• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524

    Sevgisiz, sevgililer…

    19.02.2018 08:30
    Kürşad Osal / İnsan Mühendisliği

    Kürşad Osal / İnsan Mühendisliği

    Dünyanın her yerinde ne kadar önemsenerek kutlanıyor bilmiyorum ama pazarlama otoriteleri bugünleri çok önemsiyor. Çünkü öyle ya da böyle kendinizi herhangi büyüklükte ve herhangi bir bedelle bir şey almaya mecbur hissettirildiğiniz günler bunlar.

    Belki bir çiçek, belki bir kolye, belki binler değerinde tek taş, belki binler değerinde bir araba alabilirsiniz. Sevginizi itiraf etmenin ya da anlatmanın bir şeklidir bu. Bu yazının sebebi ise tabi ki niye bunları alıyorsunuz gibi bir söz etmek değil. Hatta bu sene Afrin harekâtı sebebi ile sevgimizi yüce Mehmetçik için ifade edelim diyenler olayı başka bir mecraya götürdüler.

    Bu yazının sebebi ise her ne şartla olursa olsun ifade edilen sevginin içinde sevgisiz kalmış nesiller.

    Sosyal medya tüm mesajların olduğu gibi aşk ve sevgi üzerine mesajlarında en kallevisinden yazıldığı ve paylaşıldığı mekânlardan biri. Bana göre psikolojik bir dışa vurum yapılan ve yayınlana herşey. Aşk budur, en kral sevgi böyle olur, deyip altında paylaşılanlar en iyi reklam ajanslarının bile bulamayacağı türdendi. Bence reklam otoriteleri sosyal medyadan çok şey öğrenebilirler. Reklamdı pek çoğu sevgi gösterilerinin demek istediğim bu. Çünkü sevgiyi bilen bir toplum olsaydık;

    Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri bu kadar yüksek oranda olur muydu diye düşünüyorum.

    Eğer bilseydik yürekte saklı olan sevginin nasıl bir mücevher olduğunu, sevilmenin ne kadar kutsal bir nimet olduğunu tebessüm dolu yüzler olurdu etrafımızda diye düşünüyorum.

    Ekonomi endeksli bir dünya kurulmaya çalışılmazdı duygusal eşiği yüksek, her konuya duygusal bir bakış açısı geliştirebilen Türk toplumuna.

    En materyalist kampanyalar bu kadar çabuk tepki görmezdi diye düşünüyorum. Birbirine tahammülü bitmiş bir toplum içinde yaşamazdık

    Sevgi ile yorumlayabilseydi birileri okuduklarını 9-12 yaş evlenir mi, evlenmez mi diye tartışmazdık. Çünkü sevgi ile yoğrulan toplumun dini anlama şekli de farklı olurdu diye düşünüyorum. Hele ki tebessüm etmeyi ibadet sayan bir dinin mensubu olduğumuzu düşünürsek.

    Sevgi baş rehberimiz olsaydı, yanı başımızda teni bizden farklı, bıyığı bizden farklı, sakalı farklı kesilmiş, kıyafeti fazla şöyle olmuş diye garip bakmazdık insanlara.

    Önyargı diye bir sebebimiz olmazdı mesela

    Yüksek gelir, iyi bir araba, iyi bir ev, geliri yüksek kariyer falan filan gibi hedeflerimiz olmazdı mesela

    İyi bir insan olmak, adam olmak, topluma faydalı olmak gibi hedeflerimiz olurdu.

    Dünyayı değiştirmek gibi hedefimizde olmazdı, çünkü dünya da bizde ki sevgiden elbette payına düşeni alır ve sevgi ile bakan bir dünyayı değiştirmek istemezdik.

    Sevgi içimizde şekil bulsaydı, göz göze gelmekten sakınan bir birey olmazdı çocuklar, bir yabancının gözüne bakmayı ekstra özgüven saymazdık.

    Çocuklar için güvenlikli siteler, kapılarında nöbetçi bekleyen okullar olmazdı diye düşünüyorum. Çocuğun en sağlıklı yetiştiği ortamın sokak olduğunu ve sokakta oynayan çocuğun nasıl geliştiğini bilen birileri olarak. Sokaklarımız daha güvenli olurdu diye düşünüyorum.

    Sevgiyle davransak ve sevgiyle bakabilseydik etrafa stres toplumsal bir hastalığımız olmazdı mesela. Cebinde antidepresanla gezenlerin sayısına bakınca anlıyorsunuz ne kadar sevgi dolu bir toplum olduğunuzu.

    Anne babayı sevmek, aşkla sevmek, çocukları sevmek, insanı sevmek, hayvanları sevmek, yaşayan tüm tabiatı sevmek, vatanı sevmek gibi kavramlar üzerinde bu kadar düşünülmezdi diye düşünüyorum. Sadece severdik hepsini çiçeği, böceği, komşuyu, vatanı hesaplamadan ve sormadan.

    Bırakın ortasında kalp dolu maskotlar çizip paylaşmayı. Kalp içerisine çikolata koyup servis etmeyi, kalpli balonlar bırakmayı gökyüzüne. Sahip olduğumuzun bir yürek olduğunu anlatın önce kenidinize sonra etrafınızda ki herkese.

    Sadece kan pompalayan, yaşamamızı sağlayan bir organ olmaktan çıkarın artık kalp denilen muazzam yapıyı.

    Bir sevgi tohumu ekerek başlayın en yakınınızda kim varsa.

    Eğer ekmezsek ne olur derseniz. Bugünü mumla ararız. Sevgiyi bilen çocuklar yetiştirin. Çünkü sevgi varsa adam olur doktor, mühendis, asker, bekçi meslek grubu ne olursa olsun.

    Seçkin diye halk tabakası olmaz mesela ya da elit mi deniyordu adına. Kimse elit olmak için uğraşmaz yaşanılabilir bir dünya için ne yapabilirim diye düşünür.

    Sınavda ki net sayıları dikkate alınan öğrenciler yerine öğrendiklerini dünya için ve insanlık için kullanacak nesiller yetişir sevgi olursa.

    Sevgi olursa vatan sevgisi diye bir duyguyu bilir nesiller, kardeşçe yaşamanın farklılıkları anlamakla mümkün olduğunu bilirler.

    Sence seviyor musun gerçekten? Patlıcanı sevmek gibi ya da en sevdiğin yemeği sevmek gibi, bir çiçeği, sokak kedisini sevmek gibi…

    Sevgisiz sevgililer vardı… Göz göze, el ele, diz dize, birbirine gülüyorlardı…

    Kitaplarda sevgiyi ve aşkı yaşamakla ilgili tarif edilen her şey vardı hallerinde, selfilerinde ama sevgi yoktu.

    Nerden mi anladım?

    Bir çocuk ağlıyordu çünkü babasının tabutu başında beklerken

    Çünkü bir anne ağlıyordu, gözünden sakındığı evladının botuna sarılırken…

    Bence bir toplumda anneler ve çocuklar ağlıyorsa sevgi yoktur.

    Sevgiyle kalın.

    Bu yazı toplam 4820 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim