İzmir'de çekyattan çıkan ceset davasında sanığa 'küfür' indirimi İzmir'de çekyattan çıkan ceset davasında sanığa 'küfür' indirimi
Son zamanlarda hiç “Frugal Four” (Tutumlu Dörtlü) terimini duydunuz mu? Bu tabir, esas olarak Avusturya, Danimarka, İsveç ve Hollanda gibi belirli ülkeleri ifade ediyor. Bu ülkeler ekonomik konularla ilgili kararların çoğunda en önde giden ülkeler gibi görünüyorlar. Bunun yanında, mikro boyutta da, “tutumlu insanlar” diye bir şey de var.

Peki sizce bu terimler tam olarak ne anlama geliyor ve neden bu kadar popüler oldular? Nasıl oldu da tutumlu insanlardan öte tutumlu ülkelerin artan varlığı  günümüzün konusu oldu.

Bazı insanlar için birinin cimri diye tanımlanması için tutumlu olması, hesabını bilmesi, gereksiz harcamalardan kaçınması yeterli. Bu insanları cimri ve hatta bencil diyerek yanlış tanımlamaları mümkün. Bununla birlikte, bu aşağılayıcı yaklaşıma sahip olmak, ilginç bir davranış profilini düşünme fırsatını tamamen ortadan kaldırmış oluyor. Tutumlu insanlara karşı tepkili olanların yanı sıra tutumlu olmak, son dönemde moda da olmaya başladı.

Konfüçyüsün çağdaşı Lao Tzu felsefesinde sürekli aşırılıktan kaçmanın gereğini vurgulamıştır. Ancak tutumlu olduğunuzda serbest olabilirsiniz diyen ihtiyar bilge Lao Tzu tutumluluğu şu sözlerle taçlandırmıştır “Sımsıkı tutunduğum ve çok önemsediğim üç değerli şeyim var. İlki nezaket; ikincisi tutumluluk; üçüncüsü, kendimi başkalarının önüne koymama engel olan tevazu. Nazik olduğunuzda cesur olabilirsiniz; tutumlu olduğunuzda serbest olabilirsiniz; ve kendinizi başkalarının önüne koymaktan kaçındığınızda çevrenizdeki adamların arasında lider olabilirsiniz.”

Bir sözlükten “tutumluluk” teriminin anlamına bakarsanız, bunun gerçekte ne anlama geliyor olduğuna dair bir miktar ipucuna ulaşırsınız. Bu kelime, ihtiyatlı, pasif, elindekinin kıymetini bilen ve zaman ve para kullanımı alışkanlıklarını optimize etmek konusunda iyi olma niteliklerini tanımlıyor. Bu konuyu bu şekilde biraz daha geniş perspektiften gördüğünüzde, bir kez daha kısıtlayıcı ve hatta cimri bir insanın tam olarak ne anlama geldiğini tutumluluktan ayırabilirsiniz.

Tutumlu ve sağlıklı bir insan için, zaman para değil; zaman hayattır. Tutumlu insanlar bunu bilir ve bu nedenle, ana hedeflerinden biri, her günlerinden en iyi şekilde yararlanmak olur. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor? Örneğin, bütün günü çalışarak geçirmenin bir anlamı olmadığını düşünürler. Geçim sağlamanın ardındaki fikir, sadece, hayatında herhangi bir aşırılık olmadan iyi yaşamak adına yeterli geliri elde etmek üzere gerekli olana yatırım yapmak.

Tutumlu insanlar, eğlence, dinlenme veya iş yerinde üretkenlik yoluyla, içerisinde bulundukları her andan en iyi şekilde yararlanırlar. Planlama, burada en kilit noktadır.

Verimlilik, belirli işlevleri düzgün bir şekilde yerine getirme yeteneği aslında. Bu, yalnızca tutumlu insanların işyerlerindeki performansları için geçerli değil tabii ki. Bunun yerine, bunu yaşamlarının her hayati alanına entegre eder bu insanlar, örneğin:

Sadece mecbur kaldıkları zaman para harcarlar ve tüketim yaparlar, çünkü mali limitlerinin farkında olduklarından, her zaman için bütçelerine uygun hareket ederler.

           

Tutumlu insanlar, giysi, eşya ve araba gibi gerçekten ihtiyaç duymadıkları şeyleri de satın almazlar. Başka bir deyişle, belirli bir ürünün en son modeline sahip olma ihtiyacı için veya yalnızca zevk uğruna eşyalarını yenilemez, daha pahalı şeyler almazlar.

Tutumlu bir insanın mutlu yaşamasını sağlamak üzere öncelikleri belli olacaktır. Çaba gösterirler, istedikleri şey için çalışırlar ve tüm enerjilerini bu belirli boyutlara doğru harekete geçirirler. Bu anlamdaki tasarruflu ve tutumlu zihniyetleri onları tanımlayan şeydir.

Kendilerini yalnızca şimdiye ve ana bakmakla sınırlamadıklarını da unutmayın. Aslında, uzun vadeli hedeflere odaklanırlar. Dolayısıyla bunu hesaba katmak da bir öncelik belirleme türü olarak ortaya çıkar. Bu, her maaş çeki aldıklarında olabildiğince tasarruf ettikleri anlamına da geliyor.

Bu, ortalama olarak iyi bir yaşam standardını koruyan tutumlu ülkelerin en büyük avantajı olabilir. Bu tür ülkelerde insanlara verilen maaşlar iyi bir seviyede olacaktır ve bu nedenle, davranış tarzları da tasarruf odaklı. Aslında, hayatta sahip oldukları verimlilik anlayışı da, büyük bir ipotek borcu ile karşı karşıya kalmamalarını mümkün kılıyor. Gördüğünüz gibi, borçtan kaçınmak bu tür insanların en önemli önceliği.

İpotek altına girerek bir varlık sahibi olmak yerine, her zaman mümkün olan en kısa sürede uygun meblağları biriktirip bu eşyayı veya varlığı satın almayı tercih edeceklerdir.

Bisikletle bir yerden bir yere gidebilecekseniz, neden araba kullanasınız? Tutumlu insanlar, bunu yaparak sadece para biriktirmezler, aynı zamanda çevrelerine de özen gösterirler.  Bu, her şeyi tamamen araçsız yapmanız gerektiği anlamına gelmiyor tabii ki. Esasen, aracınızı da bu şekilde çok daha uzun yıllar boyu kullanabilirsiniz, çünkü hala çalışıyor olacaktır.

 Aynısı diğer alanlar için de geçerli. Örneğin, tek bir abonelik her aile üyesinin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecekken, neden birkaç telefon ve internet sözleşmesi yapılsın ki?

Tutumlu insanlar nadiren dürtüleri tarafından yönlendirilirler. Bu, soğuk veya katı oldukları anlamına da gelmiyor tabii ki. Hatta, aslında durum bunun tam tersi oluyor genellikle. Tutumlu olma felsefesi her şeyden önce otantik bir yaşam kalitesini arzulamayı amaçlıyor. Bu, kendi ihtiyaçlarınız konusunda net olmanız ve arzularınız tarafından da zincirlenmemeniz anlamına geliyor. Sonuçta, arzular, sürekli değişken oluyorlar ve insanlar istekleri konusunda son derece kararsız kalıyorlar. Bu durumda, arzularınız, herhangi bir zamanda sizi yanlış yola yönlendirebilir de diyebiliriz.

Para harcamak ve borç almak, insanı nadiren mutluluğa götürüyor. Bunu yapan insanlar, bir anlık arzuyu tatmin edebilir, ancak ideal olarak, gerçek ihtiyaçlarınız konusunda net olmanız ve onlara ulaşmak için zaman ve çaba harcamanız gerekiyor.

Tutumlu insanları tanımlayan ilginç bir faktör daha var: sürekli ilham, bilgi ve çevre ile bağlantı arayışı. Bu tür kişilerin hedefleri oldukça açık oluyor: gelişmek ve ilerlemek için öğrenmeye devam etmek. Daha verimli olmaya devam etmek ve daha üretken çalışma ekipleri oluşturmak için yeni mekanizmalar aramalıyız diye düşünüyorlar. Bu şekilde yaşam kalitelerine ve sosyal anlamda ilerlemeye yatırım yapmaya devam ediyorlar.