• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019

    Coplu, biber gazlı müdahaleye karşıyım

    02.01.2012 08:49
    Coplu, biber gazlı müdahaleye karşıyım
    Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, demokratik eylemlere müdahale edilmesine karşı çıktı. Kılıç, "Şiddet yoksa eylemler tolere edilmeli" dedi.
    Coplu, biber gazlı müdahaleye karşıyım Coplu, biber gazlı müdahaleye karşıyım Coplu, biber gazlı müdahaleye karşıyım

     


     
    Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, güvenlik güçlerinin protestocu gençlere karşı aşırı şiddet kullanımına karşı çıktı. Özgürlük-güvenlik dengesinin iyi kurulması gerektiğini söyleyen Kılıç, “Coplu, saçından çekip sürüklemeli görüntüleri tasvip etmem. Hatta gençlere karşı biber gazı olarak adlandırılan o müdahaleyi onaylamam da mümkün değil” dedi.
    Gençlerin demokratik haklarını kullanabildiklerini düşünüyor musunuz?
    Genç demek özgür düşünen, kuralsız düşünen demektir. Demokratik haklarımızı kullanmamızın sınırı başkalarının haklarını ihlal edinceye kadardır. Sınır budur. Bu sınır içerisinde gençlerimiz haklarını kullanacaklardır.
    Protestoculara göz açtırılmıyor. Gözaltına alınıyorlar?
    Bizim burada gözettiğimiz bir kriter var. Belli gençlik olaylarına yapılan müdahaleler orantısız olmamalı. Eğer gençlerin tepkisinde şiddet yoksa, saldırı yoksa gençlerin sadece sözlü tepki ya da toplanarak verdiği tepkiler tolere edilebilmeli demokratik toplumlarda. Türkiye’de de buna azami derece özen gösterilmektedir. Ama diğer taraftan taşlı, sopalı saldırılar yapılıyorsa bunu da özgürlük olarak değerlendirmek mümkün değildir. Üniversite kürsüsündeki bir siyasetçiye yumurtalı saldırı gerçekleştiriliyorsa bunu ‘yumurta atma özgürlüğü’ şeklinde yorumlayabilmek mümkün değildir.
    Tekme-tokatlı görüntüler genç bir bakan olarak sizi üzüyor mu?
    Coplu görüntüleri ya da saçından çekip, sürüklemeli görüntüleri tasvip etmek elbette ki mümkün değil. Hatta gençlere karşı biber gazı olarak adlandırılan o müdahaleyi de onaylamak mümkün değil. Ama olayın şiddeti ile bunu paralel değerlendirmek lazımdır. Yapılan eylemin yol açabileceği olumsuzluklarla beraber değerlendirilmesi lazımdır. Bu cümleleri kurarken yasakçı olarak da görünmek istemem. Her türlü eyleme özgürlük diyen biri olarak da görünmek istemem. Denge dediğim gibi; ifrat-tefrit denklemidir. Aşırıya kaçılmaması lazımdır. Eylemcilerin de taşkınlık içerisinde olmaması lazım. Eyleme müdahale edenlerin de müdahalelerinde aşırıya kaçmamaları lazım. Hukuk sınırları içerisinde orta yolun bulunması lazım.
    Nedir o orta yol?
    Slogan atabilirler. Bir üniversite salonuna siyasiler, konferansa, panele katılmak üzere gidiyorsa, oradaki bazı öğrenci grupları bu organizasyonu yaptığı için akademisyenler ve siyasiler oraya gitmektedir. Dolayısıyla birilerinin orada kendini ifade etme özgürlüğü varsa bu hak o, organizasyonu yapanların, organizasyonları başarılı bir şekilde yapma hakkını engellememelidir. O salonda ifade özgürlüklerini kullanma hakları bulunan öğrencilerin bu organizasyonu yapma hakkı var. O zaman burada ifrat-tefrit dengesi gözetilmeli. Ne alabildiğine özgürlük, ne de tümden yasakçı bir zihniyet yanlıştır. Herkesin birbirinin özgürlük haklarını ihlal etmeden kendini ifade edeceği bir zemin vardır.
    Öğrenci ve gençliğinizde eylemlere katıldınız mı hiç?
    Demokratik kitlesel eylemler olarak onlarca etkinliğin içerisinde bulundum. Hiçbir zaman tepkimizi dile getirirken karşıt görüşlülere zarar vermek, kamu binalarına saldırmak, polisle çatışmak aklımızın ucundan geçmedi. Dolayısıyla demokratik tepkinin ifade biçiminin de demokrasiye ve hukuka paralellik göstermesi lazım.
    Eylemcinin iyisi, kötüsü nasıl olur?
    Hani kalkıp da öğrencinin el kitabı diye bir broşür hazırlayacak değiliz. Herkes bunu kendisi belirlemelidir. Devletin bu konuda bir hazırlık yapmasının gereği yoktur. Şöyle olursa iyidir, böyle olursa kötüdür diyecek halim yok. Eylem, hukukun ve demokrasinin sınırları içerisinde kalıyorsa; demokratik hak arayışı, demokratik-kitlesel tepki olarak değerlendirilebilir. Ama demokratik hakkımız kullanıyoruz diye yola çıkanlar, diğer kişilerin özgürlüklerini ihlal eden birtakım davranışlar içine giriyorlarsa orada durmak ve düşünmek lazımdır.
    Eylemci gençlerin de ‘Suat Abi’si olacak mısınız? Onlarla görüşür müsünüz?
    Elbette ki görüşürüm. Adana’da bir grup önce sloganik bir yaklaşımla konuşmamı engellemek istediler. Sonra ‘gençler bir saniye önce ben derdimi anlatayım, sonra sizi dinleyeceğim’ dedim. Sonrasında o, muhalif genç grubu ayrıca aldım ve dinledim. Ayrılırlarken ‘Suat Abi’ diye seslenenler oldu. ‘Hiçbir zaman görüşlerinizi onaylamayacağız. Ama bizim görüşlerimize değer verdiğiniz için size saygı duyuyoruz’ dediler. Aşırı sol bir genç gruptu. Bu kabil gruplar gelsinler ben burada da kendilerini kabul ederim. Şu an biz ‘gençlik çalıştaylarını’ yürütüyoruz. Çalıştaylara AK Partili gençlerin yanında bizzat kendim CHP’li ve MHP’li gençleri de davet edip dinlemeyi planlıyorum.
    Ya BDP’li gençler?
    BDP’nin gençlik kollarını bilemiyorum. Bunu bana Sırrı Sakık da sordu. ‘KCK’nın dışında gençlik kollarınız varsa olur’ dedim. Sırrı Bey “Yok” dedi.
    Hükümet, protesto yöntemlerini beğenmiyor. Sizin önereceğiniz protesto teknikleri var mı?
    Gençlerin tepkileri daha kreatif olmalı. 30-40 sene önceki türden; molotofkokteyli atılan, taş atılan, park bahçelerdeki çiçeklerin sopalarla tahrip edildiği, kaldırım taşları sökülen gösteriler artık demode oldu. Oysa ki eylemler sırasında tahrip edilen her şey milli servet. Çok kreatif bir pankart açabilirler. Zekice bir slogan üretebilirler. Gençler için eylemin yeri bugün artık belki de sokaklar ve duvarlar da değil. 60’lı-70’li yıllarda mecra sorunu vardı. Bugün sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte mecra sorunu da ortadan kalktı. Facebook’ta, Twitter’da vb. çok rahat bir şekilde kendilerini ifade edebilmekteler.
    70’lerin gençliği okuyan gençlikti
    70’li yılların gençliği ile bugünkü gençlikten hangisini tercih edersiniz?
    70’li yılların okuyan ideolojik gençliğiyle günümüzün okumayan gençliğini kıyaslamamak gerektiğini düşünüyorum. Ömrünün 3’te birini internet, TV, Playstation gibi şeyler başında geçiren gençlik yapılanmasını zararlı buluyorum. En büyük kaygım şudur: Bir insanın üretebileceği fikir, bilimsel düşünce sahip olduğu kelime dağarcığıyla sınırlı. Kaç kelimeye sahipseniz, üreteceğiniz fikir bununla sınırlıdır.
    Anayasada düzenleme olacak
    Yeni anayasada gençlik olacak mı?
    Mevcut Anayasada gençlikle ilgili zaten 2 madde var. Öncelikli çalışma olarak Avrupa’daki anayasalarda gençlikle ilgili ne tür maddeler var. Bunlara bakıyoruz. Öte yandan ‘gençlikle ilgili anayasada olması gereken düzenlemeler neler olabilir?’ Bunlara bakıyoruz. Bu çalışmaları olgunlaştıracağız. Ve TBMM’de anayasa yazım aşamasına geçilmesinden sonra gençliğe ve spora bakan yönüyle anayasaya madde önerilerimizi TBMM Başkanlığı’na ileteceğiz. 
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim