• BIST 104.539
  • Altın 163,366
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999

    Yargıtay’ın Son Kararına Göre Örgüt Üyeliği Kriteri ve FETÖ/PDY Davalarına Etkisi

    13.11.2017 08:30
    Akın Yakan / Bakış Açısı

    Akın Yakan / Bakış Açısı

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli, 2017/1809 esas ve 2017/5155 karar sayılı bozma kararı ile önemli değerlendirmeler yapıldı.

    Peki, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ne diyor kararında?

    Yargıtay kararı ile Fetö/Pdy davaları ile ilgili olarak örgüt üyesi sayılmanın kriterleri belirlendi.

    Yargıtay önce “örgüt üyesi” kavramını tanımlıyor. Yargıtay’a göre örgüt üyesi “örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişi” olarak tanımlanmıştır.

    Örgüt üyeliğinin oluşabilmesi için gerekli şartlar ve unsurlar ayrıntılarıyla kararda sayılmış. Buna göre bir kişinin örgüt üyesi sayılabilmesi için;

    1-Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur.

    2-Örgüte üye olan kişinin, örgüt hiyerarşisi dâhilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesi gerekir. Örgüte üyelik suçunun oluşması için, örgütle organik bağ kurulması ve bu ilişkinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlerin bulunması gerekir.

    3-Bir örgüte sadece sempati duymak, ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak tek başına, örgüt üyeliği için yeterli değildir.

    4-Bir kişinin örgüt üyesi kabul edilebilmesi için, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken kanunun suç saydığı filleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak için saikin suç işlemek amacı olması aranır.

     

    Yargıtay 16.Ceza Dairesi örgüte üye olmak ile ilgili bu değerlendirmeleri ilk defa söylenen bir şey değil. Ceza hukukumuzda, hem doktrin, hem de Yargıtay daha önce bu hususu defalarca tartıştı ve süreklilik kazanan bir yargıya vardı. Merak edenler için buna ilişkin açıklamaları dipnotta aktarıyorum [1].

     

    Yargıtay’ın teknik açıklamalarından sonra pratikte bu nasıl uygulanacak? Bu açıklananların anlamı ne?

     

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli, 2017/1809 esas ve 2017/5155 karar sayılı bozma kararı ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesi’nin 12.05.2017 tarihli, 2017/1274-1165 sayılı kararını irdelemiştir.

    Yerel mahkemenin kararı irdelenirken Yargıtay’ın şu tespitleri, kararın manasını ortaya koymaktadır. Şöyle ki;

     

    1-FETÖ/PDY örgütünün başlangıçta bir ahlak ye eğitim hareketi olarak ortaya çıktığı ve amaca ulaşmak için her yolu mubah görüldüğü, bu anlamda yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen ortaya çıkmamaya (kriminalize olmamaya) özen gösterdiği yargılamada dikkate alınmalıdır.

    Bunun anlamı ne?

    FETÖ/PDY terör örgütünün, devletin istihbarat birimlerinin bile çözemediği gizini vatandaştan çözmesini bekleyemezsin demek istiyor Yargıtay!

     

    2-Sanığın örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunup bulunmadığı mahkeme tarafından incelenmelidir.

    Bunun anlamı, yargılama yapılırken sanığın bu yapılanmanın nihai amacını bilip bilmediği, örgütle organik bağının olup olmadığını mahkemeler araştırılmalıdır. Vatandaşların sadece dini duyguları nedeniyle bu cemaate yakınlık duyması tek başına suçun oluşması için yeterli değildir.

     

    3-Sanığın, birkaç kez örgütün dini sohbet toplantılarına katılması, örgüt tarafından çıkarılan gazetelere abone olması, çocuğunu örgüte ait olduğu ileri sürülen özel okullara göndermesi tek başına suçun oluşmasına yetmez.

    Bunun anlamı ne?

    Yargıtay açıkça, bir kişinin sohbet toplantısına katılmasını, Zaman Gazetesi, Nokta, Sızıntı Dergilerine abone olunmasını ve çocuğunu örgüte ait olduğu ileri sürülen özel okullara göndermesinin suç oluşturmayacağını kabule etmiştir.

     

    4-Bu nedenlerle, tüm deliller toplanmalı, sanığa ait dijital materyaller üzerinde gerçekleştirilmekte olduğu anlaşılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.

    Bunun anlamı ne?

    Yargılamanın yapıldığı birçok Ağır Ceza Mahkemesi dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesini beklemeden ilk celsede karar verme eğilimindeydi. Yargıtay bu kararı ile bu konuda net bir tavır ortaya koyarak yargılama aşamasında dijital materyaller başta olmak üzere, delillerin her yönüyle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

     

    Sonuç olarak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli, 2017/1809 esas ve 2017/5155 karar sayılı bozma kararı ile Fetö/Pdy yargılamalarının evrensel hukuk normları ile yapılması gerektiğini, bugüne kadar yapılan uygulamaların hukuk dışı olduğunu belirterek Ağır Ceza Mahkemelerine açık bir uyarıda bulunmuştur.

     

    yargitay-1.jpgyargitay-2.jpgyargitay-3.jpg

     

    [1]Örgüt kurma ve yönetme suçu ancak kasten işlenebilir. Fail, kendisi ile beraber en az iki kişinin daha suç işlemeye yönelik kurulan organizasyonun hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğunu, bu kişilerin kendisiyle birlikte aynı amaca yöneldiklerini, belirsiz sayıda suç işlemek üzere bir araya gelindiğini bilmeli ve irade etmelidir. (TOROSLU, Özel Kısım, s. 263, EVİK Vesile Sonay, Cürüm İşlemek Amacıyla Örgütlenme, Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, GSÜ Yayınları:32, İstanbul, 2004, s. 386,)

    Kanunun bilme ve isteme şeklindeki doğrudan kast yanında fail ya da faillerin belli bir amaca yönelik olarak hareket etmesini aradığı hallerde, söz konusu amaç ya da saikin suçun manevi unsurunun gerçekleşmesi bakımından, bir unsur haline geldiği, kabul edilir. Bu suçlarda amaç ya da saikin yokluğu, suçun unsurunun yokluğu anlamına geleceğinden suç oluşmayacaktır.

    TCK m. 220’de kanun koyucu, örgüt suçunun oluşabilmesi için kişilerin kanunda suç sayılan fiilleri işlemek amacıyla bir araya gelmelerini aramıştır. Dolayısıyla, söz konusu amaçla hareket etmek, bu suç bakımından manevi unsurun oluşması için gereklidir. Bu itibarla suç doğrudan kastla işlenebilir. Bu amaç, örgütü kuran ve yönetenlerde bulunması gerektiği gibi, örgüt üyesi olanlarda da mevcut olmalıdır. Örgüte üye olma suçunun manevi unsuru kasttır.

    Buna göre failin, ikiden fazla kişiyle birlikte kurduklarını bildiği ve istediği örgüt kapsamında, miktarı ve çeşidi belli olmayan suçları süresiz şekilde işleyeceklerini de ayrıca bilmesi ve istemesi gerekmektedir (ŞEN, s. 65, KAVLAK, s. 418) . Aksi halde suçun oluştuğu söylenemez. Bu nokta, suça iştirak veya suçun örgüt kapsamında işlenmesi farkının belirlenmesi bakımından çok önemlidir.

    Kişinin, örgüte üye olma suçundan sorumluluğuna gidilebilmesi için, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün bulunduğunu, örgütün bu amaç doğrultusunda faaliyet yürüttüğünü ve hiyerarşik yapının bir parçası olarak örgütün amaçları doğrultusunda hareket ettiğini bilmesi gerekir. Kişinin bu unsurlardaki bilgisizliği kastı ortadan kaldırır (TCK.m.30/1). Örneğin meşru bir yapılanma olduğu düşüncesiyle örgüte katılan kişinin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olma iradesinin bulunduğu söylenemez.

     

    TCK 314/1’e Göre Suçun Manevi Unsuru

    314/1. fıkrada tanımlanan silahlı örgüt kurma veya yönetme suçunun manevi unsurunun oluşabilmesi için genel kastın yanında özel kastın varlığı da gereklidir. Bu suç bakımından özel kast; belirli amaç suçları (302.-313.md.) işlemek için silahlı örgüt kurmak veya böyle bir örgütü yönetmektir. Bu suç olası kasıtla (21/2. md.) işlenemez.

    314/2.fıkrada tanımlanan silahlı örgüte üye olma suçunun manevi unsurunu, silahlı örgütün gayesini bilerek ve benimseyerek bu örgüte girme iradesi oluşturmaktadır. Failin örgütün gayesini benimsemiş olup olmadığı, onun iç alemini ilgilendiren bir husus olduğundan bu durumun kanıtlanması, ancak iradenin bir dışa yansıması olan dış aleme yansıyan hareketleri veya bunu bilen bir tanık anlatımı veya aynı kanaati verebilecek diğer kanıtlarla anlaşılabilir. Bu itibarla, failin, sadece örgütün benimsediği siyasal görüşe veya ideolojiye sahip olması, yakınlık duyması, yani örgütün sempatizanı olması, soyut olarak örgüte veya ideolojisine ait eserleri okuması, bulundurması ile sınırlı eylemleri onun silahlı örgütün üyesi sayılmasını kabule elverişli değildir. Sanığın örgütün gayesini benimsediğini açığa çıkaracak nitelikte hareketinin saptanması gerekir. Belli amaçları silahlı olarak gerçekleştirmeyi "özel kast" ile bilerek ve isteyerek kabul etmek bu suçun manevi unsurunu oluşturduğuna göre, herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde, failin bu özel kastının dosyadaki kanıtlarla hukuken belirgin olması gerekir. Örgüte zorla götürülen kimseler örgüte isteyerek girmediklerinden suç kastı oluşmaz. (Parlar/Yıldırım, a.g.e. sf.205)

     

    Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA

    Bu yazı toplam 3436 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim