• BIST 108.489
  • Altın 151,173
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242

    Sadece yürüsün istiyor...

    19.04.2010 19:32
    Ekranların sevilen haber spikeri Özge Uzun, renkli camın dışındaki gerçek hayatında mücadeleci iyi bir anne...
    Sadece yürüsün istiyor...
    Sadece yürüsün istiyor... Sadece yürüsün istiyor... Sadece yürüsün istiyor...

     "Mavi Gözlü Küçük Dev" diye sevdiği 2.5 yaşındaki oğlu Dağhan doğuştan engelli bir çocuk. Onların hikayesi tüm annelere örnek olacak cinsten...

    Haber spikeri Özge Uzun, canlı yayında "balta" koleksiyonu yapan konuğu Cemal Hünal"a "balata" hediye ederek uzun süre kendisinden söz ettirmişti. Bir süredir CNNTÜRK"te sabah haberlerini sunarak iş yaşamında yeni bir sayfa açan Özge, gerçek yaşamda ekrandaki görüntüsünden çok farklı bir hayat yaşıyor. 2,5 yaşında engelli bir çocuğa sahip olan genç kadın... İş dışında kalan tüm zamanını "Mavigözlü küçük dev" dediği oğlu Dağhan"ın iyileşmesi için dua etmekle geçiriyor. İşte "Gerçek Özge"nin öyküsü.

    ** Radyoculuk, NTV haber spikerliği, Habertürk"te programcılık... En son durağınız CNNTÜRK oldu, sabah kuşağında “Güne merhaba”yı sunuyorsunuz, memnun musunuz halinizden?

    Burada çok huzurluyum. Sabah altıda program başlıyor, üç saat sürüyor. Gece 2.30"da evden çıkıyorum, 3.00"te oradayım. Sabah 11:00 gibi eve geliyorum. Gazeteleri okurken uyuyorum. 6"da uyanıyorum. Birkaç saat oturup, 9.30 gibi tekrar uyuyorum.

    ** Özel bir ilgiye ihtiyacı olan çocuğa sahipsiniz; Dağhan... O doğunca neler yaşadınız?

    Dağhan 2,5 yaşında. Annemle eşim, doğar doğmaz öğrenmişler. Annem emekli hemşiredir, yoğun bakımda Dağhan"ı görünce bir şeylerin ters gittiğini anlamış. Eşimle konuşmuş. Oğlumun kalça çıkığı var, parmakları yapışık ve kalp problemi yaşıyordu. Sonra bana uygun bir dille anlattılar.

    ** Hiç isyan ettiniz mi?

    Hayır, çünkü Allah kimseye kaldıramayacağı bir yük yüklemez! Hiç “Allah bana bir ceza verdi” demedim. Sonuçta her yaşadığımız bir sınav... Bu sınavı olgunlukla karşıladığıma inanıyorum. Olması gerekeni yaptım. Dağhan"ı tanıdıkça, onun özelliklerini gördükçe demeye başladım ki “Allah"ım bana verdiğin hediyen için çok teşekkür ederim.” Oğlumun kokusu bile bana yeter. O yanımda olsun başka bir şey istemem.

    ** Oğlunuzun hastalığının bir tanısı var mı?

    İşin ilginci yok! Hastalığının adını koyamıyorlar. Dağhan 22 günlüktü. Bir ortopedist “Çocuğunuz belki hiçbir zaman yürüyemeyebilir” deyince üzüntüden sütüm kesildi. Çok doktor gezdik, çok tecrübe kazandık. İki bacağı, altı ay göğsünden parmak ucuna kadar alçıdaydı. Dağhan bebek, çiş yapıyordu, ben de fön makinesiyle alçıyı kurutmaya çalışıyordum. Annem dahiyane bir fikir bulmuştu. Alçı ıslanmasın diye kadın pedi koyduk. Bir doktor yaptığımız şeyin fotoğraflarını çekerek kendi hastalarına tavsiye etti. Çok mücadele verdik. Hâlâ mücadele ediyoruz. Daha yapacak, kat edecek çok yolumuz var.

    ** Neden hastalığa tanı konulamıyor?

    O kadar çok anomalinin üst üste geldiği vaka neredeyse hiç yok. Şu an, Dağhan"ın anomalilerini gösteren kayıtlı başka çocuk yok.

    ** Bu arada Dağhan"ın annesiyle arası nasıl?

    O bana, ben de ona aşığım. Bizim aramızdaki bağ başka bir şey. Cuma günü arabaya atlayıp Ankara"ya gidiyorum. Akşam oradayım, cumartesi günüm oğlumla baş başa geçiyor. Dağhan orada, çünkü orada bir tedavi ve rehabilitasyon merkezine gidiyor. Haftada 6 gün uzmanlar eşliğinde tedavi görüyor.

    ** Dağhan"ın tamamen iyileşme imkanı var mı?

    Allah her şeye kadirdir. Biliyoruz belki yürüyüşü, konuşması, farklılık gösterebilir. Ama o bizim çocuğumuz. Onu kucağıma aldığım andaki mutluluğum hiç geçmedi. İyi ki "Mavigözlü Küçük Devi" Allah bana verdi. Biz Dağhan"ın problemli bir çocuk olduğunu kabullenme aşamasını geçtik, o canımız ciğerimiz, benim nefes alma sebebim, aşkım, her şeyim...

    ** Özge Hanım geçmişe çocukluğunuza dönmenizi istesem bana ne anlatırsınız?

    Gözümü kapattığımda ilk hatırladığım şey babaannemin, “Çabuk gel bu odaya topla” diye bağırışı... Beni babaannem ve büyükbabam büyüttü. Evin içerisinde adab-ı muaşeret kurallar vardı.

    ** Ekran yüzü olmak fikrine nasıl kapıldınız?

    Hiç aklımda yoktu. Ankara"dan İstanbul"a geldiğimde 18 yaşındaydım. O güne kadar Ankara"da zaten bir radyoda çalışıyordum. 15 yaşında başladım çalışmaya...

    ** Ne aceleniz vardı, çalışmak için çok erken bir yaş değil mi?

    Ailem bana çok karşıydı, onlar benim bu mesleği yapmamı hiç istemedi. “Ya avukat ol ya doktor ol” diyorlardı. Halam Oxford"da okudu, ben de çok çalışkandım. Çok konuşuyordum, “Bu kesin avukat olur” diyorlardı. “Hayır, ben DJ olacağım, radyocu olacağım” diyerek işin içinden sıyrıldım.

    ** NTV"ye nasıl girdiniz?

    NTV"de haber, perfore seslendirmesi için biri aranıyordu. Orada Akın Ağabey var, Alem FM"de de çalışıyordu. Akın Ağabey, “Senin sesin haber okumaya çok uygun” diyordu. NTV Haber Koordinatörü Oğuz Haksever"le tanıştık. TRT spikerlerinden ders aldım ama hiçbir zaman haber okumadım. Girdim, titreye titreye okuyorum. Oğuz Ağabey “Tamam bu kız olsun” demiş. Ama arkamdan, “2 ay sonra gönderirler” diyorlarmış. Haber okurken heyecanlanıyorum, sesim titriyor o yüzden. Çok mahçup bir kızdım. Bu benim az açılmış bir halim. Biri bana “Aaa” dese kıpkırmızı oluyordum.

    (Bugün)

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim