Sirenler, Hakaretler ve Bir Şehrin Vicdanı

Abone Ol

Bazen bir şehir konuşmak ister…

Ama bazıları o sesi duymak istemez.

O zaman ne yaparlar?

Sirenleri açarlar.

Gürültüyü yükseltirler.

Algıyı büyütürler.

Ama unuttukları bir şey vardır.

Bir şehrin vicdanı gürültüyle bastırılamaz.

Kuşadası son günlerde tam da böyle bir tabloya şahit oluyor.

Henüz ortada mahkeme yok.

Henüz bir karar yok.

Henüz yargı süreci tamamlanmış değil.

Ama bakıyorsunuz…

Sosyal medyada mahkemeler kurulmuş.

Savcılar hazır.

Hâkimler hazır.

İnfazcılar hazır.

Birileri zil takıp oynuyor.

Birileri fırsat kolluyor.

Ama asıl mesele burada başlıyor.

Siyasetin seviyesini bazen bir cümle anlatır.

Bir düşünün…

Bir siyasetçi çıkıyor ve Kuşadası’nın seçilmiş belediye başkanı hakkında “it” diyebiliyor.

Onunla birlikte yürüyenlere de “enik” diyebilecek kadar dilini kontrol edemiyor.

İnsan gerçekten soruyor..!

Siyaset bu mudur?

Bir kenti yöneten, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanına bu dil kullanılabiliyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir.

Ama mesele sadece hakaret değil.

İşin bir de tuhaf zamanlamaları var.

Örneğin İYİ Parti Kuşadası Belediye Meclis Üyesi Levent Eryılmaz’ın yaptığı paylaşım…

Gözaltı operasyonundan saatler önce sosyal medyada paylaşılan bir video.

Arkada “Çav Bella” çalıyor.

Altında ise şu sözler..!

“Yarın ola hayır ola… Hayırlı Cumalar.”

Bu paylaşımın zamanlaması Kuşadası’nda ciddi tartışma yarattı.

Çünkü operasyon kararı sabah saatlerinde uygulanırken bu paylaşımın saatler önce yapılması kulislerde “önceden haberi var mıydı?” sorularını da beraberinde getirdi. 

Elbette herkes paylaşım yapabilir.

Ama siyaset bazen sadece sözle değil, zamanlamayla da konuşur.

Bir de başka bir söz var.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Polat Bora Mersin’in sosyal medyada kullandığı ifade..!

“Su testisi su yolunda kırılır.”

Ne ilginç değil mi?

Mahkeme yok.

Karar yok.

Ama bazıları şimdiden atasözleriyle hüküm dağıtıyor.

Sanki adaletin terazisi sosyal medya sayfalarında kurulmuş gibi.

Oysa bu ülkede bir ilke vardır.

Hukuk mahkeme salonlarında işler.

Twitter’da değil.

Ama galiba bazıları için mesele hukuk değil.

Mesele fırsat.

Mesele siyasi hesap.

Mesele yıllardır biriktirilen öfke.

Ama unuttukları bir gerçek var.

Kuşadası küçük bir şehir olabilir.

Ama hafızası büyüktür.

Bu şehir kimin hakaret ettiğini de hatırlar.

Kimin fırsat kolladığını da hatırlar.

Kimin susup izlediğini de hatırlar.

Ve en önemlisi…

Kimin bu şehrin yanında durduğunu da hatırlar.

Bugün hedefte olan isim Ömer Günel.

Eleştirilir mi?

Elbette eleştirilir.

Siyasette eleştiri vardır.

Ama hakaret başka bir şeydir.

Linç başka bir şeydir.

Daha mahkeme kurulmadan hüküm vermek ise bambaşka bir şeydir.

Çünkü adalet sabır ister.

Vicdan ister.

Ve biraz da karakter ister.

Bugün erken sevinç çığlıkları atanlar olabilir.

Ama tarih bize hep aynı şeyi göstermiştir..!

Adalet bazen geç gelir.

Ama geldiğinde…

En çok bağıranların sesi kesilir.

Ve o gün geldiğinde Kuşadası yine aynı şeyi söyleyecektir..!

Bir şehrin onuru

ne siren sesiyle bastırılır

ne hakaretle kirletilir

ne de sosyal medya mahkemeleriyle yargılanır.

Çünkü Kuşadası sadece bir şehir değildir.

Kuşadası bir vicdandır.

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }