banner339
banner313

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na yönelik şikayetinden vazgeçti!

Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında, son yerel seçimler öncesinde, ilçedeki sözleriyle o dönemde başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakarette bulunduğu gerekçesiyle dava açtı - Cumhurbaşkanı Erdoğan, avukatı aracılı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na yönelik şikayetinden vazgeçti!
banner401
banner427

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son  yerel seçimler öncesinde Silifke'deki konuşmasında kendisine hakaret ettiği  gerekçesiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açılan davadaki  şikayetinden vazgeçti.  Erdoğan'ın avukatının Silifke Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği  "şikayetten vazgeçmeye" ilişkin dilekçede, "Sayın Cumhurbaşkanımız, milletimizin  asgari müştereklerde buluşması, birlik ve beraberliğimizin tahkim edilmesi,  siyasi hayatımızda asgari nezaketin kalıcı olarak tesis edilmesi ümidi ve  iradesiyle iş bu davada şikayetinden vazgeçmektedir." denildi. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı, milletvekillerinin yasama  dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin ardından 8 Mart 2014'te  ilçeye gelen Kılıçdaroğlu hakkında, o sırada başbakan olan Erdoğan'a yönelik  ifadeleri nedeniyle dava açtı. İddianamede, Kılıçdaroğlu'nun "kamu görevlisine  görevinden dolayı alenen hakaret" suçundan cezalandırılması istendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise avukatı Hüseyin Aydın aracılığıyla davayı  görecek olan Silifke Asliye Ceza Mahkemesine "şikayetten vazgeçme" dilekçesi  gönderdi.  Dilekçede, Erdoğan'ın, 29 Temmuz 2016'da, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi  Millet Kültür ve Kongre Merkezinin açılışında, "Şu ana kadar şahsıma her türlü  saygısızlığı, hakareti yapanları bir kereye mahsus olarak affediyorum ve  davalarımı çekiyorum. Zira asıl bu imkanı doğru değerlendirmezsek, 'millet bizim  yakamıza yapışma hakkına sahip olur' diye düşünüyorum. Onun için siyasetçiler  başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin, ülkemizin önündeki bu gerçeğe, bu  hassas duruma uygun şekilde davranacaklarına inanıyorum." dediği anımsatıldı.

 "Demokrasinin gelişmesi ve bu çerçevede düşünce ve ifade özgürlüğü  önündeki engellerin kaldırılması yönünde gerçekleştirilen tarihi reformların  mimarı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, tüm özgürlükler gibi düşünce ve ifade  özgürlüğünün de sınırları olduğunu, hak sahiplerinin sorumluluk içinde hareket  etmelerinin ve özellikle başkalarının haklarına riayetin önemini sürekli  vurguladığı" belirtilen dilekçede, şunlar kaydedildi:

 "Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın bu çağrısının, özellikle son yıllarda  başta siyasi parti liderleri olmak üzere muhalif kesimlerde karşılık bulmadığı,  Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına ve ailesine yönelik sistematik bir hakaret  kampanyasının yürütüldüğü bilinen bir gerçektir. Ayrıca, 2011 yılında bugünkü  gibi dava ve şikayetlerinden vazgeçilmek suretiyle iyi niyet ortaya konulmuş  olmasına rağmen, kısa süreli bir bahar havasından sonra sistematik hakaret  kampanyasına kaldığı yerden devam edildiği de üzülerek müşahede edilmiştir.

  Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına ve ailesine yönelik hakaret ve iftira  teşkil eden saldırılara karşı yasal haklarını kullanmasının ve hukuk yoluyla  mücadele etmesinin, muhalefetin susturulması veya baskı altına alınmaya  çalışılması şeklinde yorumlanmasının iyi niyetli ve gerçekçi bir yaklaşım  olmadığını bu vesileyle belirtmek isteriz. Bütün demokratik liderler gibi Sayın  Cumhurbaşkanımız, muhalefetin, yapıcı ve yararlı eleştirinin vazgeçilmezliğinin  idrakindedir ancak geldiğimiz nokta itibarıyla sorumsuz muhalefetin, yıkıcı,  ölçüsüz eleştirinin ve hakaretin muhalefete ve ülkeye bir katkı sağlamadığı,  sorunları çözmek yerine derinleştirdiği, birlik ve beraberliğimizi zedelediği  anlaşılmıştır.

 Fetullahçı Terör Örgütü'nün gerçekleştirdiği 15 Temmuz kanlı darbe  girişiminden ve milletçe ödediğimiz ağır bedellerden sonra tarihi bir fırsat  yakaladığımız tartışmasızdır. Bu fırsat, kuşkusuz herkesin aynı fikirde olması  değil, milletimizin asgari müştereklerde buluşması, başkasının varlığına,  inancına ve düşüncesine saygı göstermesidir. Fikirlerimizin farklılığı  zenginliğimizdir ancak bu zenginliğin, karşılıklı saygı, empati ve özellikle  üslup güzelliğiyle tahkim edilmesi zorunludur. Aksi takdirde sahip olduğumuz  zenginliğin bir felakete dönüşmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.  Sayın Cumhurbaşkanımız, milletimizin asgari müştereklerde buluşması,  birlik ve beraberliğimizin tahkim edilmesi, siyasi hayatımızda asgari nezaketin  kalıcı olarak tesis edilmesi ümidi ve iradesiyle, iş bu davada sanık hakkındaki  şikayetinden vazgeçmektedir."

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2016, 12:24
banner218