Sadık Atay'daki Mehmet Erdem aşkı

Abone Ol

Sadık Atay 2009 Mayısından Ömer Özmen’in İl Başkanı seçildiği 2015 Ocak kongresine kadarki dönemde AK Parti il başkanlığı yaptı.

Onun tek aday olduğu ilk kongrede yaklaşık altı yüz delegeden 327 delege oy kullandı. Bunlardan 206 delege geçerli diğerleri 9 delege geçersiz 112 delege de boş oy kullandı.

O nedenle o kongreyi AK Parti için bazıları bir tepki kongresi bazıları bir kırılma kongresi bazıları da eyyamcıların partiyi ele geçirme kongresi olarak niteledi.

Bu kongrede “müteahhitler” ile “mücahitler” arasında başlayan kırılmayı kendi de bir müteahhit olan Sadık Atay tamir yerine aksini yaptı siyaset stratejisini bu hizipleşme üzerine kurdu.

Bu müteahhit ve mücahit sözcükleri ile anlatılmak istenen nedir, diye soranlarınız olabilir.

Sınıflandırma bir STK temsilcisine ait… O AK Partilileri “mücahitler”, “müteahhitler” ve  “müsaitler” diye üçe ayırmıştı ve ben de konu ile ilgili bir yazı yazmıştım. Onun için sözcük açıklamasına girmiyorum.(Bkz AK Parti’nin mücahitleri, müteahhitleri ve müsaitleri, aydınpost. com)

İşte buradaki müteahhit sözcüğü ile anlatılmak istenen bu işi meslek edinenler değil o tanım sahibinin bu sözcüklere yüklediği siyasi anlamdır.

Bunu belirttikten sonra konuya dönelim… Rivayet o ki, Sadık Atay seçim başarısızlıklarını ve olumsuzlukları genel merkez nezdinde  “mücahitler” ve onlar üzerinden Mehmet Erdem’e yıkmakla masumiyete oynadı ve başarılı da oldu.

Dönemindeki 2011 genel seçimleri, 2010 yılı Anayasa referandumu ve 2014 yerel seçimlerinin hiç birinde AK Parti Aydın’da birinci parti olamadığı gibi 2014 yerel seçimlerinde ilk defa oyları %30’un altına, %29,2’ye düştü.

Onun dönemi partililik ruhunun yok olduğu, o nedenle parti ile vatandaş arasındaki duygudaşlık bağının büyük ölçüde zedelendiği, partinin kan kaybettiği bir devir oldu.

Hâlbuki Mehmet Erdem, Sadık Atay’ı partiye getirirken de il başkanı olmasını istediğinde de amacı demokrat aileye mensubiyet nedeniyle liberal, demokratların oyunu almak, onları partiye kazandırmaktı.

Ama umulan olmadı… Liberal, demokratların çoğu Sadık Atay başkanlığındaki AK Parti yerine Özlem Hanım üzerinden CHP’ye gitti ve bu parti 2004 seçimlerindeki %20,38 oranındaki oyunu 7 Haziran seçimlerinde % 40,59’a çıkardı.

Özlem Hanım ve CHP Sadık Atay’ın bu iyiliğinin altında kalmadı… Milletvekilliğinde önünü açmak için Sayın Erdoğan’la 2014 seçimleri arifesindeki o meşhur stat görüşmesinde Mehmet Erdem’i “paralelcilere destek oluyor” diye şikâyet ettiği söylentileri basında yer aldı.

Hedef seçilen bir başka AK Partili değil de neden Mehmet Erdem veya diğer milletvekilleri Semiha Öyüş, A.Gültekin Kılıç değil?

Mehmet Erdem teşkilatçı kişiliği ile bu partinin Aydın’daki hem oyun kurucusu hem muhalefetin oyununu bozan siyasetçi de ondan…

 

Bu şikâyetin faydası olmadı da değil… Zira Sadık Atay’ın ilk sıra adaylığı:

 1-Siyasi hasımlarınca Mehmet Erdem’in söylentiler doğrultusunda “paralelci” olduğuna dair rivayetin yaygınlaştırılması,

2-Seçim mağlubiyetlerinin asıl nedeninin Mehmet Erdem’e bağlı mücahitler olduğuna inandırılan parti teşkilat başkanının desteği ile gerçekleşmedi mi?

Bütün bunlar ortada, Aydın kamuoyunda biliniyorken Sadık Atay’ın bazı ziyaretlerinde  “Mehmet Erdem listede mutlaka olmalıydı” türünden sözler söylemesi akılları karıştırdı.

Onun böyle konuşması politik bir manevra mı yoksa vicdanen rahatsız olduğu bir şeyler var da günah mı çıkarıyor, sorusuna neden oldu.

Manevra yaptığına veya adaylık yarışında Mehmet Erdem’i liste dışında bırakmanın zafer sarhoşluğu ile bu sözleri söylediğine ihtimal veren pek yok.

O zaman da akıllara ikinci ihtimal geliyor… Gerek Mehmet Erdem’in şahsına gerekse kamuoyuna karşı duyulan bir mahcubiyet…

Bizim hukukumuzda, örfümüzde ve kültürümüzde usul esastan önce gelir şeklinde genel bir kural vardır.

Bu kural başarının meşru olması kadar o başarıya ulaşmada takip edilen yol ve yöntemin de aynı şekilde hukuka ve örfe uygun yani meşru olması gerekir, şeklinde özetlenebilir.

Mesela er meydanına çıkan pehlivan centilmence mücadele ile galip gelmek yerine hakem kayırması veya rakibinin şike yapması sonucu maçı hileli şekilde kazanabilir.

Bu galibiyet yapılan dalavere bilinmediği veya ispatlanamadığı için kurallara uygun, hukuken geçerli de sayılabilir.

Ancak ne galibiyet ne de alınan madalya vicdanlarda tescillenmediği sürece bir kıymet ifade etmediği gibi alanı da mutlu etmez.

Yoksa Sadık Bey adaylık yarışmasının usul aşamasında Mehmet Erdem’e karşı böyle bir kusur işlediğini düşünüyor da vicdan azabıyla mı “Mehmet Erdem listede olmalıydı” diyor. 

Eğer öyleyse onun bu duygu altında ezilmesinin hiç gereği yok… Nasıl olsa seçimler yenilenecek…

O adaylıktan Mehmet Erdem lehine çekilir, sırtında taşıdığını hissettiği yükten de acıdan da kısa yoldan kurtulmuş olur.

Bu kadar basit…

 

 
 
 
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }