• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391

    38 yıl için 38 beyaz gül

    30.08.2011 08:17
    38 yıl için 38 beyaz gül
    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve eşi Özleyiş Topbaş'la bayramın hemen öncesinde Florya'daki yazlık konutunda buluştuk.
    38 yıl için 38 beyaz gül   38 yıl için 38 beyaz gül   38 yıl için 38 beyaz gül

     

          
     
     
    İstanbul'un sorunlarını değil, mutlu bir evliliği, aşkı, çocukları, torunları, duygularını konuştuk.
     
    Buluştuğumuz gün, Topbaşların evliliklerinin 38. yıldönümüydü. Fizik ve ruh olarak birbirlerine neredeyse bir su damlası kadar benzediğine şahit olduğumuz Topbaşlar, 'uzun mutlu beraberliklerde çiftler giderek birbirine daha çok benzer' sözünü adeta teyit ediyor. Evet, birbirinin gözünün içine sevgiyle bakan Topbaş çifti, bize aile yaşamının ayrıntılarını büyük bir samimiyetle anlattı. Başkan Topbaş ve eşi karşımıza bu kez İstanbul'un dertleri değil, mutlu bir ilişkinin sihirbazı olarak çıktı... 
    İşte o keyifli, şeker tadındaki Topbaş çiftinin sohbeti...
     
    Aşkımız ilk günlerden daha sahici ve sıcak
     
    - 38 yıl nasıl geçti? 
    Evlilik, beraberlik gayet güzel gidiyor. Mutlu bir çiftiz, çocuklarla, torunlarla geniş, kocaman, mutlu bir aile. 
     
    - Kadir Bey evde nasıl biri? Zor mu, aksi mi? Sizi üzer mi?
    Hayır, kesinlikle. Kadir Bey, prensipli, her şey gayet düzgün olsun isteyen bir insan. Ama bunun için kendisi de emek veren bir insan. Yani hep karşısındakinden beklemeyen, hayatı paylaşabilen, zorlukları da güzellikleri de birlikte paylaşabilen bir insan. 
     
    - Başkan, evlilik yıldönümünüzde bir hediye aldı mı?
    Evet, 38 beyaz gül aldı. Her yıl için beyaz bir gül. 
     
    - Özel günleri unutur mu?
    Aslında her günü  özel gün gibi hissettirdiği için özel günlere takılmıyoruz aslında, ama unutmaz, hatırlar. Hatta özel gün dışında da hediyelerle şaşırtabilir. Ama sık sık çiçek getirir. 
     
    - İlk günlerdeki gibi aşk sürüyor mu?
    İlk günler zaten birbirini tanıma dönemleri. İlk günlerden daha güzel bir şekilde sürüyor diyebilirim.
     
    - 15 milyonluk şehrin başkanı ama evde kim başkan?
    Başkanımız espriyle karışık evin başkanının ben olduğumu söyler ama ben öyle de demek istemiyorum. Biz her şeyi birlikte başarıyor ve hallediyoruz. Tabii ki evdeki sorumluğun büyük çoğunluğu bana ait olduğu için belki de böyle söylüyor. 
     
    - Çok zıt olduğunuz noktalar var mı?
    Yok. Allah'a şükür ki yok. (Kadir Bey'e dönerek, 'zıtlaştığımız bir şey var mı' diye soruyor.) Gülerek birlikte 'yok' diyorlar.
     
    - Başkanın işlerinin yoğunluğunda 'yeter artık dediğiniz' oluyor mu?
    Gerçekten zor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak kolay değil. Ama karşılıklı hoşgörüyle geçirebiliyorsunuz. Ben açıkçası anlayışla karşılıyorum. Onun da daha iyi hizmet verebilmesi için elimden gelen desteği gösteriyorum. Ama her zaman şunu söylemişimdir; çocuklarına da bana da gerekli zamanı ayırır. Bu çok geniş zaman dilimi olmasa da  gayet güzel paylaşabileceğimiz kaliteli zaman dilimleri oluyor.
     
    - Başkana ulaşamadığınız oluyor mu?
    Oluyor tabii. Şöyle bir espri yapmıştım; Beyoğlu Belediye Başkanlığı döneminde randevu alıyordum. Şimdi randevu da alamıyorum... Gerektiğinde,  Özel Kalem vasıtasıyla önce durumunu sorarım. Müsaitse direkt telefonundan ararım. Hemen her gün konuşuruz.
     
    İSTANBULLU OLARAK BAŞKANDAN MEMNUNUM 
    - Başkanlığından memnun musunuz?
    Başkandan bir İstanbullu olarak hakikatten çok memnunum. Benim gibi halk da memnun diye düşünüyorum. Yapılan çalışmalar ortada. 
     
    - Başkanın en çok hangi çalışmasını beğeniyorsunuz?
    İstanbul'un çehresi değişti, çiçeklendi, renklendi. İnsan psikolojisi için çok önemli. Dünyaya tanıtımımız açısından da çok önemli. Bunun yanı sıra trafikle ilgili yapılan çözümlerden metrobüs hattı, tüneller... Tüneller beni çok etkilemiştir. 
     
    -  Bir sorun gördüğünüz zaman hemen başkana iletiyor musunuz?
    Evet, kesinlikle hemen iletiyorum. Eşim Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra İstanbul'a daha farklı bakıyorum.
     
    - İstanbul'un birinci sıradaki sorunu size göre nedir?
    Baktığınız zaman trafik tabii ki.
     
    Koca gönlümde eşimin ve İstanbul'un yeri ayrı
    - 38 yıllın ardından siz ne diyorsunuz?
    Her şeyden önce saygıya dayalı bir evlilik hayatı. Ailenin kutsallığı, yapısı, bireylerin kendi arasındaki saygı ve sevgiyle oluşmakta ve sürmekte. Biz mutluluğumuzu bu şekilde yakaladık. Ve 38 yılı geride bıraktık. İnşallah Allah 40'ı da nasip eder.
     
    - Mutlu evliliğin sırrı?
    Her şeyi problem yapmadım. Yemek konusunda seçiçi olmadım. Eşim de rahat etti. Ev halinde çok fazla beklentilere girmedim. Olan neyse onunla yetinmeye ve mutlu olmaya gayret gösterdim. Dargınlıklarımız, küskünlüklerimiz olmaz. Ona özen gösteririz.
     
    - 38 gül kimin fikri?
    Ben düşündüm. 38 beyaz gül. Hediyenin değeri önemli değil. Hatırlanmak önemli. Küçük bir şey, o da olmuyorsa bir söz, tebessüm o da bir hediyedir. Çok pahalı, abartılı hediyeler bence doğru değil. İnsanı ezmek gibi bir durum oluşturuyor. Tek bir gül, bir söz bile yeter. 
     
    - Niye kırmızı değil de beyaz?
    Beyaz çünkü tertemiz, bembeyaz 38 yılımız oldu. Çok şükür mutluluğu yakaladık, bu çocuklarımıza da bu yansıdı. Halen şunu söyleyebiliriz: 'Tekrar evlenmek durumunda kalsak, yine birbirimizi alırız.' Burada Özleyiş Hanım söze karışıyor; 'Şubatta da doğum günümdü. O zaman kırmızı gül yolladı.' 
     
    -  Özel günleri unutur musunuz?
    İnsanlık tabii, çok yoğunluğumuz oluyor. (Burada Özleyiş Hanım araya giriyor ve 'kapris yapmam' diyor.) Eşime söylediğim şudur, 'biz bu günlere bağlı değiliz. Bizim gerçekten her günümüz güzel. Bu örtmek değil. Çünkü  gerçekte de böyle düşünüyorum. 
     
    SARAY'A ÇAĞIRDIM ÖYLE TANIŞTIK 
    - Özleyiş Hanım'la nasıl tanıştınız. Görücü usulü müydü?
    Görücü usulü sayılır. Tanıştırıldık. Üniversite sınavlarındaydım. Bir arkadaşım ve eşiyle karşılaştığımızda, eşi benim bekar olup olmadığımı soruyor. Ve eşine, 'Bizim Özleyiş var, güzel kız. Yakışırlar, görüştürsek' diyor. Arkadaşım da bunları bana söylüyor. Ben de, 'sınavlar bitsin, görüşelim ama kızın haberi olmasın' dedim. En doğru yer, -bir başkası da olmaz- bizim Saray Muhallebicisi, siz oraya tesadüfen sinemaya gidiyormuş gibi gelin, ben de dükkanda olurum ve 'aaa hoş geldiniz' filan derim, dedim. Öyle tanıştık. Pozitif enerji mi diyorlar, öyle oldu. Nasip meselesi tabii. Bana nikah konusundaki ısrarları 'siz mutlu bir çiftsiniz. Ne olur nikahı siz kıyın ki, mutluluğunuz çocuklarımıza yansısın' diye oluyor. Mutluluk kendi elinizde. 5 şartı vs yok ki... İşin özü fedakarlık.
     
    - Romantik misiniz?
    O yönüm vardır. Duygusallık her insanda vardır. (Bu arada teybi Özleyiş Hanım'a uzatarak, 'Başkan romantik midir' diye soruyorum. O da, 'evet, romantiktir' diyor.)
     
    - Nasıl hitap ediyorsunuz?
    Ben 'hanım' derim. Özleyiş Hanım söze giriyor; 'Başkalarının yanında Kadir Bey, birilerine de anlatırken 'başkanım' derim. Başkanıma ben de alıştım.'
     
    NASIL GEÇTİ HABERSİZ...
    -  Belki zor bir soru, belki kavga da çıkartır ama eşinize mi İstanbul'a mı aşıksınız?
    (Özleyiş Hanım da, Başkan da gülüyor) İkisinin yeri farklı. Gönlüm o kadar büyük ki ikisine de yer var. Yalnız şöyle bir şey söyleyeyim, 2004'te Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olduğumda  eşim ve çocuklarımla oturduk konuştuk birlikte karar verdik. 'Artık benim hayatım İstanbul' dedim. Bunun üzerine eşim, 'peki biz nerdeyiz, neresindeyiz' dedi. 'Siz de içindesiniz' dedim. Hatırlanırsa, seçimlerdeki sloganımız 'Hayatım İstanbul' buradan çıkmıştı. İkincisinde sloganım, 'İstanbul beni yoramaz'dı. Üçüncüde ne deriz, bilmem. 
     
    - Özleyiş Hanım'la bir şarkınız var mı?
    (Başkan dönüp eşine bakınca, Özleyiş Hanım 'öyle bir şarkı seçmedik' diyor. Başkan devam ediyor) Türk Sanat Müziği dinleriz. Berkant'ın Samanyolu, Emel Sayın'ın şarkıları, Zeki Müren gerçek bir üstat. Hatırla Sevgili var. (Özleyiş Hanım söze katılarak, 'film müziklerini pek severiz' diyor. Başkan Topbaş, da örneğin, 'Nasıl geçti habersiz yıllar'ı 'belki bu bizim şarkımızdır, diye sözü noktalıyor. 
     
    - Bu Fener'in hali ne olacak sizce?
    Fenerbahçe değil, belki spor dünyamız ne olacak demek lazım. Gelişmeleri hoş karşılamıyorum. Herkesin doğru, dengeli davranmasını rica ediyorum. Hisleriyle davranmasınlar. Öfkeli hareket edilip de farklı kararlar alınırsa Türk futbolcu ciddi yara alır. Yıllarla telafi edemeyiz ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkar.
     
    İSTANBULLULAR BENİM AİLE FERTLERİM, ONLARA HEP DUA EDİYORUM
    İnsanların bakışlarındaki samimiyet ve sevgi beni çok mutlu ediyor. Tüm yorgunluğumu alıyor. İnsanları seviyorum. Onların da bana karşı gönül muhabbetini yüzlerinden, davranışlarından, gözlerinden görüyorum. Her zaman milletime, İstanbul'a ve özellikle İstanbullulara dua ediyorum. Onlar benim aile fertlerim. Herkes mutlu olsun diye dua ediyorum. (Başkan Topbaş'ın gözleri doldu ve çıkardığı beyaz mendiliyle gözyaşını sildi)
     
    Bayrama özel aile kahvaltısı
    - Topbaş çiftinin bayramı nasıl geçer?
    Bayramlar bizim için çok önemli. Geniş ailemizin bir araya geldiği zaman dilimleridir. Sabah kahvaltısında bütün aile bir araya geliriz. Başkanın kardeşleri, çocukları, damat ve gelinler. 35 kişiyi buluruz.
     
    - Her akşam Başkan'ın gelmesini bekler misiniz?
    Çok geç geldiği zaman biraz zorlanıyorum ama yine de bekliyorum. (Başkan araya girerek, 'hayır bensiz yatmaz' diyor. Ya bir şey okuyordur, ya başka meşguliyet bulur. Koltukta dalmış bile olsa, salonda olur. Anca gece 4-5 olursa o zaman müstesna oluyor.) 
     
    - Başkan ve oğullarınızın FB'li olduğunu biliyoruz, siz takım tutuyor musunuz?
    Beşiktaşlıydım ama küçük oğlumla anlaşma yaptık ve ben oğlumun sağlığını düşündüğüm için FB'li oldum. Solaryuma giriyordu ve ben de 'bir daha girme' dedim. O da, 'bir şartla, Fenerbahçeli olursan girmem' dedi. Ben de olurum dedim. Ve ben FB'li oldum o da solaryuma girmeyi bıraktı. 
     
    -  Tatlılar Saray'dan geliyordur ama bayrama özel yemek yapar mısınız?
    Cevizli tel kadayıf yaparım. Saray'dan değil.
     
    TOPBAŞ AİLESİ'NİN ENERJİ KAYNAĞI TORUNLAR
    Soldan sağa; kızları Kübra Kavurmacı'nın oğulları Ahmet Faruk ve Mehmet Akif Kavurmacı ile oğulları Hüseyin Ersan Topbaş'ın çocukları  Selim ve Kadir Topbaş. 
    Her bayram büyük anne ve dedelerinin evini şenlendiriyorlar.
     
    akşam
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim