemiş olabilir. Bu muhafazakar yapımız yanında demokratız.

    Bunu kimse birbiri ile karıştırmasın. Türkiye'yi anayasa ve yasalar çerçevesinde yönettiğimizi belirtmek istiyorum. Anayasamızda 58. maddede, "Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucudan, cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır" diyor. Bunu ben yazmadım. Bizden önce yapılan bir anayasa bu.

    Kaldı ki kurul bir genelge hazırlamış. Ankara Barosu bir başvuru yapıyor. "Bunlar nasıl hukukçudur ben anlamıyorum. "Alkol bağımlılığı" demiyor, "alkol düşkünlüğü" diyor.

    ABD'de 21 yaş sınırı var. Bizde hiçbir sınırlama yok. İsteyen gidip alıyor. Buraya bir standart getiriyoruz. Buradan çıkıp utanmadan, "şeriat getiriyor" diyebiliyorlar. Biz yasalarla çarpışarak büyüdük. Bizim, kılık kıyafetimizle uğraştılar, bizim fikirlemizle alay ettiler. Biz yasalarla savaşarak geldik.

    Hukukta zaman aşımı utanç verici. "Zaman aşımına girmişti diyerek kendini kurtaramaz. Zaman aşımı anlayışını ben kabullenemiyorum. 1 milyon 600 bin dosya Yargıtay'da bekliyor. Kamera şakası yaptılar. Mülakat kamera ile yapılacak dediler. Biz bize yapılanların hiç kimseye yapılmamasını savunduğumuz için iktidara getirildik. Konuşanlar susturulmasın, kimsenin kılık kıyafetine yemesine karışılmasın dedik.

    Birilerinin yaşam tarzına müdahale edersek kendi kendimizle çelişiriz. Bu kampanya eski bir kampanya.

    Bakınız 1995'te bir olaylar oluyor. BBC, "Radikal dinci başkan Tayyip Erdoğan'ın polisleri ılımlı Müslümanları katlediyor" diye verdi. Hadi onlar yabancı basın. Bizdekiler daha utanç verici.

    Levent'te iki kızımız yandı, işi getirip itfaiyenin bilgisayarlarının besmele ile açıldığına kadar götürdüler.

    Bizim ömrümüz bu yalanları iftiraları püskürtmekele feçti. Biz damdan düşerek geldik. Onun için kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz. Bu konudaki tavırlar, tıpkı ekonomideki gibi bayat bir tezgahtır.

    YARGININ İÇİNDE BULUNDUĞU HAL

    Hukuk sistemi ve yargı alt yapısının ekonomide önemli biri sorun olduğunu biliyoruz. Sadece yerli yatırımcılar değil, uluslararası yatırımcılar tarafıandan da dile getiriliyor. Yargının içinde bulunan hal hepinizin malumu.

    Yargıtay ve Danıştay'da da bazı adımlar atıyoruz, atmakta kararlıyız. Özellikle yüksek yargının sorgulanmasını gündeme getireceğiz. Bu serbest bırakmaları biz mi yaptık. Yargının süresi gelenleri bırakması ile ilgili.

    Yargıtay'ın yükü çok. İstinaf mahkemeleri getirelim dedik engellendik, hakim savcı alalım dedik engellendik.

    Bazı dosyalar görülmezken, benim 2002'de dosyam 24 saatte Diyarbakır'dan getirildi ve 24 saatte karar verdiler, Erbakan ile ilgili 5 günde, Cihaner ile ilgili kararı hemen verdiler.

    Bu tür olaylar, kimin samimiyet testini geçtiğini gösöteriyor. Benim vatandaşım bunların hepsini görüyor.

    Özelleşetirmelerin karara bağlanması yıllar sürer ve Türkiye milyarlarca liralık faiz kaybına uğrarken, öğretcilerin kılık kıyafetelerine ilişkin karar hemen verildi. Kılık kıyafetlerine ilişkin verilen karar, yargıya güveni sarsan bir karar.

    Bu karar öncelikle hukuksuzluktur. Anayasa'da tek bir kısıtlama yapılmazken, yasalara ve anayasaya aykırı alınan bu karar hukuksuzdur.

    İktidar yargıyı siyasallaştırıyor diyenler aslında yargıdaki kapalı devre siyasallaştırılmış yargının devamını isteyenlerdir.

    TÜSİAD'ın hazırlayacağı yeni anasaya çalışmalarını merakla bekliyoruz.

    Türkiye'nin bugünlere gelmesinde büyük katkılarınız oldu. Bir kez daha özgürlükçü yaklaşımınızı bekliyoruz. TÜSİAD'a şükranlarımı sunuyorum.



    Rotahaber

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Altın Borsası, İMKBye entegre olacak05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • Maliye uyardı: Bu son şans!05 Ekim 2012 Cuma 16:49
  • Maliye Bakanlığı 7 bin personel arıyor!05 Ekim 2012 Cuma 15:55
  • Borsa güne yükselişle başladı05 Ekim 2012 Cuma 10:49
  • Gür’ün Bahreynli ortağı batık çıktı05 Ekim 2012 Cuma 09:41
  • Piyasalarda pozitif eğilim sürebilir05 Ekim 2012 Cuma 09:29
  • THY yönetiminde şok gelişme!05 Ekim 2012 Cuma 09:08
  • Doğan ortak alabilir!05 Ekim 2012 Cuma 08:18
  • Vergi avantajı bitiyor05 Ekim 2012 Cuma 08:11
  • Draghiyi bezdirdiler05 Ekim 2012 Cuma 07:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim