Vali'den anlamlı tespit

Abone Ol

Vaktiyle bir adam atıyla yola çıkar..
Yolun üzerindeki çeşme başında bir dilenciyle karşılaşır.
Dilenci adamdan yardım talep eder.
Adam atından inerek dilenciyle yanındaki lokmasını paylaşır.
Birlikte yiyip içtikten sonra dilenci, adamın bir anlık gafletinden faydalanarak bir sıçrayışta ata biner ve oradan uzaklaşmak ister.
Neye uğradığının şaşkınlığındaki yardımsever adam, dilencinin arkasından koşturmuş ve ona seslenerek durdurur.
Adam aralarındaki uzak mesafeye rağmen dilenciye;
“Tamam atımı çaldın kaçıyorsun. Sakın bunu başkalarına anlatma.” demiş.
Dilenci “Neden?” Diye sormuş.
Adam “Sen bunu başkalarına söylersen senin bu yaptığını duyanlar bir daha yolda kalmışa, düşküne yardım etmez.” Demiş.
Geçen Perşembe günü Nazilli’ye bir takım görüşmeler ve incelemeler için gelen Aydın Valimiz  Ömer Faruk Koçak’ın iade-i ziyaret kabilinden Ensar Vakfımıza ziyaretinde, son zamanlarda ülkemizde yaşanan 15 temmuz kalkışmasının topluma yaşattığı travmanın doğuracağı sonuçların en önemlisinin  “Güven duygusunun” zedelenmesi olduğunu benzer bir kıssayı anlatarak dile getirdi.
Doğu toplumlarının hisse dolu kıssaları, kısa hikayeleri hayli çoktur.
Doğu toplumlarında sözlü gelenek, anlatı geleneği kuvvetlidir.
Bu sebeple aynı hikayenin değişik versiyonlarını duymak, dinlemek bu açıdan şaşırtıcı değildir.
Konumuza dönecek olursak;
Valimiz, “15 Temmuz kalkışmasının müsebbibi ve faili olan yapı, yıllardır anadolunun çocuklarını, insanımızın değerleri ve en önemlisi aziz İslamı istismar ederek devşirmiş, milletten devşirdikleriyle, ülkemizin istiklal ve istikbaline saldırmıştır.
Bunlarla  mücadele en etkin bir şekilde verilmekte ve cezaları da aynı şekilde verilecektir.
Ancak, terör yoluyla insanlarının üstüne bomba ve mermi yağdıranların toplumda oluşturduğu güven bunalımı, önümüzdeki süreçte sıkıntılar yaşatacaktır.
Bu çetenin toplumda, cemaatleşme ve iyilik yapma arzusunda büyük yıkım ve tahribat oluşturduğunu ve yaralar açtığını, Ensar Vakfı gibi yardım kuruluşlarının bu sıkıntıları göğüslemekte ve tedavide zorlanacağını.” söyledi.
Vali bey haklıydı.
Evet, bu melanet yapı, habis ur milletin aziz değerlerini istismar edip, milletin evlatlarını kendine bağlayan ve bu güçle millete ve kurumlarına saldıran terör çetesi, geride “Güvensizlik ve öfke” bıraktı.
Süfli emelleri ve “Küresel güçlerin” arzuları için, millete ve kurumlarına saldırdılar.
Ülkede kaos ve iç savaş çıkarmak istediler.
Milletimiz bu belayı defetti ama, geride derin “Güvensizlik ve öfke” kaldı.
Bu yaranın kapanması hayli zaman alacak gibi.
Çünkü, yapılan ihanet alışık olduğumuz bir ihanet türü değil.
Bu ihanet, yıllardır milletten beslenen, millet üzerinde kurulan vesayete karşı söylemlerle milletten teveccüh görenlerin ihanetidir.
Bunlar “Yemek yediği çanağı pislemişlerdir.”
Tıpkı baştaki hikayede olduğu gibi, kendisine yapılan iyiliğe, ihanetle eden “Dilenci” gibiler.
Zedeledikleri güven duygumuzdur, iyilik yapma arzumuzdur.
İnşallah bu badireler atlatılacak.
Hayat bir gün normalleşecek.
Temenni edelim ki;
Devletin yetmediği yerlerde insanlarımız yardımlarıyla anadolu coğrafyasında yaşayan muhtaç kardeşlerimize değilse bile, anadolu coğrafyası dışında yaşayan mazlum milletlere yaptığı yardımlarda inşallah azalma olmaz.
Bu travmanın etkisinden kısa zaman da kurtuluruz.
Tarihin bizden istediği görevi yapmakta zorlanmayız.
Kaybolan“Güven iklimini” oluşturmak için, hainlerin yaptıklarına değil, ihtiyaç sahiplerini düşünmeli, mükafatı Allah’tan beklemeliyiz.
Bu yalancı ve hainler tavrımızı belirlememelidir.
Peygamberimizin ”Aldatan bizden değildir” prensibine uyarak önümüze bakmalıyız.
Aldatanlar cezalarını hem bu dünyada, hem hesap gününde mutlaka görecektir.
Zalimler ve hainler için yaşasın cehennem!!!
***
Kerim Kitabımızdan:
Şüphesiz ki Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. 
Elbette O, sinelerin içinde olanları da bilir.
Fatır suresi/38. ayet

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }