• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258

    Bayramdan bayrama ''hayat bulan'' gelenekler

    19.08.2012 12:39
    Bayramdan bayrama hayat bulan gelenekler
    Geleneksel Bayram Kutlamalarında geçmişten bugüne yaşatılan geleneklere ışık tutuyor. Türkiyenin dört bir yanında bayram kutlamalarının nasıl oldugunu araştırıldığında, farklı ve ilginç kutlamalarla karşılaşıldı.
    Bayramdan bayrama ''hayat bulan'' gelenekler  Bayramdan bayrama ''hayat bulan'' gelenekler  Bayramdan bayrama ''hayat bulan'' gelenekler

    Araştırmada elde edilen verilerin ''Türkiye'de Yaşayan Ramazan ve Kurban Bayramı Geleneksel Kutlamaları'' adıyla bir kitapta derlendiğini belirten Gazi Üniversitesi (GÜ) Türk Halk Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öcal Oğuz, Kutlamaların çoğunu eş dost, konu komşunun birlikte hazırladığını bunun toplumdaki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirdiğini ifade etti.

    Ayrıca kutlamaların çeşitliliğinin, zengin kültürel mirasın yansıması olduğunu da ifade eden Oğuz, ''Kitapta yer verilen kutlamalardaki geleneksel davranışlar, söylenen türkü, tekerleme ve maniler, kalıplaşmış sözler, oynanan oyunlar, sözlü kültürün kuşaktan kuşağa aktarılarak kendi doğal ortamında ne denli ilginç, zengin ve tarihten süzülüp gelen örneklerle yaşadığını gösteriyor'' dedi.

    Bayramlardaki kutlamaların mitolojik veya dini bir kökene dayandığını dile getiren Oğuz, ''Bayram kutlamaları çocukların sosyalleşmesi, grup davranışlarını benimsemesi, toplumun kültür ve değerlerine sahip çıkması bakımından önemli bir basamak'' diye konuştu.

    Türkiye genelindeki bayram kutlamalarına yer verilen araştırmada farklı yörelerde yaşatılan gelenekler şöyle sıralanıyor:

    Ebebiş (Ankara-Kızılcahamam)

    Bayram namazından önce veya sonra çocuklar kendi aralarında gruplar oluşturur. Grubun idarecisi olacak olan bir ebe seçilir. Ebe grubun ziyaret edeceği evleri belirler. Ebe önderliğinde bayram namazından önce veya sonra çocuklar bütün mahalleyi kapı kapı dolaşır. Büyüklerin ellerinden öpüp, karşılığında yemiş, şeker veya harçlık alır. Topladıkları bu yemiş, şeker veya paralara ''ebebiş'' denir. Çocuklar bayramlaşma için kapısını çaldıkları evin önünde ''ebebiş ebebiş, vermeyen çürük diş'' tekerlemesini söyler.

    Bayram Çıkarma Geleneği (Kastamonu-Taşköprü)

    Kızılcaören köyü, ramazan ve kurban bayramlarında çevre köylerden gelen misafirlerle dolar. Bayram namazından çıkan cemaat cami avlusunda halka olur ve herkes birbiriyle bayramlaşır. Çevre köylerden bayram namazına gelenleri, Kızılcaören köylüleri ikişer, üçer kişilik gruplarla kendi evlerine götürür. Çevre köyden gelen insanlarla kahvaltı yaparlar. Öğle namazına gidilirken, evde kadınların hazırladığı yemekler cami avlusuna götürülür. Bu yemekler arasında en yaygın olan kavurmadır. Bütün köylü o avluya toplanır, çevre köylerden gelen misafirlerle yemekler yenir, salıncaklar tahterevalliler kurulur, eğlenilip hoşça vakit geçirilir. Daha sonra misafirler kendi köylerine gider ve köy halkı da evlerine dağılır.

    Bayram Konatı Geleneği (Bartın)

    Konat, üzerinde çeşitli yemekler bulunan sininin adıdır. Bayram günü, bayram namazı kılındıktan sonra cami hoparlöründen konat yapılacağı köy halkına duyurulur. Bayram namazını kıldıktan sonra eve giden köyün erkekleri, eşlerine konat yapılacağını ve konat götürme saatini söyler.

    Her hanede kadınlar belirlenen saate kadar çeşitli yemekler hazırlar ve konat sinisine koyar. Konatlar, soğuk ve yağışlı havalarda köyün camisinin misafirhanesine götürülür. Konat yemekleri genelde yöreye özgü yemeklerdir. Ayrıca hazırlayan ailenin maddi durumuna göre değişiklik arz edebilir.

    Hazırlanan bu yemekler, öğle namazının kılınmasından sonra hep birlikte yenir. Konat yapılmayan köylerin halkı, konat yapılan köylere gider. Böylece konat geleneği adı altında hısım akraba bayramlaşır. Konat bittikten sonra sohbet başlar, sohbetin ardından konat olan başka köylere gidilir. Bu gelenek sayesinde yöre köylerinin tamamı birbiriyle bayramlaşmış olur.

    Bayram Yeri (Kocaeli-Kandıra)

    Kocaeli'nin Kandıra ilçesine bağlı birçok köydeki ramazan ve kurban bayramlarında, çeşitli eğlence ve oyunlar yaşatılır.

    Bayram günü köy meydanına toplanan gençler hem kendi aralarında hem de diğer komşu köylerden gelenlerle bayramlaşır ve çeşitli oyunlar oynar. Bayramlaşma ve hoş vakit geçirip eğlenme amaçlı oynanan oyunlar bir anlamda genç kızların görücüye çıktığı yer olarak da kabul edilir. Genç kızlar ve erkekler hep birarada oyunlar oynar, birlikte eğlenir. Oyunlar oynamanın yanında, kol kola girip şarkılar söyler, evlere ziyarete gidip beraber yemek yer. Bayram Yeri geleneğinin uygulandığı köylerde oynanan oyunlar tavşan kaç tazı tut, salıncağa binme, şık şık oyunu ve çarçap oyunudur. Bu oyunlar sayesinde genç kızlar ve erkekler birbirlerini tanır, sosyalleşir ve ileriye dönük kararlar alır, hayatlarını birleştirecekleri eşlerini seçer.

    Çocuk Sevindirme (Elazığ-Maden)

    Elazığ'ın Maden ilçesinde ramazan ve kurban bayramının arife günlerinde mezarlık ziyaretiyle hazırlanan şekerlemeler çocuklara dağıtılır. Geceden hazırlanan çörekler ve erkekler tarafından önceden alınan şekerlemelerle arife sabahı mezarlığa gidilir.

    Mezarın başında dualar okunduktan sonra getirilen çörek ve şekerler mezarların başına konur. Büyükler gittikten sonra gelen çocuklar şekerleri alır.

    Bırakılan şekerlerin dışında çocuklara mezarlık dışında da şeker dağıtılır. Mezarlıkta bayramlaşma da gerçekleştirildikten sonra herkes kendi dost ve akrabasını ziyaret eder, aile büyüklerinin yanına gider. Aileler getirdikleri şekerleri mezarların başına koyarak ölen kişilerin ruhlarının sevineceğine, çocukların bu şekerleri yemesiyle de ruhların sevap kazanacağına inanır.

    Dede-Salıncak Kurma (Denizli-Çardak)

    Bayramın ikinci ve üçüncü günleri genellikle öğle namazından sonra köyün gençleri tarafından ''Dede'' denilen yaşlı ağaca salıncak kurulur. Dede ağacı köylü için çok kutsaldır ve ağacın kırılıp düşen dalları bile yakılmamaktadır, yakılması halinde bir musibetin baş göstereceğine inanılmaktadır.

    Geleneğe çocukları sevindirmek amacıyla çikolata ve gofret dağıtılarak başlanır. Salıncağa binen kişi asla kendi sallanmaz. Dört kişi iki ipi ayrı ayrı tutar ve bu ipleri binen kişiye çarparak sallar.

    Sallayanların güçlü, kuvvetli ve erkek olmasına dikkat edilir. Fakat sallama işini iyi bilen kadınlar varsa onlar da sallayabilir. Bu arada mani türkü bilen kişiler de eğlenceye renk katar. Sallanan kişi korkmaz daha hızlı sallanarak korkması sağlanır.

    Helesa (Sinop)

    Helesa'nın ortaya çıkışı konusunda yaygın bir efsane anlatılmaktadır. Efsaneye göre, kış mevsiminde Karadeniz'de yelken açan gemiler sığınacak üç liman bulurmuş. Bu limanlar, Temmuz, Ağustos ve Sinop imiş. Fakat Temmuz ve Ağustos limanları fırtınalı zamanlarda dalgaları engelleyemediği için gemiler Sinop limanına yanaşırmış. Böyle fırtınalı günlerin birinde bir gemi Sinop limanına yanaşmış. Haftalarca limanda kalmış ve gemicilerin kumanyaları bitmiş. Gemiciler de karaya çıkıp insanlardan yiyecek dilenmek istemezmiş. Kaptanın aklına bir fikir gelmiş eline feneri alıp ev ev mani söyleyerek dolaşıp ve yiyecek içecek toplamış.

    Bugünden sonra bu uygulama Sinop'ta gelenek halini almış ve her ramazan ayının on beşinden başlayarak her akşam Helesa'ya çıkılmaya devam edilmiş.

    Yörenin gençleri, fenerlerle, mumlarla süsledikleri kayıklarıyla kıyıya çıkıp, akşam iftardan sonra bu kayıkları dörder beşer kişi omuzlarına alıp mahalleye gelir. Kayığı her evden görülecek şekilde açık bir alana koyar ve her evin kapısının önünde Helesa manisinden parçalar söyleyerek bahşiş toplar. Evlerden Helesacılara bahşişler atılır ve bu bahşişler bir mendilin içine koyulup, düştüğü yer görülsün diye mendilin ucu yakılır.

    Bugünlerde toplanan bahşişler ise bir hayır kurumuna bağışlanır. Helesa geleneği uygulaması tam bir şenlik havasında geçer ve halen Sinop'ta bütün canlılığıyla yaşatılmaktadır.

    Kızlar Bayramı (Zonguldak-Alaplı)

    ''Kızlar bayramı'' Zonguldak'ın Alaplı beldesinde gençlik bayramı olarak da adlandırılan, ramazan ve kurban bayramlarının son gününde kutlanan bir gelenektir. Bu bayram sayesinde gençler birbirleriyle tanışır, evlenip yuva kurar. Köyler arasında yapılan ziyaretler ve bayramın değişik günleri sırayla üç dört köyün birleşerek aynı köye gitmesiyle ortaya çıkan bir gelenektir.

    Ramazan Bayramı'nın son gününün ertesi günü Kızlar Bayramı adı verilen kutlamalar yapılır. Hükümet Caddesi'nde sabahın erken saatlerinde toplanan kalabalık içinde genç kız ve erkekler birbirlerini beğenirken, uzun zamandır görüşmeyen akrabalar da birbiriyle hasret giderir.

    Köylerden gelen kızlar ve erkekler yöresel kıyafetlerini giyer. Toplanan gençler, ''Kaptaşın altı bayır, yanıyom cayır cayır, ana beni eversene, hem sevap işlersin hem de hayır'' manisini söyler.

    Memecim Giliği Geleneği (Sivas)

    Memecim, yöreye özgü küçük, yağsız simittir. Arife günü fırıncılar ekmeği, simit şeklinde yaparlar ve buna ''gilik'' denir. Yaklaşık 7 santimetre çapında, susamsız, kuru, sert ve tuzsuzdur. Bu memecim gilikleri fırından satın alınabildiği gibi evlerde de yapılır. Arife sabahı, bayramlık elbiselerini giyen çocuklar ellerine birer sopa alırlar ve konu komşuyu, mahalleyi gezmeye başlar. Vardıkları kapının önünde, ''Memecimin havası, madelerin tavası, gökten rahmet, yerden bereket, amin amin bir gilik'' manisini söyleyerek ev sahibinden gilik ister. Bu sözleri duyan ev sahibi, önceden hazır ettiği giliklerden çocukların sopalarına takar. Eğer gilik yoksa para, şeker, leblebi gibi yiyecekler verir. Çocuklar aldıkları hediyenin karşılığında ev sahibine dualar ederek ayrılır.

    Ziyrat Yeri Toplantısı (Kastamonu-Araç)

    Bayram namazının ardından, akşamdan hazırlanan helva ve ekmekleri alan köylü hep beraber mezarlığa gider. Topluca yapılan bu mezar ziyaretinin ardından mezarlığın en yüksek noktasında yer alan eski, yosunlaşmış, rengi siyaha dönmüş, taştan, tek parça halinde olan ve kime ait olduğu bilinmeyen mezarın başına gidilir. İmam mezarın başında ayakta dua etmeye başlar, köylüler ise bu mezarın başında geniş bir halka oluşturacak şekilde dizilerek duaya katılır. Bu esnada köyün gençleri yere serilen sofraların üzerinde, halkın getirdiği helvaları ekmeklerin arasına koyar, duadan sonra beraberce yer. ''Ziyrat'' adı verilen mezarlığın en yüksek yerinde yer alan bu mezarın, köye ilk yerleşenlerden birine ait olduğuna inanılmakta, köyde yaşayanlar tarafından saygı duyulmakta, her bayram ziyaret edilmektedir.

    Kahke (Gaziantep)

    Geleneğe adını veren ''kahke'', un, yağ ve su ile yapılan bir yiyecektir. Kahkeler, Ramazan Bayramı'nın arifesinde yapılır, evlerde hazır edilir ve bayram günü eve gelen misafirlere ikram edilir. Yöre çocukları, kapı kapı dolaşarak, büyüklerin ellerini öper, kapısını çaldıkları evin durumuna göre bazen para, bazen şeker, sıklıkla da kahke ile sevindirilir. Çocuklar, kahke toplamak için bazen ağaçtan yapılmış çubuk, bazen de plastik torba kullanır.  

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim