Cinsel tacize uğrayan çocuklar yaşadıklarını anlamlandıramıyor. Bu noktada yetişkin bireylerin davranışları böyük önem taşıyor. Bir çocuğun cinsel tacize mağruz kalması durumunda, bunun farkında olan kişilerin mutlaka şikayetçi olması gerekiyor. Savcılık çocuğa yönelik cinsel istismarı gördüğü halde şikayetçi olmayan kişiler hakkında ‘suçu bildirmeme’ suçundan soruşturma başlatıyor.

Cinsel şiddete maruz kalan çocuklar, ileriki yaşlarında da yaşadıkları olayın etkisinde kalıyor. Z.K. çocuk yaşta yakın akrabası tarafından cinsel tacize uğrayan kadınlardan biri...Çocuk yaşta yaşadıklarını anlamlandıramayan, anlamaya başladığı noktada ise; kendisini sorgulamaya başlayan Z.K. yaşadıklarını şöyle anlatıyor;

"Amcamın oğlu tarafından tacize uğradım. Bunu oyun adı altında yapıyordu. Yaşadıklarımın çok sonra taciz olduğunu fark ettim ama kimseyle paylaşamadım. Çocukken de bunun kötü bir duygu olduğunu hissediyordum demek ki, o yüzden kimseye anlatmıyordum."

TEPKİ VERMELİYİZ

Z.K. benzer şekilde cinsel istismar mağduru olanlarara şu tavsiyelerde bulunuyor; 

"Böyle bir şey mutlaka paylaşılmalı. Artık bu kaygıları yaşamamamız gerektiğini düşünüyorum. Bir şekilde beyan etmemiz gerekiyor. Dolaylı değil direkt olmalı."

Z.K. ile benzer durumları yaşayan çokça çocuk ve kadın bulunuyor. Cinsel istismar vakalarının çoğunda taciz faili, kişinin en yakınları oluyor. Çocukken yaşadıklarının tam olarak anlamlandıramayan mağdur, ilerleyen yaşlarda tacize uğradığının idrakına varıyor. Peki bu noktadan sonra ne yapılması gerekiyor? Üzerinden yıllar geçe de mağdurun hukuki hakkı bulunuyor mu? İstanbul Barosu Çocuk ve Kadın Hakları Merkez Üyesi Avukat Süreyya Kardelen Yarlı gazetevatan.com'a konu ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 

UZUN ZAMAN GEÇSE DE ŞİKAYETÇİ OLUN

Cinsel şiddete maruz kalanları 'hayatta kalanlar' olarak tanımlayan Yarlı, mağdur olan kişinin, olayı ne zaman fark ettiğinin önemli olduğuna değinerek, "Çoğu vakada hayatta kalanlar bunları bastırabiliyorlarYaşananlar 'şaka' gibi görebiliyorlar. Hele ki çocukken yaşanıyorsa; anlamlandımak çok daha zor oluyor ya da anlamlandırmak istemiyorlar. Bu durum bazen bir terapi odasında, bazen bir haber izlerken ortaya çıkabiliyor. Böyle durumlar yıllar sonra bile ortaya çıkabiliyor. Biz böyle durumlarda her zaman şunu söylüyoruz; Olayın üzerinden çok uzun zaman geçmiş olsa dahi kişi savcılığa, polise ya da jandarma bölgesinde ise; jandarmaya gidip bir uzmandan destek alarak, bu konu ile ilgili şikayetçi olmalı. Çünkü bu suçun zaman aşımı ile ilgili karar vermesi gereken kişi, savcılık veya mahkemedir. O yüzden; 'Üzerinden çok zaman geçti, bunu artık kimse dikkate almaz, artık bunu kimse işleme koymaz.' gibi düşünmek mağdurun da, avukatın da, polisin de derdi olmamalı. Bu başvuru yapılmalı, bunun değerlendirmesi, hukuken karar vermesi gereken merciler tarafından yapılmalı."

İHBAR HATTI ARANMALI

Cinsel şiddete maruz kalan kişinin mutlaka şikayetçi olması gerektiğinin altını kaLın çizgiler ile çizen Avukat Süreyya Kardelen Yarlı, "Cinsel suçlar şikayete tabi suçlar değil. Hayatta kalanın mutlaka şikayet etmesi gerekiyor ama nitelikli hallerde, çok daha ağır cinsel şiddet vakalarında mağdur şikayetçi olmasa bile, mağdur dışında bir kişi bu olayı öğrendiyse veya adli merciler bu olay ile ilgili bilgi sahibi olduysa resen hukuki süreci başlatmak zorunda. O yüzden biz, çocuğa yönelik şiddet, ihmal, istismar vakası gördüysek, o çocuğun yakını olup olmamamız hiç önemli değil, mutlaka çocuk ile ilgili adli bildirimi en yakın savcılığa, polise ya da jandarmaya yapmak zorundayız. Eğer bu birimlere yakın değilsek Aile Bakanlığı’nın il müdürlüklerine giderek gerekli bildirimi yapmalıyız. Bunun da yapılamadığı durumlarda Aile Bakanlığı’nın ALO 183 ihbar hattını arayarak burada bir şikayet oluşturmalıyız." diye konuştu.

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDAN DESTEK ALIN

Avukat Yarlı sözlerini şöyle sürdürdü;

Dışarıdan destek veren sivil toplum kuruluşları da bulunuyor. Mağdurlar bu kurumlardan ön yönlendirmei hukuki ve psikolojik yönlendirme alarak da hukuki yollara başvurabiliyor. Süreci öğrendikten sonra adli birime başvurmak kişiyi daha da rahatlatabiliyor. O yüzden kişi yalnızsa, tek başına adli birime gitmek istemiyorsa en azından bu alanda çalışan güvenilir sivil toplum kuruluşlarına, derneklere, vakıflara başvurarak bu süreçle ilgili bir ön bilgi aldıktan sonra vakit kaybetmeden mutlaka hukuki süreci başlatmalıdır.

KADES'TEN YARDIM İSTEYİN 

Hukiki süreç ile ilgili de bilgi veren Avukat Süreyya Kardelen Yarlı, "Türk Ceza Kanunu’na göre; 'çocuğa yönelik cinsel istismar, çocuğa yönelik cinsel taciz, yetişkine yönelik cinsel taciz, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu veya ısrarlı takip suçu', suç sayıldığı için; hayatta kalanın en yakın savcılığa gidip suç duyurusunda bulunmak veya savcılık yakın değilse ALO 185'i aramak; jandarma bölgesinde ise, jandarmayı arayarak suç duyurusunda bulunmalı. Bunları yapamıyorsa KADES ihbar uygulaması var. Emniyet Müdürlüğü’nün ve İçişleri Bakanlığı’nın ortaklaşa yaptığı uygulama akıllı telefonuna indirerek buradan ‘yardım iste’ butonu ile şikayet oluşturmak ve adli kolluğun çağrılmasını sağlamak ya da Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ALO 183 numarası ile şikayet oluşturmak çok önemli." diye konuştu.

İKİ GÜN İÇERİSİNDE SONUÇLANIYOR

Peki şiddet faili kişi, hayatta kalanın yakını ise nasıl bir yol izleniyor? Pek çok kişi korktuğu için şikayette bulunamıyor. Yarlı süreç ile ilgili, "Fail aynı evde, aynı çevrede yaşıyorsa, bu şiddet failini, kişi tanıyorsa ve adres bilgilerine erişebiliyorsa bu konu ile ilgili mutlaka aile mahkemesinden, savcılıktan, uzaklaştırma kararı verilmesine yönelik talepte bulunabilir.  Bu talepler için delil aranmaz ve en geç iki gün içerisinde Aile Mahkemesi tarafından onanır. Başvuru ücretli değildir." dedi. 

İHBAR EDİLMESİ GEREKİYOR

Bir çocuğun cinsel şiddete uğrdığını gördüğümüzde ne yapmalıyız? Avukat Süreyya Kardelen Yarlı yakın ya da uzak olmanın hiçbir önemi olmadığına, kim olursa olsun mutlaka adli mercilere şikayette bulunulması gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullanıyor;

"Bir çocuk tacize maruz kalıyor ve anlayamıyor. Ama biz yetişkin olarak bunu fark ediyoruz. Eğer bu çocuğun yakını isek  bu olayı ihbar etme yükümlülüğümüz, yakını olmayanlara göre daha ağır bir yükümlülük. Bir çocuk tacize uğruyorsa, ben o çocuğu tanımıyor olsam bile kanunen bu ihbarı yapmak zorundayım. Delil toplamak benim işim değil, adli makamların işi. 'Benim elimde delil yok, ben çocuğun yakını değilim, benim şikayet etme hakkım yok.' gibi düşünmemek gerekiyor. Çocuklar ile ilgili gerçekleştirilen suçlarda, mağdurlar çocuk olduğu sürece bu olayı gören, bilen, duyan her vatandaşın bu olayı ihbar etme yükümlülüğü var. Ayrıca taciz olayını bildiği halde bildirmeyen kişiler ile ilgili savcılık ‘suçu bildirmeme’ suçundan ötürü soruşturma açma hakkına sahip.

Avukat Süreyya Kardelen Yarlı sözlerini şöyle sürdürdü;

Özelikle aile içinde yaşanan cinsel şiddet vakalarında biz ailelerin hem konduramamasından, hem kendilerine yakıştıramamasından, hem de ‘çocuklarını koruma’ içgüdüleri ile bir takım olayın üstünü örtme motivasyonlarını görebiliyoruz. Bu motivasyonun çok farklı sebepleri olabiliyor. Aile içi cinsel şiddet vakalarının çoğunun üstünün örtüldüğünü düşünüyoruz. Bu noktada ailelerin çocukları ile ilgili yapması gereken ilk şey; çocuklarına inanmak ve güvenmek. Çünkü biz biliyoruz ki; çocuklar bu konularda kolay kolay yalan söylemezler. Çocukların hayal güçleri bu anlamda gelişmiş değildir. Bir çocuk bize cinsel şiddet yaşadığına dair bir beyanda bulunuyorsa ya da öyle bir şey yaşadığını çocuğun tavırlarından, halinden ve hareketlerinden biz anlıyorsak, 'Bu çocuk hayal görüyordur, bu çocuk yalan söylüyordur, bu çocuk yanlış anlamıştır.' diye düşünmemek lazım. Ortada gerçekten ciddi bir durum olduğunu varsayıp, bir uzmandan destek alarak çocuğu yargılamadan bu konuyu konuşabilmemiz lazım. Eğer çocuk bizimle konuşmaya açık değilse, mutlaka bir çocuk psikoloğundan destek almalıyız. Bu desteğin akabinde vakit kaybetmeden çocuğun güvenliğini sağlamış bir şekilde, çocuğumuzla birlikte uzmanın da desteğini alarak adli birimlere gidip mutlaka şikayet oluşturmamız lazım.

ÜCRETSİZ AVUKATLIK HİZMETİ SUNULUYOR

Eğer olay aile içi cinsel şiddet vakası ise mutlaka Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan bir sosyal hizmet uzmanı vaka bildirildikten en geç bir ay içerisinde çocuğun bulunduğu eve bir gözlem yapmaya ve oradaki kişilerle görüşmeye gidiyor. Eğer çocuğun o evde kalmasının güvenli olmadığını düşünüyorsa, hemen acil koruma kararı ile çocuk koruma kanunu gereğince çocuğu devlet koruması altına alıyorlar. Çocuk bir ay boyunca o kurumda izleniyor. Çocuğun ailesi ile birlikte olmasının güvenli olduğu kararı verilirse çocuk ailesine belli şartlar altında teslim ediliyor. Fakat aile ile olması kurum tarafından uygun görülmezse, çocuk kurum koruması altında kalmaya devam ediyor. Ayrıca Çocuk Koruma Kanunu Madde 5 gereğince çocuk ile ilgili alınması gereken bir takım tedbirler varsa; bu barınma, sağlık, eğitim tedbiri olabilir. Bu tür tedbirler varsa kurum, savcılık ya da çocuğun ailesi çocuk hakiminden bu tedbirlerden birinin ya da bir kaçının uygulanması talep edilebiliyor. Hakim uygun gördüğü tedbirlerin uygulanması yönünde karar verebiliyor. O zaman çocuk başka bir kuruma yerleştirilebiliyor, bilgileri gizlenebiliyor. Çocuğa eğitim desteği verilebiliyor. Eğitim ve sağlık desteği verilebiliyor. Bu hem hakimlik tarafından hem de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından düzenli olarak takip edilebiliyor. Bu tür dosyalarda devlet tarafından ailenin durumu elverişli değilse mutlaka ücretsiz olarak zorunlu avukatlık hizmeti sunuluyor. Eğer aile özel bir avukat ile devam etmek isterse devlet hukuki desteğini ancak o zaman çekiyor."