Her değişim umuttur insanlar için. Muhtar bile değişse yolunda gitmeyen bazı şeylerin düzeleceği umuduna yol açar insanlarda..
Tersi de olur bazen. Başarılı bir yönetici değiştiğinde ya da, çoğunluğun dürüstlüğü üzerinde ittifak ettiği bir kişinin vefatı toplumda karamsarlığa da neden olabilir.
Yeni Aydın Valisi Dr. Osman Varol hakkında olduğu gibi devlette aşağıdan yukarıya mevkilerde ya da seçimle değişiklikler olduğunda umutlar da artar.
Bu iyimserliğe birinci neden Vali Bey’in İzmir doğumlu olmasına bağlı bölge insanıyla olan duygudaşlık yakınlığı.
İnsanlar dilleşerek anlaşırla ama bir de halleşmek vardır ki, o bağ konuşma ile değil bazen vücut diliyle bir bakışla, bir tebessümle, bir duruşla, bir el sıkmakla olur.
Yeni Vali Dr. Osman Varol’un da ayağının tozuyla eşleriyle pazaryeri gezmeleri halkla, ayaküstü sohbetleri, esnaf ziyaretleri kısaca “sıcakkanlılıkları” Aydın’da karşılık buldu.
Vali Bey hakkındaki iyimserliğe ikinci neden de Adıyaman’daki başarıları.
6 Şubat (2023) depreminde Adıyaman da Bin 485 bina yıkılmış,68 bini aşkın bina hasar görmüş ve resmi kayıtlara göre 8 bin 387 vatandaş ölmüştü. (halka göre daha fazla)
Sözün özü Adıyaman, Acı-yaman olmuştu.
Depremin ardından yaklaşık bir ay sonra Vali Mahmut Çuhadar sağlık sorunları nedeniyle ayrılmış yerine Dr. Osman Varol Adıyaman Valisi atanmıştı.
Zor bir görevdi. Çünkü neredeyse halkının yarısı karda,kışta evsiz yurtsuz sokakta kalan,okulları ve resmi kurumları yıkılan insanlara barınak ve yiyecek bulmak dahası yağmalamaları önlemek gerekiyordu.
Sonuçta bu işlerde görev alacaklar da depremde evini,ailesini kaybeden insanlardı.
Bir yandan da hayatın akışı devam ediyordu.Çünkü yerleşim yerleri okullar, aile sağlık ve gençlik merkezleri,spor alanları ve ticaret merkezleri birer yaşam alanıydı..
Haliyle böyle bir yerde insanların barınma,su ve beslenme, ihtiyaçlarının akışını sağlamak için olabildiğince kısa bir sürede organize olabilmek ve krizi yönetmek gerekiyordu.
Bu ise üstün bir beceri işiydi..
Bu irade depremde hayatı normale döndürmede, yıkılan bir kenti, bölgeyi yeniden ayağa kaldırmada dolayısıyla devlete olan güvenin devamında olmazsa olmazıdır.
Deprem gibi maddi ve manevi hayatı felç eden bir felaketi en az zararla atlatmak bu iradenin tesis edeceği ve her bir alt birimi saat gibi çalışacak bir ortak akılla mümkün olur.
Onu da deprem bölgelerinde kendileri de birer depremzede olan insanlardan tesis etmek ve 24 saat üzerinden çalışmalarını sağlamak her bir, yöneticinin yapacağı kolay bir iş değildir ki,üstün yetenekli bir yönetici bu tür ağır vakalarda kendini belli eder..
İşte Aydın’ı umutlandıran ikinci neden de Vali Bey’in depremin yıktığı Adıyaman’ı Acı-yaman’lıktan kurtarmadaki bu başarısıdır.
Ayrıca Aydın’ın işi Adıyaman’ı ayağa kaldırmak kadar meşakkatli değildir. Birleştirici ve derleyip, toparlayıcı olmak yeterlidir. Bazı sorunlar hallolmayabilir ama ilerleyen süreçte çözüleceğine dair insanları umutlandırmak yeterlidir.
Burada asıl meselenin “gururlu Aydın halkının devletten ne istediğini bilmemesinde” düğümleniyor olmasıdır. O nedenle Aydın sahipsizlikten, insanlar iyi niyetine karşılık bulamadığı için irtifa kaybetmiştir.
Ama şu da bir gerçektir ki, Aydınlı güvendiği liderin, önderin, bürokratın izinden gider, peşini de bırakmaz.
Hal böyle olunca Aydın ekonomik olarak geriledi.
Çünkü toplumsal baskı olmayınca devlet kurumları çalışmaz.Belediye başkanları “halk ister biz yaparız” derler.Diğer taraftan bunun anlamı “halk istemezse biz de yapmayız” kaçamağıdır..
Bunun bir sonucudur ki,Aydın her yönüyle kendi kendine idare olunan bir kent görünümündedir. Aydın-İzmir Karayolu’nda 50 küsur trafik ışığı olan tek il olması buna yeterli bir kanıttır..
Aydın incir ve kestane üretiminde birinci sıradadır, ekonomik olarak zeytin, çilek, bal üretiminde önemli bir paya sahiptir ama ürettiklerini hammadde olarak satan küçük üreticinin kazancı giderini karşılamaz.
Ve yaşlı kesim geçim derdine düşen çareyi ya belediyenin ya da Sosyal Dayanışma Vakıflarının kapısını çalmakta bulur,gençler ise soluğu kentlerde alır...
Beş adet ticaret odamız var,görece hepsi birbirinden başarılı oldukları iddiasındalar ama yönetimlerin Aydın konuşmak için bir araya geldiklerine şahit olunmadı.
Sonuçta yıllık kişi, başı milli gelirde Aydın Türkiye ortalamasını 20-25 bin TL geriden izler,gelişmişlikte 24’den 39.sıraya düşer bir oda yetkilisi çıkıp da “bize ne oluyor” demez.
Sanayicilerimiz “kendi kalifiye elemanlarımızı yetiştirmek için okul açacağız” dediler Valilik, TOBB’un yaptığı 24 derslik okula “buyurun açın,” dedi,”olmaz ders araç ve gereçlerini isteriz”,diyerek, yan çizdiler.
Oysa Manisa OSB okulu kendi yaptı,kendi donattı ve kendi de işletiyor..
2014’de büyükşehirle tanıştı Aydın. Bir yandan başkanımız BŞB’yi vatandaşa iaşe dağıtmada aracı yapınca diğer yandan,sosyal dayanışma vakıflarının yardımları tarımda çalışan insan bırakmadılar..
Ziraat Fakültemizin ise kurbanlık hayvan yetiştirmede üretici ile rekabet etmenin dışında yaptığı bir iş yok...
Esnaf Odaları Birliğinde ise “seyyar esnaflar “ tarafından yönetilmesi gelenek haline geldi
Velhasıl Aydın yıldan yıla toprağı bölünerek küçülen, küçüldükçe de yoksulları artan rant egemen bir kent haline geldi.
Fakat her değişim bir umuttur.
Müktesebatındaki devlet ciddiyetiyle, sahaya inen yönetim anlayışıyla, kriz yönetim tecrübesiyle. uzun süredir yokluğu hissedilen ortak akılla Aydın halkı Vali Dr.Osman Varol’un bu gidişatı durduracağını düşünüyor..