banner339
banner313

Devlet Bahçeli'den 'Kürdistan bayrağı' tepkisi: Binali Yıldırım'a yüklendi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mesut Barzani'nin ziyareti sırasında İstanbul ve Ankara'da asılan Kürdistan bayrağına ilişkin konuştu. "Cumhurbaşkanı'nın bundan haberi var mıdır?

Devlet Bahçeli'den 'Kürdistan bayrağı' tepkisi: Binali Yıldırım'a yüklendi
banner401
banner427

Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları şöyle:

- 94 yıllık Cumhuriyet tarihimizde demokrasi bir çok defa kesintiye uğramıştır, askeri darbeler Türkiye'ye onyılları kaybettirmekle kalmamış, tarihin gerisine de düşürmüştür. 141 yıldır yönetim ve iktidara musallat olmuş darbeci bir mantıkla karşı karşıya olduğumuz açıktır. Darbe varsa demokrasi yoktur. İktidarların seçimle gelip yine bu yolla gitmesi demokratik kültür ve mirasın gereğidir. Askeri cunta silaha sarılmış darbecilerin şiddet curcunasıdır.

- 15 Temmuz darbeler tarihimizin en karanlık halkasıdır. Asker üniforması içine gizlenmiş caniler 15 Temmuz gecesini kana bulamışlardır. TSK'ya yuvalanan FETÖ artıkları, devlet ve milleti parçalamak için silaha sarılmıştır. Yanlış hesap Türk milletinden dönmüştür. TSK'nın komuta heyeti rehin alınmış, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları elleri bağlı derdest edilmiştlerdir. Türk askerinin yıpratılmasına itiraz ettik, ediyoruz.

- Türk askeri huzursuz, heyecansız, içe kapanık ve dağınık olduğu müddetçe karşılaştığımız beka mücadelelerini göğüslememiz akla ve mantığa aykırıdır.

"TSK'NIN ANLAMSIZ TARTIŞMALARIN İÇİNE GİRMESİ YANLIŞTIR"

- Türk askeri aynı zamanda şehitlik anıtıdır. Bu kadar sorunumuz varken, milli güvenliğimiz bu kadar tehdit altındayken, TSK'nın anlamsız tartışmaların içine girmesi ya da çekilmesi son derece yanlıştır. TSK, 2007'den bu yana çok yara almıştır.

"HANDE FIRAT'IN SUÇLANMASI TUHAF"

- Hürriyet gazetesi 25 Şubat'ta '7 eleştireye 7 yanıt' manşeti ile tartışmaların seyrini değiştirmiştir. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün püskürtüşmesinde başarılı olan bir bayan gazetecinin şimdilerde yaptığı haberden dolayı suçlanması da tuhaf bir çelişki ve çarpıklıktır. Son zamanlarda Genelkurmay Başkanı ile ilgili bazı eleştirilere karargahın nasıl baktığı ortaya çıkmıştır.

HULUSİ AKAR'A TEPKİ

- Elbette olması gerekeni, doğru olanı, Genelkurmay Başkanı'nın rahatsız olduğu konuları silsile yoluyla iktidara iletmesidir. Medya üzerinden mesaj vermek, eski manşetleri hatırlatmaktadır. TSK'nın doğrudan sorumlu olduğu bakan, başbakan ve cumhurbaşkanına hassasiyetlerini aktarması doğaldır, gereklidir. Farklı yerlere çekmek ise anlamsızdır.

HÜKÜMET'E DE TEPKİ: NEDEN SORMADINIZ?

- Genelkurmay Başkanı dün başbakan ve cumhurbaşkanı ile sırasıyla görüşmüştür. Genelkurmay Karargahı'nın düşünce ve itirazlarını hükümet ile paylaşmadan bir gazeteye sızdırıp sızdırmadığıdır. Paylaşmışsa ve yanıt alamamışsa bir sorun var demektir. Paylaşmadan kamuoyu ile iletişime geçilmişse yine bir sorunun varlığına delalettir. Medya üzerinden başlatılan karalama kampanyası doğru mudur? TSK'nın başörtüsü yasağı kaldırılacaksa bununla ilgili Genelkurmay'ın niçin görüşü alınmaz?

"YUNANİSTAN TEKRAR DENİZE DÖKÜLMEK İSTİYOR"

- Yunanistan tekrar denize dökülmek istiyor, kovalanmayı canı çekiyorsa, buyursun Türk milleti buna hazır. Yunan halkı kendi yönetimlerini ikaz etmeli, kriz çıkarmak için el ovuşturan densizlere handdini bildirmeli. Yunanistan yönetimine diyorum ki; dedeleriniz başarılı olamadı, akıllı olun.

- Sözde 'Kürdistan' bayrağı asıldı. Cumhurbaşkanı veya Başbakan'ın Erbil'e ziyaretleri sırasında bir bayrağın asıldığı görülmüş ve yaşanmıştır. Aynı bayrağın Türk bayrağına eş tutularak asılması, skandaldır, rezalettir. İstanbul'da bu sözde bayrağın dalgalanmasına kim izin vermiştir.

- Sayın Cumhurbaşkanı bundan haberdar mıdır, sayın başbakan Çankaya'da arkasına dönüp de "nedir bu bayrak, kim koydu bunu buraya" diyebilmiş midir? Barzani bayrağını görmeye kesinlikle tahammülümüz yoktur. Bu şahıs önce Türkiye'ye kurduğu tuzakların bedelini ödemelidir.

Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2017, 11:36
banner218