Kentin nabzının her zaman sokakta tutulduğuna inanan biri olarak bu kez çok daha net bir gerçeği fark ettim…
Sahada cesaretli ve dik duran birini görmek, bu kentte konuşan, sesini yükselten insan sayısını da artırıyor.
Bir yandan esnaf ekonomik derdini anlatırken, diğer yandan vatandaşımızın içeride kaldığım günleri tek tek saymış olmasına hem şaşırdım hem de çok duygulandım.
Pazarda yürürken "17 gün tutuklu kaldıktan sonra seni yine böyle dimdik halkın içinde görmekten gurur duyduk" diyen teyzelerimizin o samimi sözleri, bana en büyük gücü verdi.
Bu tablo bana bir kez daha gösterdi ki, bazı siyasi figürlerin kapalı kapılar ardında kurmaya çalıştığı mobbingler ve yukarıdan dikte edilen yapay baskılar sokağa asla işlemiyor. Halk kimin ne olduğunu, kimin hangi niyetle yürüdüğünü çok iyi biliyor.
Unutulmamalıdır ki makamlar, koltuklar ve o çok güvenilen unvanlar tamamen geçicidir. Rüzgar elbet yön değiştirir; geriye sadece sokağın bu dürüst hafızası ve vicdanı kalır. Çünkü sokak en büyük güçtür. İzleyip göreceğiz; o geçici koltukların gölgesi çekildiğinde sahnede kimler kalacak?