Yeni moda kibirli, şımarık sözde muhafazakârlar

Abone Ol

Anahtar cümle Habertürk’ten Kübra Pür’ün kendisiyle yaptığı röportajda Yeni Şafak Yazarı Yusuf Kaplan’ın söylediği şu sözüdür.

Muhafazakârlar, sekülerlerin yaptıkları her şeyi eleştiriyorlar ama yerine hiçbir şey koyamadılar.(04 Haziran 2017)

Başlangıcı Soğuk Savaş’ın bitimi 90’lı yıllara kadar giden, zaman ilerledikçe sayıları hem artan hem güçlenen, paranın ve siyasetin gücünden beslenen, kendini üstün gören, şımarık, ötekileştirici, hakka, hukuka, insan onuruna duyarsız, sığ dindarlık anlayışıyla dini değerlerin içini boşaltan, öncekilerden farklı yeni bir muhafazakâr güruh ortaya çıktı.

Yeni moda anlayışa göre dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirmez. İkisi bir birinden farklı şeylerdir.

Bunlar siyasette de sosyal hayatta da kamu ya da özel olsun fark etmiyor çalışma hayatında da başa dert… Dengeleri bozan bir hastalık… Kendilerine her şeyi hak gören şımarık tipler…

Peki, nasıl oldu bu?

Bu soru cevabını muhafazakâr camianın üç değerli şahsiyeti Prof.Dr. Mustafa Çağrıcı, önceki Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu ve yazar İbrahim Öztürk üçlüsünün birbirini tamamlayan yazı ve tespitlerinde buluyor.

Önce Mustafa Çağrıcı ne diyor, ona bakalım…

“Bir yandan laikçi kesimin bıraktığı acı hatıralar, bir yandan İslami kimliğe sahip yeni siyasetçilerin toplumsal dokuyla uyuşan söylemler ve “dindarlar, dürüst, adaletli merhametli olur” şeklinde özetleyeceğimiz inanç ve umutlar sayesinde İslami kesim siyaset merdivenlerinin başarı basamaklarını hızla tırmandı.

Çekirdeğini- benim de mensubu olduğum-imam hatip menşelilerin oluşturduğu bu kadronun ve bu kadro çeperinde toplanan mütedeyyin okumuşların teorik dini bilgileriyle idealleri güçlü olsa da önemli bir kısmının siyasetin gerektirdiği ahlaki dirençleri Türkiye gibi zor bir ülkenin yönetimini taşıyacak kadar güçlü değildi.

Bunu normal karşılamak lazım… Çünkü ilk defa siyasetin pratik gerçekleriyle ve hem külfetleriyle hem de nimetleriyle imtihan ediliyorlardı.

Buna rağmen bu kadro ülke yönetimine hâkim olunca, dini duyarlılıkları, idealleri ve umutlarından aldıkları enerji ile iktidarlarının ilk on yılında inanılmaz ölçüde başarılı oldular.

Ve bu sayede dünyanın ilgisini, İslam toplumlarının da umutlarını üzerine çekmeyi başardılar.

Fakat başarıya ulaşmaktan daha zor olanı başarıyı taşıyabilmektir.

İşte İslami kimlikle siyaset yapan yeni kadro bu noktada yanlış yapmaya başladı.

Bu yanlışları da “İslami kimlikten” “İslamcı kimliğe” kayarak yaptıklarını düşünüyorum.

Benim yarım asırlık okumalarımdan ulaştığım sonuca göre nihayetinde “İslami kimliği” belirleyen şey başta adalet, eşitlik, dürüstlük, kul hakkına ve insan onuruna saygı, tevazu, ülfet, müsamaha, sabır gibi erdemler olmak üzere temel ilkelere sadakat göstermektir.

“İslamcılık” ise kaçınılmaz olarak bir ayrımcılığı, bir ötekileştirmeyi üretir ve öyle de oldu.

Vaktiyle benim bir meslektaşım şöyle demişti.”Benim anlayışıma göre Müslüman’ın hakkı diğerlerine göre her zaman biraz daha öndedir.”

İşte siyasal İslamcılık tam da budur”.( Karar Gaz.10 Mayıs 2017)

Ali Bardakoğlu’nun sözleri Mustafa Çağrıcı’nın “İslamcılık tespitini” tamamlar nitelikte…

“Günümüzde dindarlık şekil yönüyle arttıkça içi boşalmaya başladı. İbadete yoğunlaşan bir dindarlık anlayışımız var.

Namaz kılıyoruz, sık sık umreye gidiyoruz, Kuran-ı Kerim okuyoruz, gözümüzden yaşlar akıyor.

O seccadeden başımızı kaldırdığımızda, ticarete başladığımızda, trafiğe çıktığımızda başka bir insan oluyoruz.

Biraz önce Allah’la buluşan insan gidiyor, yerine kibirli ve acımasız bir insan geliyor”. (Habertürk, 8 Ocak 2017)

Bu kesime ait son noktayı da Yeni Şafak Yazarı Hasan Öztük koyuyor…

“Son yıllarda para kazananların bir bölümü var ki,”kibir abidesi”...Hepsi yürürken, trafikte araç kullanırken… Konuşurken, işçisiyle, memuruyla iletişim kurarken…

Sıradan vatandaşla ilişki geliştirirken… Öyle bir kibirle yaklaşıyorlar ki, bunların muhafazakâr olduğuna inanamıyor insan…

Paraları var… Ama paralarının ne kültürünü biliyorlar ne de ahlakını…

Unvanları var ama o unvanın çok gerisinde vizyonları var…

Ukalalar, cüretkârlar, olabildiğince cahiller…

Raconu ya parayla kesmeye kalkıyorlar ya da arkalamakta olduğunu vehmettikleri siyasal güçle…

Bu halleri ile sadece etraflarını değil yakın çevrelerini de kırıyorlar, döküyorlar.” (04 Haziran 2017)

Bizim de ne zamandır anlatmak istediğimiz, birilerinin anlamakta zorlandığı işte tam da budur.

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA İNDİR

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }