Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik yaparak SGK’ya devlet katkısı uygulamasına son verilmesini düzenleyen maddeye işaret ederek, bu düzenlemenin emekli aylıkları üzerinde olumsuz etkileri olacağını vurguladı. Yılmaz, "Bu düzenleme, emekli aylıklarının harcamalarının iyileştirilmesine ayrılabilecek mali alanı daraltacaktır" uyarısında bulundu.
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen yasa ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Buna göre, sosyal güvenlikte "devlet katkısı" uygulamasına son verildi. Değişiklik, 1 Ağustos 2026’dan itibaren geçerli olacak.
Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı'na söz konusu düzenlemeyi ve emeklilere yansımalarını değerlendirdi.
Yılmaz, 2000'lerin ikinci yarısında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformuyla, sistemin finansman modelinin yeniden kurgulandığını hatırlatarak, "Reform öncesinde sosyal güvenlik büyük ölçüde işçi ve işveren primlerine dayanırken, reformla birlikte tahsil edilen primler üzerinden hesaplanan devlet katkısı da finansmanın kurumsal bir unsuru haline getirilmiştir" dedi.
Yılmaz, 2008 yılında Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81. maddesinde yapılan değişiklikle devletin, SGK’nın her ay tahsil ettiği malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası priminin dörtte biri (yüzde 25) oranında kuruma katkı yapmasının hükme bağlandığını kaydetti. Yılmaz, devlet katkısı olarak hesaplanacak tutarın da talep edilen tarihi izleyen 15 gün içinde Hazinece, SGK’ya ödenmesinin yasal hale getirildiğini söyledi.
"FİNANSMAN AÇIĞI ARTACAK"
Meclis’te kabul edilen düzenleme ile bu hükmün, 1 Ağustos’tan itibaren kaldırılacağını belirten Yılmaz, "Bunun anlamı, SGK’nın toplam gelirlerinin yaklaşık yüzde 17’sine tekabül eden tutarın her ay düzenli olarak SGK’ya aktarılmayacağıdır. Bunun yerine kurumun vereceği finansman açığı, hazineden, açık finansmanı şeklinde reform öncesinde eskiden olduğu gibi karşılanacak" dedi. Yılmaz, bu değişiklikle SGK’nın finansman açığının kaçınılmaz olarak önemli ölçüde artacağını söyledi.
EMEKLİ AYLIKLARI REEL OLARAK DÜŞTÜ
Yılmaz, 2023-2025 döneminde prime esas ücretlerin ve oranların artması ile özellikle belediyeler üzerinden SGK alacaklarının tahsili sonucunda SGK gelir tahsilatının iyileştiğini ifade etti. Yılmaz, şunları kaydetti:
"Ama asıl olarak iyileşmeyi belirleyen emekli aylıklarının enflasyonun da etkisiyle reel olarak düşürülmesidir. EYT uygulamasına rağmen özellikle son 3 yıldır prim artış oranlarının harcama artış oranlarının üzerinde çıkması, alacak tahsilatlarındaki hızlanma ile emekli aylıklarındaki düşme bütçe dengesinin iyileşmesine 2025 yılında görüldüğü gibi bütçe fazlası verilmesine yol açmıştır. 2026 yılında ise eğer ilk 4 ay devlet katkısı tutarları tam aktarılmış olsaydı, SGK bütçesi 85 milyar TL açık yerine yaklaşık 90 milyar TL fazla vermiş olacaktı."
"YASAYA RAĞMEN DEVLET KATKISI YATIRILMADI"
Bütçe açısından bakıldığında bu yıl mart, nisan ve haziran aylarında devlet katkı paylarının yasada açık hüküm olmasına rağmen yatırılmadığını vurgulayan Yılmaz, "Bu aylar için yatırılmayan tutar yaklaşık olarak 287,9 milyar TL seviyesinde tahmin edilmiştir. Bu, ilk altı ay bütçe açığının bu tutar kadar daha düşük gösterilmesine neden olmuştur. Eğer SGK’ya bu tutarlar yatırılmış olsaydı SGK bütçe dengesinde 2026 yılında fazla vermeye devam edecekti. Ama SGK fazla verirken bütçe açığı ilk altı ay için açıklanan 943 milyar TL yerine 1,3 trilyona yaklaşmış olacaktı" diye konuştu.
"ÖNEMLİ DALGALANMALAR YAŞANACAK"
Devlet katkısının sona erecek olmasının SGK’nın mali yapısında kısa vadede önemli dalgalanmalara yol açacağına işaret eden Yılmaz, "Bu durum, SGK'nın merkezi yönetim bütçesine olan mali bağımlılığını artırırken, emekli aylıkları ile diğer sosyal güvenlik harcamalarının iyileştirilmesine ayrılabilecek mali alanı da daraltacaktır" uyarısında bulundu. Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Daha önemlisi bu uygulama, sosyal güvenlik sisteminin finansman yapısını, merkezi yönetim bütçe dengesini kısa vadede daha olumlu göstermek amacıyla uzun vadeli sürdürülebilirlikten uzaklaştırma riski taşımaktadır. Oysa sosyal güvenlik sistemi, doğası gereği uzun vadeli aktüeryal dengeler üzerine kuruludur. Özellikle önümüzdeki on yılda nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak sağlık harcamaları ile emekli aylığı ödemelerinde beklenen artış dikkate alındığında, sistemin öngörülebilir, sürdürülebilir ve etkin biçimde yönetilmesi her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kısa vadeli bütçe hedefleri uğruna sosyal güvenlik sisteminin temel finansman kaynaklarının zayıflatılması, nakit dengesinin bozulması, orta-uzun dönemde mali riskleri artırabilecek ve sistemin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilecektir."