• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021

    Biz bu haliyle kabullendik

    19.10.2010 18:59
    Biz bu haliyle kabullendik
    ''Oğlum evleneli 4-5 ay oldu. Gelinimizden memnunuz, onu beğenerek, arzu ederek çocuğumuzun evlenmesine imkan hazırladık.
    Biz bu haliyle kabullendik Biz bu haliyle kabullendik Biz bu haliyle kabullendik

     Kendi iradesiyle şu anda başını açık tutuyor. Örtecek diye bir şey de söyleyemem, kendisiyle böyle bir konu görüşülmedi. Biz onu bu haliyle kabullendik, arzu ettik, beğendik, istedik.''

    Arınç, TV 8"deki "Erkan Tan ile Başkentten" programında HSYK'dan türbana gündemdeki bir çok konuda soruları yanıtlarken geliniyle ilgili soruyu da es geçmedi.


    "HSYK"daki üyelik seçimini Adalet Bakanlığının desteklediği listesinin
    kazandığı" iddialarına yönelik soru üzerine Arınç, çok önemli bir anayasa
    değişikliğinin yapıldığını hatırlattı. Bu değişiklikteki en önemli maddelerden
    birinin HSYK"nın yapısına ilişkin olduğunu bildiren Arınç, 1982 Anayasasına göre
    3 Yargıtaydan, 2 Danıştaydan gelen 5 yüksek yargıcın 12 bine yakın hakim hakkında
    her türlü kararı verdiğini hatırlattı.


    Değişiklik kapsamında çoğulculuğun sağlanması ve üye sayısını artırarak
    tabanın güçlendirilmesinin amaçlandığını ifade eden Arınç, kurula yönelik "al
    gülüm ver gülüm hesabı hareket ettiği" yönünde geçmişte bir takım eleştirilerin
    yapıldığını söyledi. Arınç, şunları söyledi:

    "HSYK için Yargıtay 3 kişiyi, Danıştay 2 kişiyi seçiyor. Onlar da
    Yargıtay ve Danıştaya üye olacakları seçiyor. Dolayısıyla taban genişlerse bu "al
    gülüm ver gülüm" ve kast sistemi ortadan kalkacak, yargıda çoğulculuk ve
    katılımcılık sağlanmış olacak. Ayrıca sadece Yargıtay ve Danıştayı değil başka
    aktörleri de devreye sokmak lazım. 11 veya 12 bin kişi olduğu söyleniyor adli
    yargı ve idari yargıdaki hakimlerin. Bunların kendilerini temsil edecekleri
    seçmeleri çok doğal. İkincisi Adalet Akademisi Kurumu, üçüncüsü Cumhurbaşkanının
    doğrudan seçeceği avukatlık yapmış bürokratlardan. Böylece üye sayısı 22"ye
    çıktı. Bunlardan 10 tanesini hakimlerin, savcıların bizzat seçmesi lazım. Onun
    için de bir seçim yapıldı."

    HSYK üyeliği için yapılan seçimin YSK nezaretinde gerçekleştiğini
    vurgulayan Arınç, YSK"nın bu konuda birçok karar verdiğini söyledi.

    Adalet Bakanlığında bürokrat olarak çalışıp ama hakim sınıfında olanların
    adaylığı için hiçbir engel olmadığına dikkati çeken Arınç, şöyle konuştu:

    "Geçmişte olmuş. YARSAV"ın listesinde yine Adalet Bakanlığı
    bürokratlarından hakimler var. "Adalet Bakanlığının hazırladığı liste ya da
    YARSAV"ın hazırladığı liste ya da Demokrat Hukukçuların hazırladığı listeler"
    diye konuşuluyor. Aslında bu listeleri yok kabul etmek gerek. Bir çarşaf liste
    var 200"den fazla kişi aday olmuş, bu adaylıkları ilan edilmiş, adaylıklara
    itirazlar söz konusu olmuş, propaganda yasağına itirazlar söz konusu olmuş ama
    YSK bunların hepsini de reddetmiş, adaleten hepsini geçerli kabul etmiş. Şimdi
    "Bu Adalet Bakanlığının listesidir" gereği yok, Bu YARSAV"ın hazırladığı
    listedir, bu Demokrat Hukukçuların diye. Bunlar söylenebilir ama gerçek şudur
    YSK, Resmi Gazete"de adayları ilan etti, bu adaylara itirazları reddetti,
    kesinleşti ve 12 bin kişi sandık başına gitti seçimini yaptı."

    -"BUNLAR ÇOCUK DEĞİL"-
    YSK, seçimin güvenli ve dürüst yapılması için her aşamada tüm kararları
    aldığını belirten Arınç, "Buna itiraz, kaybedenlerin üzüntüsünü ortaya koymaktan
    başka bir şey değildir" diye konuştu. Arınç, şöyle devam etti:
    "10 tane seçiliyor, bunlardan 2 tanesinin Adalet Bakanlığında bürokrat
    olması söz konusu edilemez. 12 bin tane hakimi, savcıyı, adli ve idari yargıyı
    etkilemek söz konusu olamaz. Bunlar çocuk değil. Bunlar kürsüde yıllardan beri
    görev yapmış insanlar. Bunların da aklı var, bunların da fikri var, bunların da
    düşüncesi var, bunlar da bir seçim yaparken belli kriterlere göre oy veriyorlar.
    Bazı derneklerin sesleri fazla çıkmış olabilir ama bunların tabanda çok fazla
    itibar görmediği ve beğenilmediği şeklinde bir sonuca da ulaşabilirsiniz. 12 bin
    kişi sandığa gitti, seçimini yaptı ve bir liste ortaya çıkardı. Bu listede
    seçilenler olduğu gibi seçilemeyenler de olabilir. İlla Osman Kaçmaz"ın veya bir
    başkasının da seçilmesi gerekmiyor. İlla Ahmet"in veya Mehmet"in seçilebileceği
    diye bir garanti de yok."

    "YARSAV"ın listesinde de Adalet Bakanlığında çalışanların" olduğunun
    hatırlatılması üzerine Arınç, şunları kaydetti:

    "Bakanlık merkezinde çalışanlar var. O anlı, şanlı başkan Ömer Faruk
    Eminağaoğlu yıllardan beri tetkik hakim görünüyor. Her gün televizyon televizyon
    dolaşıyor ama, görevini nasıl yaptığını da doğrusu çok fazla bilmiyorum, bunların
    hepsi Adalet Bakanlığının merkez teşkilatında, Yargıtayın merkezinde, Danıştay
    merkezinde çalışan insanlar. Asıl etkileyecek olanlar onlar. Yıllardan beri
    Danıştayda tetkik hakim olarak çalışıyorlar, yıllardan beri Yargıtayda tetkik
    hakim olarak çalışıyorlar. Yargıtayın bütün dairelerini biliyor, Anadolu"dan
    gelen dosyalar üzerinde inceleme imkanı var. Hakimlerle, savcılarla her zaman
    görüştüklerini kabul edebilirsiniz. Bunlar hayatın doğal akışında olacak şeyler
    ama seçim başka bir şey, sandığa gitmek başka bir şey, insanların tercihini hangi
    ölçülerde kullandığını tespit etmek farklı bir şey. Bu seçim bence çok demokratik
    bir seçim oldu. Bunun aksi bir sonuçta ortaya çıkabilirdi. Şunlar şunlar da
    seçilmiş olabilseydi, her halde bir başkasının onları eleştirmesini duymuş
    olacaktık. Adalet Bakanlığından sadece iki tane bürokratın YSK"nın verdiği izinle
    aday olabildiğini, bu adaylığı sebebiyle de bütün teşkilatı etkilemiş olacağını
    kabul etmek mümkün değil."

    -BAŞÖRTÜSÜ SORUNU-

    Bülent Arınç, başörtüsü sorununa ilişkin sorular üzerine, bu konuda
    geçmişte çok şey söylediklerini, artık söyleyecek yeni bir şey bulunmadığını
    belirtti.
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu"nun seçimden önce ve sonra "artık
    bu sorunu çözmek gerek, biz gelirsek çözeceğiz" sözlerini anımsatarak, diğer
    partilerin de kendilerine düşeni yaptıklarını dile getiren Arınç, TBMM Grup
    Başkanvekillerinin bu konuda yasal anlamda ne yapılabilecekse onları görüşmek
    üzere yarın bir araya geleceklerini söyledi.
    Kimsenin niyetini sorgulamak gibi bir yaklaşımları olmadığını vurgulayan
    Arınç, geçmişe yönelik bazı tereddüt ve endişeler olabileceğini belitti. Arınç,
    "CHP bu konuda ne kadar samimi ise bunu davranışlarıyla ortaya koyacak.
    Sanıyorum onlardan gelen talepler olursa bizim arkadaşlarımızla öyle inanıyorum
    ki bir konuda uzlaşmaya gidilebilir ve bu sorun dileriz ki artık konuşulmaktan,
    sorun olmaktan çıkar ve özgürlüklerin genişlediği bir Türkiye"de özellikle
    üniversitedeki genç kızlarımız eğitimlerine rahatlıkla devam edebilir." dedi.

    -"BAŞINI AÇIK TUTANLARA TERS GÖZLE BAKMADIM"-

    Arınç, "Oğlunuz evlendi. Gelininizin başı örtülü değil. Bunu nasıl
    yorumladınız" sorusu üzerine, şunları söyledi:
    "Oğlum evleneli 4-5 ay oldu. Gelinimizden memnunuz, onu beğenerek, arzu
    ederek çocuğumuzun evlenmesine imkan hazırladık. Kendi iradesiyle şu anda başını
    açık tutuyor. Örtecek diye bir şey de söyleyemem, kendisiyle böyle bir konu
    görüşülmedi. Onun da bu konuda talebi olmadı. Biz onu bu haliyle kabullendik,
    arzu ettik, beğendik, istedik. Benim eşimin ve kızımın da başı örtülü. Onlar da
    kendi iradeleriyle böyle bir tercihte bulundu. Ben şahsen bundan çok memnunum ama
    bizim ailemizin, akrabalarımızın içerisinde onlarca başı açık kızımız var,
    gelinimiz var. Birbirimize hiç ters bakmadık, birbirimizi hiç incitmedik, onlar
    bize, biz onlara karşı incitici hiçbir söz de sarf etmedik. Dışarıda bir kısım
    kesimler bizi başörtüsünden başka bir şey kabul etmeyeceğimizi düşünüyor. O kadar
    yanlış ki, bu şartlanmışlık maalesef. Nasıl olur da Bülent Arınç"ın gelinin başı
    açık olur? İşte oluyor bak, görüyorsunuz."
    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, "Oğlunuz "Baba ben
    evleneceğim, böyle bir kızla konuşuyorum" dediğinde de hiçbir şey demediniz mi"
    sorusunu da şöyle yanıtladı:
    "Çok şeyler dedik de bu konuda baskıda bulunmadık. Çok şeyler söyledik
    tabii anne ve baba olarak ama bu yeni bir beraberlik değil, üniversiteye ilk
    başladıklarından bu yana bir arkadaşlık vardı. Biz çok mutluyuz, onlar da çok
    mutlu. Halk şunu bilsin, ben, eşimin, kızımın, akrabalarımın başörtülü olmasından
    dolayı memnuniyet içindeyim ama başını açık tutanlara karşı da ters gözle
    bakmadım, bundan sonra da bakmayacağım. Onların bir kararı olarak görüyorum ve
    saygı duyuyorum. Dolayısıyla herkes bu anlayışta olabilse. Bizi başörtüsüyle
    özdeş hale getiren ve bunun yanına başka şeyler katan insanlara da şunu tavsiye
    ediyorum, sizin kızınızın, eşinizin başı açık olabilir ama çocuğunuz günün
    birinde başı örtülü kendisine bir eş almak istediği zaman tavrınız ne olacak. Ben
    şu anda çok rahatım, mutluyum. Benim için mutluluk oğlumun eşiyle anlaşabilmesi.
    Çok şükür ki inançlı, ibadetini yerine getirebiliyor ama başörtüsü konusunda
    bugün bu iradeyi göstermemiş. Bizim ona her gün şöyle yap, böyle yap diyecek
    halimiz yok. Onu kırmamak için fazladan hiçbir şey konuşmuyoruz, yanlış
    anlaşılabilir diye. Biz onu benimsedik, gelinimiz olarak kabul ettik."

    -BEDELLİ ASKERLİK-
    Bülent Arınç, bu konuda birkaç kere konuşunca başına gelmeyenin
    kalmadığını söyledi. Elinde bir sihirli değnek varmışcasına kendisine bedelli
    askerliği yarın çıkaracakmışcasına ümit bağlandığını söyleyen Arınç, sözlerini
    şöyle sürdürdü:
    "Onları ümitsizliğe sevk etmek istemem, fikir olarak bu düşünceden
    yanayım. Belli bir yaşı geçmiş, toplumda belli bir statüko kazanmış, kendi işini
    kurmuş, yurt içi, dışı bağlantıları olan veya herhangi bir üniversitede öğretim
    üyesi durumuna gelmiş yani artık bu yaşla, konumla askerlik yapması mümkün
    olmayan insanların bedelli askerlikten istifade etmesini ben bir hak olarak
    görüyorum. Bunun bir başka türlüsü esasen var. Yurt dışında belli bir süre
    çalışırsanız Burdur"da 28 günlük bir misafirlik mümkün olabiliyor, bedel
    karşılığında. Bunun bir başka şeklinin bedelli talep edenler için yapmamak bence
    mümkün değil. Ancak milli savunmanın kendi gereklerini de dikkate almak
    mecburiyetindeyiz. Bu konuyu tamamen kapsayacak bir düzenlemenin ümit ediyorum ki
    yakında hükümetimize gelmesi söz konusu. Sayın Başbakanımız da perşembe günü bir
    brifing alacağını söyledi. Belki yılbaşına kadar inşallah, ümit ediyorum,
    bedelli, tek tip, askerliğin süresi, sınır birliklerinin kurulması konusunda
    ortaya bir tasarı konulacak ve bu iş gerçekleşecek."

    AA

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim