• BIST 75.562
  • Altın 129,189
  • Dolar 3,4138
  • Euro 3,6643

    Başörtüsü sorunu bitti

    10.11.2010 11:30
    Başörtüsü sorunu bitti
    YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, göreve geldiği dönemde en önemli sorun olarak katsayı ve başörtüsünü gördüğünü belirterek, "İkisi de hallolmuş durumdadır. Mümkün olduğu kadar insanları tatmin edecek derecede halloldu" dedi.
    Başörtüsü sorunu bitti Başörtüsü sorunu bitti Başörtüsü sorunu bitti

    Anadolu Ajansı"nı ziyaret eden Özcan, görev süresinde yaptığı çalışmaları
    anlatarak, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Görevinde üç
    yılı 10 Aralık 2010"da tamamlayacak olan Özcan, soru üzerine şu değerlendirmeyi
    yaptı:
    "Sizin gözünüzde benim yaptığım iki tane şey çok önemli olabilir; bir
    tanesi katsayı, bir tanesi başörtüsü ama benim gözümde önemli olan şeyler onlar
    değil. Benim gözümde önemli olan Danıştay"ın maalesef yürütmeyi durdurma kararı
    verdiği, öğretim üyeleri dışındaki elemanların üniversiteye alınmasıyla ilgili
    düzenlemedir. Üniversiteye en iyinin iyisini almak çok önemli bir iştir. Bu,
    üniversitenin 20-25 yılını garanti eden birşeydir. Ama maalesef Danıştay bu güzel
    düzenlemeyi durdurdu.
    Ayrıca benim için önemli olan şeylerden birisi de öğretim üyelerinin
    lisan öğrenimi için yurtdışına gönderilmesi. Çünkü çok ciddi bir şekilde yabancı
    dil problemimiz var üniversitelerde. Hala 7-8 bin yardımcı doçent lisan bilmediği
    için bir üst kademeye geçemiyor. Neredeyse yaşlı insanlar oldular, memur haline
    geldiler artık, öğretim üyeliğinden çıktılar.
    Getirdiğimiz Farabi Değişim Programı da benim için güzel bir uygulamadır.
    Öğretim üyelerinin ve öğrencilerin Türkiye sathında mobilitesini sağlıyor.
    Şimdilerde yapacağımız performansa dayalı ödüllendirme sistemi de fevkalade
    birşey. Çalışana ödül vermek, çalışmayana vermemek hem rekabetin gelmesi hem de
    üniversitedeki bilimsel çıktıların artması açısından son derece önemli
    birşeydir.
    12 Eylül mahsulü olan YÖK"ün çok kötü bir ismi var ama 10 yıl sonra
    baktığınızda sanıyorum insanlar bunu takdir edeceklerdir. "Her ne kadar biz çok
    yüklenmişsek de o dönemde böyle böyle iyi işler yapıldı" diyeceklerine
    inanıyorum. Güzel şeyler yapılıyor. Bunlar hiçbir siyasi amaçla yapılmıyor.
    Mesela rektör seçimlerinde rektör adayları açısından, onların gözünde biz
    hatalı olabiliriz ama bizim de aklımızda "rektör karnesi" diye birşey var. Bir
    rektörün 4 yıllık hizmetine bakıp ne kadar başarılı olduğunu değerlendirecek,
    bizim de bir sistemimiz var. Zaman zaman biz kurul toplantılarında bunları
    konuşuruz. "Şunu yapmasaydı iyi olurdu, bunu yapmasaydı iyi olurdu, şu da şöyle
    davranmadı, kadroları böyle dağıttı" diye bizim de kullanacağımız şeyler var.
    Diyorlar ki üçüncü sıradaki adayı birinci sıraya koydu. Bunun bir hikmeti var. Bu
    da karnesi. Şimdiye kadar yaptığı faaliyetlerde ne kadar başarılıdır diye
    bakıyoruz. Ama bunu dışarda bilmedikleri için diyorlar ki "üçüncü sıradaki adayı
    birinci sıraya çıkarttılar." Biz karnesine bakıyoruz, gazeteciler siyaseten
    zannediyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı geçen gün söyledi kimleri atadığını. Çok hak
    yediğimizi zannetmiyorum."

    -"BAŞÖRTÜSÜ SORUNU BİZE GÖRE BİTTİ"-

    "Başörtüsü sorunu bitti mi üniversitelerde?" sorusuna Özcan, "Bize
    göre bitti ve biz artık o işe karışmıyoruz. Artık siyasilerin işidir, onlar
    yapacaklar. Biz üniversiteler tarafını hallettik gibime geliyor. Üniversite zaten
    istiyor bunu. Herkesin üniversitelerde başörtüsünün serbest olması konusunda
    konsensüsü var. Bütün partilerin var, halkımızın da var. Bence bitmiştir"
    yanıtını verdi.
    "Rektörler arasında da konsensüs var mı?" sorusu üzerine Özcan, "Yüzde
    98 var. Belki bir-iki tane üniversitemiz vardır, bu konuda farklı görüşe sahip.
    Bence onlar kendileri hallederler bundan sonra" diye yanıtladı.
    "YÖK Başkanlığına geldiğinizde en önemli sorun olarak katsayı ve
    başörtüsünü mü görüyordunuz?" sorusunu Özcan, "İkisini görüyordum, ikisi de
    hallolmuş durumdadır. Mümkün olduğu kadar insanları tatmin edecek derecede
    halloldu. Yüzde yüz olmadıysa bile katsayıda küçük birşey kaldı. Başörtüsünde de
    itiraz eden bir tane üniversite bile olsa yüzde yüz bir konsensüsten bahsedilemez
    ama çok yüksek oranda bir konsensüsle kabul edildi diyebiliriz" diye
    yanıtladı.

    -"HEDEFİM, AKREDİTASYON KURUMU"-

    Kalan bir yıllık görev süresinde yapmayı planladığı çalışmaları da
    anlatan Özcan, en büyük hedeflerinden birinin Türkiye Akreditasyon Kurumu"nu
    kurmak olduğunu ifade etti. Üniversitelerdeki alanlarla ilgili akreditasyon
    kuruşlarını "Türkiye Akreditasyon Kurumu" adıyla oluşturulacak bağımsız bir
    çatı altında toplamak istediklerini dile getiren Özcan, bu kurum aracılığıyla
    üniversiteleri her yıl akredite etmek istediklerini belirtti. Özcan, bu çerçevede
    YÖK"ü sadece idari ve mali denetim yapar hale getirmeyi hedeflediklerini ifade
    etti.

    -SİVİL POLİS-

    Basında çıkan "üniversitelerde sivil polis" ile ilgili haberlere tepki
    gösteren Özcan, şunları söyledi:
    "Bundan 6-7 ay önce bizden ve emniyetten birkaç kişi üniversiteleri
    bölgelere ayırdı ve bölge bölge gezip toplantılar yapıldı, üniversitelerde
    öğrenci hareketleri veya başka türden problemler olursa emniyet tedbirleri nasıl
    alınabilir, nasıl sağlanabilir diye. Bu ekip 7-8 bölgeye gitti. Alınan güvenlik
    tedbirleri bu toplantılardan çıkan sonuçlardır. Hiç bir tanesi YÖK"ün kararı
    değildir onların. Onlar topluca alınmış kararlar.
    Ben şahsen ne polisin ne de jandarmanın üniversitede olmasını isteyen
    biriyim. Benim böyle olduğumu ODTÜ"de herkes bilir. Öyle şeyler yazıyorlar ki
    sanki sivil polisi biz davet etmişiz. Zaten sivil polis var üniversitede.
    Zaten ne jandarma ne de polis üniversitede olmak istiyor. Kim ister ki
    öyle birşeyin ortasına gitmek, orada bulunmak, bütün yıldırımları üzerine çekmek.
    Onlar diyorlar ki "Biz eğer konuşlanacaksak üniversitenin çok uzağında bir yerde
    konuşlanalım, eğer birşey olursa bizi çağırın gelelim." Tabii herkes taş atıyor,
    yumurta atıyor, geçerken kötü bakıyor. Kim böyle bir muamele ister. Onların da
    niyeti yok yani.
    Bugünlerde böyle bir furya başladı, YÖK sivil polisleri davet etmiş de
    onları üniversitede konuşlandırmak için yer istemişiz de üniversitelerden....
    Kesinlikle alakası yok. Ben şahsen hiç istemem öyle birşeyin olmasını.
    Üniversiteye hakaret diye görürüm. Üniversiteye bir polisi, jandarmayı
    yerleştirmek benim için üniversiteye hakarettir. Yapılacaksa bunlar, üniversite
    sivil güvenliği kendisi tutar onlar vasıtasıyla üniversitenin güvenliğini
    sağlamaya çalışır ama bunu kendisi yapar. Gidip polisten, jandarmadan yardım
    istemezler. Çok büyük olaylar olursa polis çağrılabilir. Yoksa herhangi bir
    güvenlik kuvvetinin üniversitede olmasını üniversiteye, misyonuna çok aykırı
    buluyorum."

    -"YENİ ÜNİVERSİTE KURMA ŞARTLARINI AĞIRLAŞTIRACAĞIZ"-
    Üniversite sayısının son birkaç yılda arttığı anımsatılarak, artışın
    devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Özcan, "Özellikle vakıf
    üniversiteleri açma şartlarını biraz ağırlaştırarak devam edelim diyoruz. Mesela
    şimdi vakıf üniversitesi kurmak için 15 milyon TL mal varlığı istiyoruz. Bunu
    birazcık yükseltelim istiyoruz. İyiler, sağlamlar gelsin. Devlet üniversiteleri
    de artık her ilde olduğuna göre, bazı illerde ikişer tane oldu, çok gerekmedikçe
    açmayalım, mevcutları büyütelim diyoruz. Plan böyle" diye konuştu.
    Üniversitelerde bazı bölümleri açmak için sınırlar konulduğunu, ihtiyaç
    olmayan bölümlerin açılmasına izin vermediklerini anlatan Özcan, Milli Eğitim
    Bakanlığının özellikle öğretmenlik ile ilgili ihtiyaç duyduğu bölümleri açmaya
    çalıştıklarını ifade etti. 374 bin adayın öğretmen olmak için beklediğine işaret
    eden Özcan, "Ama insanlar hala Türkiye"de öğretmenlik programlarına gidiyor. 374
    bin bekleyeni olan bir programa siz müracaat ediyorsunuz, "ben bu alanda
    çalışacağım" diyorsunuz. İnsanları da anlamak mümkün değil. 374 bin kişi iş
    bekliyorsa ben o pazara girmem, gider başka bir dalı seçerim" dedi.
    Üniversitelerin değişimi iyi takip ederek buna göre proje üretmesi
    gerektiğini vurgulayan Özcan, üniversitelerin bu kapsamda yapılacak çalışmaları
    destekleyeceklerini söyledi.
    Üniversitelerde son dönemlerde ar-ge çalışmalarının arttığını ifade eden
    Özcan, şöyle konuştu:
    "Başbakanımız Türkiye"ye çok iyi birşey yaptı. TÜBİTAK"ın bütçesi 50
    milyon dolar bile değildi, şimdi 700 milyon dolara yaklaştı. Üniversitelerde son
    yıllarda gördüğünüz makale sayısındaki artış, hep Sayın Başbakan"ın oraya verdiği
    para ve TÜBİTAK"ın da onu dağıtması sonucu oldu. Yoksa buralara hiç gelemezdik.
    Mükemmel bir korelasyon var. Ne kadar para koyarsan o kadar bilimsel çıktı
    alırsın. Paran yoksa hiçbir yere gelemezsin. Sayın Başbakan bunu gördü,
    Türkiye"ye en büyük iyiliklerden bir tanesini yaptı. O parayı artırdı.
    Üniversitede hiç değilse bir ar-ge geleneği başladı. Şimdi insanlar araştırma
    yapıyor. TÜBİTAK"tan proje almak prestijli bir durum haline geldi. Bu hoş birşey.
    Bunu o para geliştirdi ama yine de yeterli değil. Singapur"da bizim TÜBİTAK
    benzeri bir kuruluş var. Adı A-Star. Bütçesi 13.5 milyar dolar. Biz 700 milyon
    dolardayız."

    -KOL NAKLİNE ÖVGÜ-

    Üniversitelere fırsat verildiğinde önemli çalışmalar yapıldığını belirten
    Özcan, Akdeniz Üniversitesi"nde yapılan ve Türkiye"de ilk olan çift kol naklinin
    de büyük bir başarı olduğunu kaydetti. Özcan, "Bu aslında çok önemli bir
    haberdir. Düşünün, iki yıl önce kollarını kaybetmiş, orada ne damar ne sinir
    kalmıştır. Motosiklet kazasında ölen birinin kollarını alıp taktılar. Kol nakli
    yapılan kişi parmaklarını oynatmaya başlamış. Bu, müthiş bir başarı.
    Hocalarımızın bilgisi eksik falan değil, eğer fırsat verilsin, dünyayı
    oynatırlar" dedi.
    Üniversitelerde rekabeti desteklediklerini dile getiren Özcan,
    üniversitelere, yaptıkları üretim ölçüsünde, belirli kıstaslar baz alınarak bütçe
    verilmesinden yana olduğunu, bunun örneğinin İngiltere"de uygulandığını sözlerine
    ekledi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • 2016 AÖF sınav sonuçları Açıklandı07 Aralık 2016 Çarşamba 16:07
  • Yurt yangını faciası göz göre göre gelmiş07 Aralık 2016 Çarşamba 13:56
  • Umreye gidecekler dikkat! Diyanet’ten 3.60 kur tarifesi...07 Aralık 2016 Çarşamba 13:27
  • Başbakan Yıldırım Tataristan'a gitti07 Aralık 2016 Çarşamba 13:02
  • Defne Joy Foster'ın ölümüne 'derin' inceleme07 Aralık 2016 Çarşamba 12:53
  • Facebook'tan cinsel tacize 7 yıl 4 ay hapis istendi07 Aralık 2016 Çarşamba 12:42
  • Traktör sayısı Ekim'de 1 milyon 751 bin 371 adede ulaştı07 Aralık 2016 Çarşamba 12:38
  • Putin görevi mi bırakıyor?07 Aralık 2016 Çarşamba 12:28
  • RvP 12 yıl sonra profesyonel olduğu sahada07 Aralık 2016 Çarşamba 12:20
  • Araç muayene ücretleri için önemli karar07 Aralık 2016 Çarşamba 12:17
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim