AKP Aydın Milletvekili Mehmet Erdem, 08.03.2016 tarihinde yapmış basın açıklaması ile Aydın’ın ve Aydın’da yetiştirilen incirin, çevreci geçinen bir grup tarafından adeta ihanet edildiğini ileri sürdü[1]. Aydınpost ve diğer basında manşetlere “Jeotermali eleştiren çevrecilere ateş püskürdü” şeklinde geçti.
Öncelikle Mehmet Erdem açıklamalarında neler söylemiş ayrıntısına bakalım.
1)Sayın Mehmet Erdem açıklamalarında “Jeotermal dünya gerçeği bizden 30-40 yıl önce kullanılmış. AK Parti iktidar oluncaya kadar bu kullanılmamış. 1934 yılında ‘hamam suları’ kanunu çıkarılmış. 2007’ye kadar kimsenin aklına gelmemiş. Dünyadaki uygulamaları bakılıp yeni bir kanun yapmışız.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sayın Mehmet Erdem, kendi iktidarları döneminde kanunu çıkardık söylemi doğrudur. 5686 Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu 03.06.2007 tarihinde kabul edilmiş, 13.06.2007 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Peki Mehmet Erdem, kendi iktidarları döneminde çıkarıldığını söyleyerek övündüğü, 2007 tarihli, Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununu hiç okudu mu? Hangi hükümleri barındırdığını, Aydın için neler ifade ettiğini inceledi mi? Mehmet Erdem, bu kanun ile vatandaşın malının, jeotermal şirketlere peşkeş çekildiğini biliyor mu?
Bir ruhsat sahibi jeotermal şirket, vatandaşın arazisinde kaynak olduğunu tespit ederse, kanun gereği önce mal sahibi ile anlaşarak taşınmazı satın alma ve kiralama konusunda anlaşmaya çalışıyor. Eğer vatandaş taşınmazını vermek istemezse, şirket bir “Anlaşamama Tutanağı” düzenleyerek devlete başvuruyor ve bu taşınmazın kamulaştırmasını istiyor (12/2 madde), bunun üzerine devlet talebi değerlendiriyor, uygun görürse kamu yararı kararı alarak kamulaştırıyor (12/3.madde). Bu kamulaştırma parasını kim ödüyor biliyor musunuz? Şirket ödüyor (12/3.madde). Sonra devlet kamulaştırdığı bu taşınmazı şirkete tahsis ediyor (12/4.madde). Merak eden okuyucularımız, 5686 Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun 12.maddesini dipnottan okuyabilir [2].
Sayın Mehmet Erdem, jeotermal şirketlerinin vatandaşın toprağını almak için ne dediğini biliyor mu?
Şirketler vatandaşla görüşürken, eğer bu yeri kendi isteğinle bana vermezsen devlet zoruyla burayı alırım, kamulaştırma bedelini öderim, hiç birşey yapamazsın diyor?
2007 yılında, AKP iktidarında çıkartılan, varlığı ile övünülen kanun bu kanun.
2)Sayın Mehmet Erdem, “Buharkent’te 40 yıldır jeotermal var. Aynı bölgede 40 yıldır incir üretimi de var. 40 yıldır bu çevreciler neredeydi?” şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Sayın Mehmet Erdem, Ziraat Mühendisi Doğan Akar tarafından yapılan Jeotermal Santrallerin Çevresel Etkileri isimli çalışmasını görmemiş olması mümkün değil. Kaldı ki talebi üzerine bu raparu bizzat ben kendisine ilettim. Bu rapor son derece önemli bilimsel tespitler içermektedir [3].
Jeotermal santrallerde oluşan atık suyun Büyük Menderes Nehrine akıtılmasının tarım havzası ve tarım alanları üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Buna göre; atık suyun içeriğinde 25–30 mg/l Bor elementi bulunmakta ve elektrik kondaktivitesi 4000 micromhos/cm, Sodyum Absorbsiyon Oranı ise (SAR) 57 dolaylarındadır. Bu üç parametre, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Teknik Usuller Tebliği’nde belirtilen en önemli sulama suyu kriterlerini oluşturmaktadır. Bu tebliğde sulama sularındaki asgari değerler Bor için 1 mg/l, Elektriki Kondaktivite için 2000 micromhos/cm ve SAR için 26 olarak verilmiştir. Atıksuyun deşarj edildiği Büyük Menderes Nehri suları, havzada birçok kültür bitkisini sulanmasında kullanılmaktadır. Bor, bitki büyüme ve gelişmesi için zorunlu olan elementlerden birisidir. Ancak, bu elementin sulama sularındaki miktarı veya topraktaki çözünürlüğü bitkilerin ihtiyaçlarından fazla olduğunda bitki büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmada, Devlet Su İşleri tarafından yapılan su analizleri, Menemen Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan toprak analizleri ve İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile Aydın İl Tarım Müdürlüğü tarafından yapılan narenciye yaprak analizlerinden yararlanılarak Bor Elementi’nin su toprak ve dolayısıyla bitkilere olan olumsuz etkileri değerlendirilmiştir.
Büyük Menderes Nehri üzerinde jeotermal atık su deşarjından sonra ilk gözlem noktaları olan Çubukdağ Köprüsü ile Feslek Regülatörü’nde, nehrin bor konsantrasyonu 1,1 ppm (mg/l) olarak tespit edilmiştir. Kuyucak ve Nazilli ovaları Feslek Regülatörü’nden alınan su ile sulanmaktadır. 1,1 ppm bor, bu elemente duyarlı birçok bitkinin sulama sularında dayanabildikleri bor limitinin üzerindedir. İncelemede, Kuyucak ve Nazilli yörelerinde yetiştirilen narenciye yapraklarındaki maksimum bor miktarlarının çok yüksek olduğu, hatta Kuyucak Yöresi’nde minimum değerlerin bile sınır değerlerin üzerinde olduğu görülmektedir.
Bitkiler sulama suyundan aldıkları Bor’u yapraklara taşıyarak yaprakların uç ve kenar kısımlarında depolamaktadırlar. Olgun bir yapraktaki bor miktarı 50-100 ppm’dir. Yapraklarda 20 ppm kadar bor miktarı bor noksanlığını, 250 ppm’den fazlası da toksik birikimi Jeotermal Enerji Semineri Kuyucak Yöresi’nde üretimi yapılan narenciyelerde yüksek miktardaki bor elementinin zararlı etkileri, yaprak uçlarında; önce sararma sonra kahverengiye dönüşme daha sonra da yaprak uçlarının tamamen kuruması şeklinde tespit edilmiş, dolayısıyla bitkilerin önemli oranda zarar görerek ürün kalite ve miktarının dikkate değer ölçüde düştüğü gözlenmiştir. Bu inceleme ile sadece narenciye ağaçları üzerinde borun bilimsel etkisi irdelenmiştir. İncir ağacı üzerinde Borun etkisinin olduğu tartışılmayacak kadar açıktır.
06.11.2014 tarihinde basında yer alan haber ile Buharkent Kızıldere Mahallesinde A.Ş. isimli çiftçimiz, jeotermal sondaj kuyularından çıkan buharın 150 tane incir ağaçını kuruttuğunu iddia ederek zararının tazmini için dava açmıştır. Bu dava Aydında bu konuda açılan ilk dava olması bakımından önemlidir. ADÜ Ziraat Fakültesinden üç bilirkişi ağaçlardan bundan sonra ürün alınamayacağını raporlarında belirtmeleri son derece önemlidir.
Bu etkiler jeotermal faaliyet sonucu oluşan sıvının tarım alanlarına salınması sonucu oluşmuştur. Jeotermal buharın doğaya salınması oluşan etkileri inceleme görevi başta devletin birimlerinde, milletvekillerinde ve doğal olarak AKP milletvekili olarak Mehmet Erdemin omuzlarındadır.
O zaman soru sorma hakkı, Mehmet Erdem de değil, halktadır. Sayın Milletvekili raporda ayrıntıları ile açıklandı üzere, Aydının doğusunda ve Buharkent’te 40 yıldır jeotermal tesislerden Menderese ve havaya salınan atıklarla bu kadar ciddi bir tahribat olurken siz neredeydiniz?
3)Sayın Mehmet Erdem, basın açıklamasında “…Dernek kuruyorsunuz. Bakıyorum derneğin kurucusu falan partinin meclis üyesi. Bu da önemli değil ama çevrecilik faaliyeti yürütürken dernek faaliyeti yürütürken siyaset damarın ağır basmayacak” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mehmet Erdemin bahsettiği dernek, AYÇEP yani Aydın Çevre ve Kültür Derneğidir. Kurucusu Mehmet Vergilidir. Gerçekleri kimin söylediğinin bir önemi yoktur. Söylenenler doğru mudur, değil midir ona bakmak gerekir. Sayın Mehmet Erdem, lütfen üşenmeyin, Aydında kurulan AYÇEP ve Germencik’te kurulan AYÇEV Germencik Çevre ve Doğa Derneği’nin kurucu ve üyelerinin kimler olduğunu araştırın. Bu bilgilere Dernekler Müdürlüğünden ulaşmanız bir AKP milletvekili olarak son derece basit. Bu derneklerin üyeleri arasında halkın her katmanından, sağcısından solcusundan, dindarından muhafazakarına kadar birçok insanın bulunduğunu göreceksiniz. Bu insanların derdi siyaset değil. Aydında kanayan ve her geçen gün kangrenleşen bu yarayı sizlere, devletin birimlerine anlatabilmektir.
4)Sayın Mehmet Erdem basın açıklamasında, Jeotermal tesislerin Aydın tarımına verdiği zararları ilk defa duyuyormuş gibi değerlendirme yapmıştır.
Halbuki Aydınpost’ta 18.04.2016 tarihinde yayınlanan “AKP Aydın Milletvekillerine sorularım var!” başlıklı yazı ile Mehmet Erdeme aşağıdaki soruları yöneltmiştim [4]. Bu yazının yayınlanmasından sonra da Mehmet Erdem bana ulaşarak, bu hususlarla ilgileneceğini söyleme nezaketini de göstermiştir. Fakat 18.04.2016 tarihinden bu yana hiçbir gelişme olmamıştır.
18.04.2016 tarihinde yayınlanan “AKP Aydın Milletvekillerine sorularım var!” başlıklı yazı ile Mehmet Erdeme ne sorular sorduğumu merak eden okuyucular için dipnottan ve arşivden bakabilir [5].
5)Sayın Mehmet Erdem, “…Sıkıntı varsa; Çevre, Tarım Bakanlığı ve ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra Büyükşehir Belediyesi ile de oturup sıkıntıların çözümü konusunda birlikte hareket edelim.” şeklinde açıklama yapmıştır.
Sayın Mehmet Erdem, Jeotermal tesislerin Aydına ve Aydın tarımına verdiği zararlar konusunda çok büyük sorunlar var. Jeotermal tesislerin verdiği zararlar konusunda sorduğumuz sorulara, başta AKP milletvekilleri olarak sizler, Aydın Valiliği, Aydın Çevre İl Müdürlüğü, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hiçbir yanıt verilmemektedir.
Aydın Çevre İl Müdürlüğü, Aydındaki hava kirliliği değerlerini açıklamayacaksa ne iş yapacaktır? Neden Bakanlıktan talimat verilmediği sürece açıklayamayız yanıtını vermektedirler?
Aydın Tarım İlçe Müdürlüğü, Aydında yaşanan arı ölümleri karşısında ne yaptı?
Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, Aydındaki ölüm oranlarını neden açıklamamaktadır?
Aydın halkından saklanan bir şey var mıdır?
Bu soruları ve halkın sormak istediği soruları yanıtlamanız için sizi Aydınpost ekranlarında, tüm halkımızın canlı olarak izleyebileceği açık oturuma davet ediyorum. Buyrun gelin halkın önünde konuşalım, tartışalım…
[1] https://www.aydinpost.com/ak-parti-milletvekili-mehmet-erdem-cevrecilere-sert-cikti-265563h.htm
[2] Madde 0012: İrtifak ve kamulaştırma
(1)Arama ruhsatı sahibi, arama faaliyetleri yapılacak alanda, özel mülkiyete konu taşınmazın sahibi ile anlaşamaması halinde, idareye müracaat ederek irtifak hakkı talebinde bulunabilir.
(2)İşletme ruhsatı süresince sadece sondaj yerleri ve isale hattı, kaptaj gibi gerekli olan yerler için taşınmazın sahibi ile anlaşma sağlanamaz ise ruhsat sahibi, idareye müracaat ederek kamulaştırma veya irtifak hakkı talebinde bulunabilir. Talep, idarece incelenip değerlendirildikten sonra uygun bulunması halinde kamu yararı kararı alınır.
(3)İrtifak ve kamulaştırma işlemleri, 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütülür. İrtifak ve kamulaştırma bedelleri ve masrafları ruhsat sahibince ödenir.
(4)Kamulaştırılan taşınmaz, tapuya idare adına tescil edilip, faaliyetler devam ettiği sürece ruhsat sahibi adına tahsis edilir.
[3] http://www.mmo.org.tr/resimler/dosya_ekler/86659486e6f7919_ek.pdf
[4] https://www.aydinpost.com/akp-aydin-milletvekillerine-sorularim-var-1135yy.htm
[5] 1) 2872 sayılı Çevre Kanunu, Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeli, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve diğer ya sal düzenlemelerle Valiliklere çevre ihlalleri konusunda önemli bir görev vermişken, Aydın Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğüne gelen resmi ihbarlar için ne yapılmaktadır?
2) Aydın’da jeotermal tesislerden sıvı ve gaz salınımına ilişkin ciddi bulgular ve iddialar varken, Aydın Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğüne gece ve gündüz yüzlerce ihbarda bulunurken, Aydın Valiliği ve Aydın Çevre İl Müdürlüğü ekiplerini olay yerine göndererek (sıvı ve gaz) numune aldırıp, gerekli tahlilleri yaptırarak 2872 sayılı Çevre Yasası ve ilgili Yönetmelikler uyarınca verilen görevi yerine getirildi mi? Buna ilişkin istatistiki bilgiler nelerdir?
3) Çevre İl Müdürlüğü ihbar hattını gece arayarak jeotermal tesislerden doğaya sıvı ve gaz atık bırakıldığı ihbar edildiğinde yetkililer “gece nöbetçi ekibimiz yok, kimseyi gönderemeyiz” yanıtını verdi mi?
4) Çevre denetimi yapma yetkisi Aydın Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğünde olmasına rağmen, Aydın Büyükşehir Belediye tarafından çevre ihlallerine yönelik olarak tutulan tutanaklar neden asıl kabul edilerek yasal işlem yapılmıyor?
5) “Jeotermalin Aydın üzerine etkileri” konulu yazıda[1] açıkladığım, ziraat mühendisi Doğan Akar tarafından hazırlanan “Jeotermal Santrallerin Çevresel Etkileri ” isimli bilimsel inceleme ile jeotermal tesislerden doğaya ve Menderese bırakılan sıvı atıkların çevreye verdiği tahribat somut olarak ortaya çıkmıştır.
“Jeotermalin Aydın Üzerine Etkileri 2” [2] başlıklı yazımda, “İncirde Verim ve Kalite Üzerine Jeotermal Enerji Tesislerinin Olası Etkilerinin Belirlenmesi” isimli bilimsel inceleme ile jeotermal tesislerden havaya salınan gazın içeriğinin incir üzerinde olumsuz etkileri somut olarak ortaya konmuştur.
Bu ve bunun gibi birçok bilimsel inceleme ile Jeotermal tesislerden havaya ve doğaya salınan atık sıvı ve gazların yoğun bir şekilde ağır metaller içerdiği açıkça ifade edilmekteyken, Aydın ilindeki jeotermal tesislerden havaya salınan gaz değerleri takip edilmekte ve denetlenmekte midir? Buna ilişkin tespit edilen değerlerin açıklanmasını talep ediyorum.
6) Aydın merkez Efeler ve jeotermal tesislerin bulunduğu tüm ilçelerde nem oranı değerleri nelerdir? Nem oranında artış sözkonusu mudur?
7) Jeotermal sondajlar sırasında, açığa çıkan sıvı ve gaz, hiçbir önlem alınmadan, hiçbir yerde biriktirilmeden doğaya salınmaktadır. İlgili kurumlar bunun farkında olmalarına rağmen neden göz yummaktadırlar? Buna ilişkin herhangi bir önlem alındımı?
8) “Jeotermal ve Devekuşu” başlıklı yazımda [3] İzlanda'da Adalbjorg Kristbjornsdottira ve Vilhjalmur Rafnsson tarafından gerçekleştirilen Cancer mortality and other causes of death in users of geothermal hot water (Kanser ölümleri ve jeotermal sıcak su kullanıcıları ölüm nedenleri) isimli bilimsel inceleme ile Jeotermal tesislerden havaya salınan gaza ve sıvıya maruz kalan alanlardan kanser oranının yüksek olduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur.
Aydında, Jeotermal tesislerden havaya salınan gaz Bor ve ağır metaller içerdiğine göre insan sağlığı bundan etkilenmekte midir? Türkiye’de kansere bağlı ölümler 2010-2013 arasında %18 iken, Aydın’da % 42 olarak tespit edilmiştir. Menderes nehrine yakın yerleşim yerlerinde kansere bağlı ölüm oranları oldukça yüksektir. Aydında sağlık ve ölüm oranları konusunda Aydın Valiliği herhangi bir çalışma yaptı mı? Buna ilişkin bilgiler nelerdir?
9)Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) son raporuna göre Türkiye’nin 6 kentinde hava kirliliği için belirlenen eşik değerler 4-5 kat aşılmış durumda. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Aydın, Türkiye’nin en kirli havasına sahip 8.şehirdir.
Aydın Valiliği, hava kirliliği ile ilgili herhangi bir inceleme yaptı mı? Buna ilişkin teknik değerler nelerdir? Hava kirliliğinin nedenleri nelerdir?
10) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, yaz döneminde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Aydın’ın en kirli 2.il olduğu tespit edilmiştir.
Isınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin mevcut olmadığı yaz döneminde bu kadar ciddi bir hava kirliliğinin kaynağı ne nedir?
11) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye çapında 81 ilin su, hava, atık ve gürültü kirlilik durumunu ortaya koyduğu 2015 tarihli Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu'na göre su kirliliğinde Ege Bölgesinde Aydın 1. sıradadır.
Aydın Valiliği olarak su kirliliği ile ilgili olarak Aydın’da herhangi bir inceleme yapıldı mı? Su kirliliğin Aydında bu kadar yüksek olmasının nedeni nedir? Bu hususta hangi önlemler alındı?
AK Parti Aydın Milletvekilleri Mehmet Erdem, Abdurrahman Öz ve Mustafa Savaş’ın sorularımıza yanıt vermeleri halinde buradan sizlerle paylaşacağım.
[1] https://www.aydinpost.com/jeotermalin-aydin-uzerine-etkileri-890yy.htm
[2] https://www.aydinpost.com/jeotermalin-aydin-uzerine-etkileri-2-912yy.htm
[3] https://www.aydinpost.com/jeotermal-ve-devekusu-939yy.htm
Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR! Aydınpost APPSTORE'da TIKLA