1 Kasım seçimlerine çok kısa bir zaman kala Aydınpost ekibi olarak pazar yerlerinde seçmenin nabzını tutmaya Nazilli Perşembe Pazarı’ndan başladık. Ardından Efeler Salı Pazarı ve Çine Perşembe Pazarı’na gittik. Kentlere vardığımızda ilk edindiğimiz izlenim, kentte bir seçim havasının hissedilmeyişiydi. Birkaç giydirilmiş araç, birkaç küçük poster dışında sanki seçim yokmuş gibiydi.
Pazar yerlerinde ki ilk izlenimlerimiz, halkın yapılacak olan seçimden duyduğu memnuniyetsizlikti. Gerek köşe yazarları olarak bizlerin yaptığı görüşmeler, gerekse persicope programında canlı yayınlanan ve ayrı bir kamera ile de kayıt altına alınan görüşmelerde bu memnuniyetsizlik kendini iyice gösteriyordu. Koalisyon ihtimalleri bulunduğu halde kurulamaması, doğrudan seçim hükümeti çalışmasının yapılması ve AKP’den başka bir partiye görev verilmeden seçime gidilmesinin halkı kızdırdığı görüldü. Yalnız bir partiye değil, bütün partilere karşı bir kızgınlık vardı.
İnsanların asıl derdinin seçim değil geçim olduğu olanca çıplaklığı ile gözler önüne seriliyordu. Bu sorun konuşanların ses tonlarının yükselmesinden, tavırlarından ve kullandıkları sözcüklerden net şekilde anlaşılıyordu.Özellikle emeklilere CHP tarafından verilen iki ikramiye sözünden sonra hükümet tarafından iyileştirme yapılmasını çok eleştirdiler. Bu durumdan emekli maaşlarını iyileştirebilecek durumları varken iyileştirmeyen yetkilileri sorumlu tutuyorlardı. Ayrıca emekliler mevcut maaşlarının azlığından söz ederek, kendilerine insanca yaşamalarına yetecek kadar maaş verilmesini istediler.
Benzer serzenişler asgari ücret üzerinde de yapıldı. 7 Haziran seçimlerinde CHP’nin 1.500 TL vaadine karşılık hükümet yetkililerinin ‘’kaynak yok’’ sözlerine karşılık şimdi 1.300 TL vaat etmesine de anlam veremediklerini belirttiler. Madem verilebilecekken neden verilmediğini bizlere sordular.
Tanık olduğumuz en ilginç durum ise insanları vekil adaylarını tanımamalarıydı. MHP Nazilli 1. Sıra adayının bile ismini güçlükle anımsadılar. Hatta adayın Nazillili olmasına rağmen bilmeyenler bile vardı. Bu arada yeri gelmişken MHP’nin meclis başkanlığı seçimindeki tavrı ile koalisyon tavrını eleştirenlerin sayısı da oldukça fazlaydı. Aynı durum Efeler ve Çine’de de vardı. Ayrıca Çine’de Mustafa Savaş ile Fatih Atay arasındaki çekişme görülmeye değerdi.
Yaptığımız bir başka tespit ise halkın genel olarak sessiz tavrıydı. Önceki seçimlerde daha açık konuşan, fikirlerini daha net söyleyen insanlar gitmiş, yerine sessiz kalan, konuşmak istemeyen bir halk gelmiş. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi halk üzerinde bir korku oluşmuştur. Gerek yerel iktidar, gerekse ulusal iktidar korkusu ile konuşmak istemiyorlardır. İkincisi ise, ‘’ben size sandıkta konuşacağım’’, demek istiyordur. Eğer bu ikinci varsayım geçerliyse sandıktan büyük bir sürpriz çıkabilir. Seçmen, şimdiki durumdan sorumlu tuttuğu parti ya da partilere sandıkta büyük bir ders verecektir.
Konuştuğumuz insanların önemli bir kısmı ise seçimden pek ümitli değildi. Sonuçların 7 Haziran seçimlerinden farklı olmayacağını düşünüyorlardı. Bu durumun gerçekleşmesini isteyenler aynı zamanda ülkenin içinde bulunduğu durumdan ancak birden fazla partinin hükümetin içinde yer alarak çıkılabileceğini savunuyorlardı. Yani, ‘’kardeşim, artık bir araya gelin, ülkeyi düze çıkarın, hatası olanların cezasını verin, bizlerde rahat yaşayalım’’ diyorlardı.
Önümüzdeki günlerde halk her zaman en iyisini bilir diyerek, diğer büyük ilçelerdeki pazarlarda görüşmeler yaparak, nabız tutmaya devam edeceğiz. Seçimlerin herkese iyi gelmesi dileği ile.