Maalesef 7 Haziran'dan buna ülke terör ve hükümet kurma çalışmalarına tıkandı kaldı.
Son 10 yıldır demokratikleşmede atılan adımlarla 2013 yılından itibaren Kürt sorunu sona erdi.
Artık hiçbir Kürt vatandaşı ülkenin diğer vatandaşlarından eksik haklara sahip olduğunu söyleyemez.
Zaten son haftalarda yaşanan yoğun terör olaylarına bakılırsa ciddi hiç kimse yaşananları Kürt sorunu ile ilişkilendiremiyor.
Öyleyse; bu yaşananları nasıl okumak lazım, perdenin arkasında olanları nasıl yorumlamalı.
İçte ve dışta bazı kesimler, sermaye, merkez medya ve irili ufaklı sağlı sollu tüm siyasi muhalefet 7 Haziran seçimlerinde stratejilerini AK Parti gitsin ondan sonrası önemli değil tezi üzerine kurmuşlardı.
AK Parti'nin yaptığı bariz birçok hata üzerine başarılı oldular.
HDP üzerinden yapılan ve dışarı merkezli bir üst aklın yönettiği bu siyasi mühendislik neticesinde; bilinen seçim sonuçları ortaya çıktı.
Ancak; seçim sonu plan ve projesi olmayan bu çevreler MHP'nin beklemedikleri çıkışından dolayı CHP-MHP-HDP koalisyonunda başarılı olamadılar.
Bunun olamayacağını gören aynı çevreler; bu seferde seçimlerdeki en büyük düşmanları AK Parti'yi CHP ile koalisyona zorladılar.
AK Parti tabanının şiddetle karşı çıktığı bu koalisyonun kurulamayacağı baştan belli idi.
CHP’nin amacı AK Parti'yi köşeye sıkıştırmak, Sn. ERDOĞAN hükümet kurulmasın istiyor algısı oluşturmaktı.
CHP son 13 yıldır elde edilen bütün kazanımların geri alınmasını, tekrar statüko ve vesayet rejimine dönülmesini istiyordu, AK Parti’nin bunları kabul etmesi kendini inkar ve intihar demekti. Ayrıca onlarca parçalı milletvekili grubuna sahip CHP'yi kontrol etmek artık Kılıçdaroğlu için imkânsızdı. Böyle bir yapı ile kurulacak koalisyonun yaşama şansı hiç yoktu.
Daha görüşmeler devam ederken; Türkiye’ye karşı İran’ı destekleyeceğini söyleyen milletvekili ile HDP ile birlikte güvenlik güçlerinin teröre karşı operasyonlarını durdursun diyecek kadar ileri giden hem de sayıları 16'yı bulan CHP milletvekilleri ile bu işin olamayacağı baştan belli idi.
Başta da söylediğimiz gibi Kürt meselesi bitmişken, baştan beri güya Kürtlerin hakları için terör yaptıkların söyleyen örgüt ne oldu da birden bire tekrar silaha sarılarak topyekûn terör eylemlerine başladı.
Haftalardır bu işin gerçek uzmanlarının söyledi gibi bu sefer durum daha ciddi.
Çünkü bölgede liderlik savaşına soyunan İran başta olmak üzere Ortadoğu'da her karışıklığın içinde olan İsrail işin içinde ve birlikte başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerindeki grupları da içine alarak Türkiye'nin tökezlemesi, Suriye çıkmazına girmesi, Enerji koridorundan by-pass edilmesi, son yıllarda yeniden şekillenen Ortadoğu denkleminde yer almaması gibi birçok nedenden terör örgütlerinin düğmesine bastılar.
Uzun ve çetin sürse de bu beladan kurtulacağız. Ancak bu kurtuluş savaşında hiç istemediğimiz halde şehitler yine hep köy, kasaba ve kenar mahalle camilerinden kalkıyor. Ağlayan ana ve babalar hep bildik yıllardır bu ülkenin zencileri kabul edilen bildik insanlarımız.
Evler hep sıvasız ve ancak insanlarının başını sokacağı türden.
Ülkenin kaymağını yerken sağını solunu ezen, havuzlu villalarda yaşayan insanlar hiç ağlamıyor.
Nişantaşı, Teşvikiye, Etiler, Çankaya semtlerinden şehit cenazesi kalkmıyor.
Profesyonel orduya geçelim, terörle mücadeleyi bu iş için yetişmiş kişilerle yapalım, bir taraftan bunları yaparken de artık sadece gariban Anadolu insanının çocukları şehit olmasın; bir köpek, bir ağaç için sokağa çıktığını söyleyen veya boğazda viskisini yudumlayan insanlarda şehitlik gibi ulviyetten nasibini alsın.