Ekonomik göstergeler bir yana, dolar geçen hafta rekor kırdı. İşsizlik daha da arttı. Enflasyon çift hanelerde ilerlemeye devam ediyor. Cari açık her geçen gün artıyor. Fakat iktidara göre her şey güllük gülistanlık.
22.Mart.2018 tarihinde Capital ve Ekonomist dergileri tarafından düzenlenen 7. Uludağ Ekonomi Zirvesinde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek önemli açıklamalarda bulundu. Üstü örtülü de olsa mesajların anlamı açık ve netti.
Neler söyledi Mehmet Şimşek?
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek bir yandan da "GSYH, 2017 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 7.3 artış gösterdi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış büyüme ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.8 gerçekleşti. Bu gerçekleşme ile birlikte, 2017 yıl genelinde GSYH büyüme hızı yüzde 7.4’e ulaştı" dedi.
Fakat bu olumlu tablonun arkasından Mehmet Şimşek, yağmur ve fırtınanın yaklaştığını dile getirdi. “Çatıyı hava güneşli iken tamir etmemiz gerekiyor. Şu an dünyada bol para var faizler düşük ama bu küresel senkronize büyüme devam etmeyecek, belki yağmur yağmur yağacak belki fırtına çıkacak” diye konuşan Şimşek, şirketleri bu dönemde halka ve sermaye piyasalarına açılarak, ortak almaya çağırdı.
Başbakan Yardımcısı, tüm dünyada senkronize bir şekilde yaşanan büyüme döneminin sonuna gelindiğine dikkat çekerek, faiz artışlarının hızlanacağını söyledi. Şimşek, iş dünyasına “Aman borç almayın ortak alın, sermaye piyasalarına açılın. Gelirleri ve harcamaları kontrol altına almak sizin elinizde ancak gelirleri artırmak sizin elinizde değil. Borç yiğidin kamçısı olmakla birlikte bu dönemde büyük bir sorun” uyarısında da bulundu. Konuşmasında, Türkiye’nin borcunun milli gelire oranının yüzde 141 olduğunu, reel sektörün milli gelire oranının yüzde 69 olduğunu açıkladı.
Buradan çıkan en önemli sonuçlardan biri reel sektörün mutsuz ve huzursuz olduğudur.
İktidar büyüme hızının yüzde 7,3 olduğunu her şeyin yolunda olduğunu ifade ederken halkın yaşadığı gerçek ne?
Esnaf ve tacirler ciddi bir nakit sıkıntısı yaşıyor. Bireyler her geçen gün kendini koruma içgüdüsüyle harcamalarını minimuma indirme gayreti ile nakit akışını zorunlu harcamalar dışında olabildiğince azaltma gayreti içinde. Ekonomik sistemde tıkanma yaşıyor. Dolar ve Euro’daki artış ve ekonomik sistemdeki tıkanma belirsizliği ve huzursuzluğu arttırıyor.
Peki, sorun sadece dolar karşısında TL’nin değer kaybetmesi mi? Soruyu şöyle de sorabiliriz; dolar mı değer kazanıyor TL’mi değer kaybediyor?
Ocak 2015-Mart 2018 arasında emsal ülke para birimlerine karşısında Türk Lirasının durumuna baktığımızda şu tabloyla karşılaşıyoruz;
Lira, Ocak 2016-Mart 2018 arasında;
ABD Doları karşısında %37
Rus Rublesi karşısında %75
G. Afrika Randı karşısında %81
Brezilya Reali karşısında %63
Meksika Pesosu karşısında %67 değer kaybetti.
Bu verilere göre, TL sadece dolar karşısında değil, emsal ülke para birimleri karşısında da mum gibi eriyor. Bunu görmeden, sadece ekonomik verileri faiz lobisine dayandırırsak büyük hata yaparız.
Aslında Mehmet Şahin’in söylemek isteyipte söyleyemediği, sadece üstü örtülü beyanlarla geçiştirdiği uyarıların altında bu gerçekler yatıyor.
Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR! Aydınpost APPSTORE'da TIKLA