• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711

    Canım Erdalım Sevgili Babacığım

    11.11.2011 08:13
    Canım Erdalım Sevgili Babacığım
    İsmet İnönü ve Erdal İnönü Mektuplaşmaları, İnönü Ailesi'nin bir dönemin tarihiyle kesişen mahrem hayatlarına ışık tutuyor.
    Canım Erdalım Sevgili Babacığım Canım Erdalım Sevgili Babacığım Canım Erdalım Sevgili Babacığım

    Can Dündar’ın yayına hazırladığı “Canım Erdalım Sevgili Babacığım” adlı kitap, İsmet İnönü ve Erdal İnönü’nün, tarihimize damgasını vurmuş babaoğlun mektuplaşmalarından oluşuyor. 1947’de, Amerika’ya fizik okumaya giden Erdal İnönü’nün, babasına daha uçaktayken yazdığı mektupla başlayıp, 1952 tarihli dönüş yolunda yazdığı mektubuyla son bulan bu kitap, bir Cumhurbaşkanı ile bilim adamı olmaya hazırlanan oğlunun duygu ve düşüncelerini dile getirdikleri mektupları göz önüne seriyor.

    Döneme ait belgeleri, gazeteleri, kartpostalları ve fotoğrafları da bir araya getiren Dündar, bu tarihi mektuplara belgesellerine has bir zenginlik katıyor. Türkiye tarihine damgasını vurmuş İnönü ailesinin, bugüne dek özenle gizledikleri özel hayatlarına tanıklık etmemizi sağlayan Dündar, daha önce hiç dile getirilmemiş sayısız anekdotu aktarıyor. Dündar, “En yoğun dönemlerinde bile hemen her gün oğluyla yazışmaya zaman ayırarak günlük hayatı, görüştüğü insanlar, okuduğu kitaplar, tarihi gelişmeler hakkında ona bilgi veren İsmet İnönü ve Amerika hayatından, gözlemlerinden, katıldığı aktivitelerden, seyahatlerinden, hocalarından, derslerinden, sıkıntılarından bahseden, dünyadaki ve Türkiye’deki siyasal ve bilimsel gelişmeleri ilgiyle takip eden Erdal İnönü’nün kişiliklerini, gözden ırak kalmış yönlerini gözler önüne seriyor” diyor.

    Can Yayınları’ndan çıkan kitapta dönemin ilginç olaylarının da izi sürülüyor: Erdal İnönü’nün Amerika’da evlendiğine dair yayılan söylentiler; Ömer İnönü’nün bir trafik cinayetiyle suçlanmasıyla İnönü’lere karşı yürütülen karalama kampanyası; suikast söylentileri ve Türkiye’de tek parti iktidarının devrilişi sürecinde yaşananlar...

    KİTAPTAN SEÇİLMİŞ MEKTUPLAR

    2 Eylül 1947 Erdal, sevgili oğlum, Bugün büyükannen, annen, Özden geldiler. Sabahleyin saat 9.10’da istasyondan aldım. Ayrılık yorgunluğu henüz üzerlerinde idi. Bizim seyahate çıkmamız ihtimali olduğu için büyükannen İstanbul’da kalmayı düşünüyordu. O da gelmiş. Neşemiz yerine geldi. Senin telgrafın, Bay Açıkalın’ın telgrafı makbule geçti. Şimdi (saat 17.00) hesapça gemi ile hareket etmiş olacaksın, inşallah iyi bir deniz. Ömer seni bekliyor. Bu mektubumda seni New York’ta bekler diye seviniyorum. Annen, paket paket şeker, bisküvi hediyelerini anlattı. Belki bizim başkonsolosa tahsil müfettişine, bir şey tattırırsın. Yahut bize yazarsın da makbule geçecek bir şey göndeririz. New York’ta bakalım kaç gün kalacaksın? Herhalde iki üç gün sanıyorum. Sonra ne ile döndüğünüzü de, olup bittikten sonra öğreniriz. Sağlık olsun. Şimdilik allahaısmarladık. Yarın da görüşürüz canım evladım. (sf.18)

    4 Ekim 1947, Cumartesi: “Bu fedakârlığınız boşa çıkmayacak”

    Sevgili babacığım, Derslere başladık. (....) Söylediğim gibi master derecesi doktora çalışmalarının içine giriyor, doktora tezi yazmaya başlamadan önce birçok ders görmüş olmak lazım ki bunların bir kısmının imtihanını verince master olunuyor. Master olmak için beş sene üniversitede okumak gerekiyor, ben dört sene Ankara’da okuduğuma göre, burada 1948 Haziran’ında master olabileceğim. (....) Beni buraya gönderdiğiniz için tekrar teşekkür ederim. Bu fedakârlığınızın boşa çıkmayacağına inanıyorum, babacığım. (...) (sf.23-24)

    22 Mart 1949, Salı

    “Annen namazda sana dua ediyor”

    Erdalım, sevgili evladım, canım evladım, Hep iyiyiz. Bugün imtihanının ikinci günü. Annen şimdi namazda sana dua ediyordu. Ömer de bugün bir iş için dışarı çıkarılmış; bize de uğramış; akşama dönecek. Bu hafta (28’de) onların imtihanı başlıyor. Yağmurlar başladı; çok şükür. Gözlerinden öperiz. Belki bir telgrafını alırım diye ümitliyim. Mektubun da aralandı. Selamlarımız ve sevgilerimiz seninle beraber. Canım evladım. P.S. Geçen ay para hesabını yazmadın. Bu ay bakalım; daha aylığı ve 200 doları aldığını da bildirmedin. (sf.140)

    5 Mart 1950, Pazar

    “Seçimde ne netice olsa, memnun olacağım”

    Erdalım, Sevgili Erdalım, Şimdi 27 Şubat tarihli bir kartını aldık. Altı günde gelmiş. Çok tatlı bir sürpriz. Sağ ol. Santa Anita Stadyumu’nu gördük, Seminer çalışması yapıyorsun. İmtihan notları olacak herhalde. Başarılar dileriz. Dün buraya Malatyalılar geldiler. Benim bu sefer Malatya’dan, yahut hem Ankara’dan hem Malatya’dan adaylığımı koymamı istiyorlar. Her kazadan, şehirden ve İstanbul’dan gelmişler. Doksan beş kişi idiler. Dün akşam Ömer ve amcan Rıza ile beraber ağırladık. İyi vakit geçirdik. Hep iyiyiz. Hep seni düşünüyoruz. Mayıs içinde bizim de seçimlerimiz var. Ne netice olsa, memnun olacağım. Gözlerinden öperim canım evladım, sevgili evladım. (sf.210)

    3 Nisan 1952

    “Besmele çekerek yola çık”

    Sevgili yavrum, Erdalım, Mektubunu aldım çok sevindim yolun açık olsun canım yavrum, inşallah afiyetle neşe ile gelirsin, gönlünü ferah tut. Hepimiz iyiyiz, seni bekliyoruz. Ömer nişanlısından pek memnun, darısı başına yavrum, inşallah senin de mürüvvetlerini görürüz inşallah, gözlerinden hasretle öperim. Seni Allah’a emanet ederim, besmele çekerek yola çık. Amcan, yengen, Mutlu da görmeye gelecekler. Mevhibe İnönü (sf.283)

    BU KiTAP NASIL DOĞDU?

    Can Dündar: (....) 2007 yılında Erdal İnönü’yle, sonradan “Anka Kuşu”adlı kitaba dönüşecek (İmge, 2009) nehir söyleşiye başladığımızda doğdu bu kitabı yayımlama fikri... Erdal Bey, Amerika’daki eğitim yıllarını anlatırken babasıyla yazışmalarından söz etti. Babasının kendisine yolladığı mektuplar daha önce Sevgi Özel tarafından kitap olarak derlenip yayımlanmıştı. (“Baba İnönü’den Erdal İnönü’ye Mektuplar”, Bilgi Y., 1988) Ancak o kitapta kendisinin cevabi mektupları yoktu. Erdal Bey’e sordum: “Onlar bende” dedi. Arattı. Mektuplar, Pembe Köşk’te bir dosyada çıktı. Dosyayı bana verdi. Bir gecede okudum. Okudukça heyecanlandım. 1 Eylül 1947 tarihinde Londra’dan yazdığı ilk mektup, gidiş yolculuğunun ayrıntılarını anlatıyordu. 1952 Nisanı’nda New York’tan yazdığı son mektupta ise dönüşüne dair ayrıntılar vardı. Arada, Türkiye’nin ve İnönü ailesinin kaderinin değiştiği 5 yıl geçmişti. Amerika’dan yollanan ilk mektupların zarfında sadece “İsmet İnönü. Çankaya-Ankara” adresi vardı. Bir süre sonra CHP iktidarının değişmesiyle mektupların adresi de değişecek, “Çankaya Köşkü”nün yerini “Pembe Köşk” alacaktı. Mektupları yayımlamak için Erdal İnönü’den izin istedim. “Tabii yayımlayabilirsin” dedi. Sevgi Özel ve Özden Toker de baba İnönü’nün mektuplarını bu kitapta kullanmamıza izin verdi. İsmet Paşa’nın Amerika’ya yolladığı mektuplarla, oğlunun ona yazdıklarını tarih sırasına dizip birbirine ekledik. Böylece 60 yıl kadar önce İsmet-Erdal İnönü’nün, pek de okunaklı olmayan elyazılarıyla birbirlerine yolladıkları uzunlu kısalı onlarca mektup, ilk kez buluştu, birbirine kavuştu. (....) (sf.7-8) 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Yine kamera karşısına geçiyor01 Ekim 2012 Pazartesi 23:22
  • Örümcek Adam devam ediyor01 Ekim 2012 Pazartesi 23:21
  • Cennetteki Çöplük filminin galası yapıldı29 Eylül 2012 Cumartesi 23:20
  • En korkunç ölüm sahnesi Türklerin29 Eylül 2012 Cumartesi 11:15
  • Oscara aday Türk filmi27 Eylül 2012 Perşembe 11:53
  • Türkiyenin Oscar adayı belli oldu26 Eylül 2012 Çarşamba 17:43
  • Moskova film için acele ediyor25 Eylül 2012 Salı 07:23
  • Doğum yapmış kadın rolü için kilo aldı24 Eylül 2012 Pazartesi 18:48
  • Türk sinemasının acı kaybı23 Eylül 2012 Pazar 20:52
  • Kozada ödüller bugün veriliyor22 Eylül 2012 Cumartesi 09:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim