• BIST 107.661
  • Altın 151,853
  • Dolar 3,7029
  • Euro 4,3481

    'Türkiye model olamaz'

    14.02.2011 11:26
    Mısır'daki Akil Adamlar Komitesi sözcüsü Amr Hamzawy 'devrim'i anlattı.
    Türkiye model olamaz
    'Türkiye model olamaz' 'Türkiye model olamaz' 'Türkiye model olamaz'

    İstediklerinin, sivil, demokratik bir rejim olduğunu belirten Hamzawy, 'Ordunun kışlaya geri dönmesi gerek. Bu konuda Türkiye'den öğreneceklerimiz var' dedi. Mısır'ın kendi modelini yaratacağını da ekledi.

    MISIR'DAKİ AKİL ADAMLAR KOMİTESİ SÖZCÜSÜ AMR HAMZAWY 'DEVRİM'İ ANLATTI:

    Amr Hamzawy kimdir?

    Carnegie Ortadoğu Merkezi olan Amr Hamzawy, Arap dünyasında siyasal katılım süreçlerindeki değişim ve İslamcı hareketler üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınıyor. Ortadoğu'da İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Danışma Konseyi ile Arap Sosyal Bilimler Konseyi'nin yönetim kurulunda görev yapan Hamzawy, Mısır'daki olaylı günlerde dünya medyasının görüşüne başvurduğu bir isim.

    Satır arası...

    Türkiye kendi iç siyasi gerilimlerine odaklansa da, geçen haftanın kuşkusuz en önemli olayı Mısır'da Hüsnü Mübarek rejiminin günler süren isyan sonucu devrilmesiydi. Arap dünyasında bir dönem lider kabul edilen Mısır'daki dönüşüm, Türkiye'yi de yakından etkileyecek. Ancak Mısır'da aslında her şey daha yeni başladı. Herkes 'Mübarek'in ardından şimdi ne olacak?' diye soruyor. İşte bu sorulara bir nebze olsun yanıt bulmaya çalışıyoruz bu haftaki söyleşimizde. Konuğumuz ise, Kahire sokaklarında 'Yallah Mübarek' diye bağırmaktan kısılmış sesini telefonda bile fark edebildiğimiz ve röportaja 'Bugün Mısır'da konuştuğunuz herkesi tebrik edin önce' diye başlayan Amr Hamzawy. Hamzawy, ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Carnegie Endowment'ın Ortadoğu Merkezi Direktörü. Ama belki de daha önemlisi aralarında Arap Ligi Genel Sekreteri Amr Musa'nın da bulunduğu Akil Adamlar Komitesi'nin sözcüsü.

    Mısır'ın Akil Adamlar Komitesi'nin sözcüsü ve Carnegie Endowment'in Ortadoğu Direktörü Amr Hamzawy ile önceki gün yoğun toplantı trafiği içindeki kısa molalara sıkıştırılmış sayısız telefon görüşmesi yaptık. Hamzawy, Mısır'ın geldiği noktayı ve geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

    - Bugün ilk kez Mübarek'siz bir Mısır'a uyandınız. Günlerdir Tahrir'de eyleme katıldığınızı biliyorum. Tüm bunların ardından, bugün nasıl hissediyorsunuz?

    Ben de tüm Mısırlılar gibi harika hissediyorum. Bugün, ülkemiz için çok önemli, Mısır için yeni bir başlangıç. İnsanlar bunun için uzun süredir bekliyordu biliyorsunuz. Artık, demokratik Mısır'a çok daha yakınız.

    - Neden sizce tüm bunları önce Tunus, şimdi Mısır'da gördük birbiri ardına ve daha da devam edecek gibi görünüyor. Burada, zamanlamanın önemi nedir?

    Tunus'un yorumunu Tunuslular yapabilir aslında. Ama Tunus'taki aşırı baskıcı rejim, yolsuzluk, anayasanın Bin Ali'nin hizmetinde olması, ülkedeki sosyo ekonomik koşulların kötü olması etkili oldu. Çünkü Tunus'ta orta sınıf bunu itti. Mısır'da da tabii bölgesel etkileşim ve sosyo ekonomik koşullar etkili oldu. Siyasi yönetim ve rejim çok kapalıydı, insanların isteklerine göz yumdular, herkesi yasal sürecin dışına ittiler, son seçimlerde muhalefet ve gençlerin ne istediğini hiç dikkate almadılar. Sosyo ekonomik koşullar da rejimin söz verdiğinin tersine hiç gelişmeyince insanlar patladı.

    ORDU, MÜBAREK'İ DEVİRDİ

    - Bu domino etkisi mi?


    Tam emin değilim, ama insanlar otokratik hükümetlerin aslında ne kadar zayıf olduğunu gördü ve korkularını aştı. Bir kez caddenin karşısına geçtiğinizde, olayları çok daha kolay görüyorsunuz. Siz vatandaşların ne kadar zorluklarla kendi ülkelerinde kontrolü ele geçirdiğini gözlerinizle gördünüz. Vatandaşlar, bunun için günlerce uğraştılar.

    - Ordunun pozisyonunu nasıl gördünüz devrim sürecinde?

    Ordu bence iki taraflı bir siyaset izledi. Rejimi ve Mübarek'i korudular ama göstericilere de dokunmadılar. Bu nedenle rejimi korumak isteyen devlet başkanının yanında dururken, insanların taleplerini de yasal gördüler. Belki de emir-konuta zincirinde bir başarısızlık yaşandı, ondan böyle oldu, bilemiyorum.

    - Mübarek'in istifasının ardından ordunun kontrolü ele geçirmesi ne anlama geliyor? Bu bir askeri darbe mi? Mübarek'ten askeri darbeye mi savruldu Mısır?

    Hayır, hayır. Bu çok yanlış bir değerlendirme. İnsanların demokrasi, adalet taleplerine Mübarek asla olumlu yanıt vermedi. Bizi sadece bölmeye çalıştı ve çok az konuda uzlaşmaya razı oldu. Olaylar kontrolden çıkıyordu. Bu nedenle, ordu artık sürece dahil olup kontrolü ele aldı ve 'kontrolü ele alıyorum' dedikten sonra da Mübarek'i devirdi. Bu bir askeri darbe değil. Askeri baskı, devrim ve 30 yıldır askeri ülkeyi yöneten diktatörün devrilmesi bağlamında şimdi sona erdi.

    - Ordu ne kadar gücü elinde bulunduracak sizce? Bir takvim oluşturuldu mu?

    Mısır'da da herkes aynı soruyor. Evet, henüz bir takvim çıkmadı, olay çok yeni olduğu için. Ama çıkacak ve siz de bunu göreceksiniz. Sadece biraz beklemeniz gerek. Bir konuda emin olabilirsiniz: Mısırlılar ülkelerinin demokratikleşmesi için mücadele etmeye devam edecek. Diktatörü daha dün (önceki gün) devirdik ve bundan sonra ne olacağını bekleyip görmemiz gerekiyor. Bir takvim ve program belirlenmesi için şu an harıl harıl çalışıyoruz. Bundan sonra devlet birimleri, siyasi güçler ve bağımsız ulusal figürlerin dahil olacağı uzun müzakere süreçleri başlayacak.

    - Neden Mübarek gururlu bir konuşmadan hemen sonra istifa etti dersiniz? Biraz garip olmadı mı?

    Aslında değil. Eğer onu tanısaydınız, bunu anlardınız. Bu, oynayabileceği son karttı. Çok geç yapılmış ve kimseyi tatmin etmeyen bir konuşma olduğunu kendisi de anladı ve gitmek zorunda kaldı. Ayrıca, ben onun konuşmasının da gururlu değil, retorik olarak berbat olduğunu düşünüyorum, siyasi açıdan bakınca. Bize ne sunabildi, hiçbir şey! Şimdi önümüzde geçiş dönemini bitirip, Mısır'ı demokrasiye götürmek gibi zorlu bir görev var.

    ASKER, KIŞLAYA DÖNMELİ

    - Rejimi devirdiniz. Yerine nasıl bir rejim koyacaksınız?


    İstediğimiz, ülkede sivil, demokratik bir rejim kurulması. Ordunun kışlaya geri dönmesi gerek geçiş döneminden sonra ve Mısırlı siyasi güçlere yetki devri yapması lazım. Başkanlık sistemi mi, parlamenter sistem mi olacak, nasıl bir anayasa, seçim sistemi nasıl olacak... Bunların hepsini tartışarak şekillendireceğiz. Ortada sınırları çizilmiş bir kitap yok. Her halukarda demokratik ülkeye yakışan bir yol bulacağız.

    - Türkiye, Mısır için model olabilir mi?

    Hayır, hayır. Türkiye bize model olamaz. Mısırlılar kendi modellerini yaratacaklar. Sizin müthiş bir demokratik gelişim geçirdiğinizi görüyoruz. Şu anda demokrasi sürecimize yeni başladık, diktatörü daha yeni attık başımızdan. Sizin yaptıklarınızdan etkilenmiş olsak da, öyle başka bir ülkeden model alacağımızı sanmıyorum. Bakın, biz bugün kendi devrimimizi yapıyoruz ve herkesin bizim demokratik devrimimize saygı göstermesi gerekiyor. Model olamazsınız bizim için. Ama, tabii bunu derken Türkiye'nin kendi içinde yaptıklarını takdir etmiyor değiliz. Mesela siz Milli Güvenlik Kurulu gibi bir yapının ülkedeki siyasi etkinliğini, askerlerin sivil hayata ve siyasete müdahalesini azaltan önemli işler yaptınız son yıllarda. Bizim de sizdeki gibi bir askeri kurulumuz var, bunu değiştirmemizde sizin yaptıklarınız elbette ki çok önemli. İkincisi de İslamcı gelenekten gelenlerin siyasete katılımının sağlanması açısından çok önemlisiniz. Bu, bugün bizim Mısır siyasetinde de çözmemiz gereken bir durum. Türkiye ile aynı süreçten geçeceğimiz çok konu var. Ama oturup da 'Türkiye'yi modelleyelim' diye bir tartışma yok burada. Mısır, kendi özgün koşullarına uygun modelini oluşturacak.

    - İslam'ın rolü ne olacak? Mısır, İslam Devleti'ne dönüşür mü?

    Bu çok yanlış bir soru ve yanıt vermeyi bıraktım artık. Bunu Müslüman Kardeşler yüzünden sorduğunuzu biliyorum. Anlaşılması gereken şey şu ki, Müslüman Kardeşler Mısır siyasetinde sadece bir aktör. Onların dışında çok farklı siyasi aktörler var. İslam, Mısır siyasetinde egemen olmayacak. Biz burada İslamcıların yasal süreç içinde nasıl sivil ve demokratik süreçlerde yer alacağına bakmalıyız. Türkiye örneği işte burada çok önemli.

    - 'Mısır, İran olabilir' yorumlarına kredi vermiyorsunuz anladığım kadarıyla...

    Bu aşırı derecede manasız bir propaganda. Bu gördüğünüz devrimin bir İslam Devrimi'ne dönüşeceğini hemen her yerde pompalıyorlar. Şunu anlayın lütfen: Mısır'daki bu hareket İslam veya İslamcılar tarafından yönetilmedi. Müslüman Kardeşler bu gördüklerinizin tek bir parçası ve tüm süreci ele geçirecek güçleri yok burada. Biraz abartılıyor. Korku faktörünü tekrar masaya getirip, yıllarca olduğu gibi, insanların isteklerini göz ardı etme girişimlerinin parçası oluyorlar. Aslında böyle bir tehlike yok. Ve hepimiz, ülkemizin bir demokrasiye dönüşmesini istiyoruz. Siz hiç gördünüz mü sokakta insanların İslam devrimi istediğini?

    TÜRKİYE LAİK DİYORSANIZ...

    - Mısır Türkiye gibi laik bir ülke olması mümkün mü peki?

    Türkiye'nin çok da laik olduğundan emin değilim ama siz öyle diyorsanız öyle olsun.

    - Türkiye'yi laik bir ülke olarak görmüyor musunuz?

    Bu konuya girip sizinle Türk siyaseti üzerine tartışmak istemiyorum. Bunu size bırakıyorum. Ülkemizi kurmak istiyoruz ve Türkiye'yi konuşmak için vaktim yok.

    - Peki laik bir Mısır ne kadar ihtimal dahilinde?

    Zorlu bir geçiş dönemine giriyoruz. İstediğimiz, siyaset ve dinin, din ve devletin ayrıldığı demokratik bir devlet kurmak. Ama bu, dinden ilham alan partileri siyaset dışı bırakacağımız anlamına gelmiyor. Demokratik sisteme ve anayasal çerçeveye saygı gösteren tüm partiler sürece dahil olacak.

    ABD, YAVAŞ SAF DEĞİŞTİRDİ


    - ABD'nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    ABD biraz yavaş da olsa, sonunda insanlardan yana tavır koymayı başardı. ABD'nin devrimde büyük rol oynadığına inanmıyorum. Bu, içten kaynaklanan dinamik bir halk hareketiydi. Bize bu devrimi gerçekleştirmek için Mısır halkı dışında, dışarıdan kimse yardım etmedi. Mısırlılar burada değişimi yarattı ve şimdi de kontrolü Mısırlılar alıyor. Kapalı kapılar ardında benim bilmediğim ne söylenirse söylensin, ABD siyasetinin bu süreçte çok yavaş taraf değiştirdiğini gördük. Başında çok net bir destek verilmedi devrimcilere ve demokratik değerlere.

    Amr Musa, Akil Adamlar Komitesi'nde
    MISIR'IN Akil Adamlar Komitesi'nde ülkenin eski Devlet Başkanı Enver Sedat'a danışmanlık yapmış Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Profesör Ahmed Kamal Aboul Magd, Arap Ligi Genel Sekreteri Amr Musa, Uluslararası Adalet Divanı eski yargıçlarından Nabil Elaraby ve Mısır'ın ABD eski Büyükelçisi Nabil Fahmy gibi isimler bulunuyor. Akil Adamlar Komitesi, Mısır'da olağanüstü hal uygulamasının kaldırılmasını, yasal olmadığını düşündükleri meclisin feshini, anayasa yazımı için yeni bir komite oluşturulmasını ve siyasi reformlara engel olan yasaların kaldırılmasını istiyor. Önem verdikleri bir başka konu ise Mısır gençliğini temsil edecek bir liderlik yapısıyla, devlet yetkililerinin masaya oturup, yapılacakları beraberce kararlaştırması.

    Şenay YILDIZ / Akşam

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim