Referandum Sürecinde Son Düzlük

Abone Ol

"Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti." (Alak, 1-5.)

Ülkemiz; kimine göre sistem, kimine göre de rejim değişikliğinin eşiğinde. 16 Nisan günü yapılacak olan referandumda tercihini belli edecek 58 milyon seçmen, 17 Nisan sabahı 80 milyon insanımızın yeni bir döneme uyanmasını sağlayacak. O sabah sonuç ne olursa olsun artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Referandum değişikliği kabul edilse de, seçmenler bu değişiklik tasarısına hayır dese de değişim ülkemizin gündemine oturacak.

Süreç hızlı işliyor. Bu hafta referandumun her iki tarafı da son argümanlarını kullanıp fark yaratmaya çalışacak. Söylemler belki daha da sertleşecek. Bu sertleşme sürecinde olmaması gereken, hakaret içeren ve halkı ayrıştırıcı söylemler. Her iki taraftaki bazı siyasetçilerin (yerel veya ulusal düzeyde) ısrarla halkı galeyana getirmeye çalışması, memleketimiz için gayet yersiz bir durumdur. Ülkesini seven insanların farklı düşüncelere sahip olması ve bu düşüncelerini farklı şekillerde ortaya koyması kadar doğal bir şey yoktur. Elbette karşılıklı saygı çerçevesinde. Aksi halde referandum Pazar günü biter ama halkın arasına sokulan ikilik uzun süre devam eder. Bu duruma en çok sevinenler ise global düşmanlarımız olacaktır.

Benim kırsalda gözlemlediğim başka noktalar var. Özellikle küçük yerleşim merkezlerinde “şu referandum bitse de rahat etsek” diyenlerin sayısı giderek artmakta. Bu kişilerin en çok yakındığı şey ise, inanmadığı şeyleri savunduklarına inandıkları siyasetçiler. Ayrıca kendilerine gelip anayasa değişikliğini bırakıp karşı tarafı karalama edebiyatı yapmalarından şikayetçiler. Ama bir istekleri daha var, kendilerine saygı gösterilmesini istiyorlar. Sonuna kadar da haklılar.

Buna benzer durumlar kırsal dışında, kentlerimizde de görünüyor. Anayasa değişikliği konusunda bilgi sahibi olmadan konuşanlar ve yazanlar. İnsanları ayrıştırmak üzerine konuşanlar ve yazanlar. Demokrasiyi hazmetmeden demokratik görünmeye çalışanlar, karşısındakinin özgür düşüncesine saygısızlıkta sınır tanımayanlar. Kendileri gibi düşünmeyenleri neredeyse düşman görebilen kişiler. Ve bunların yanında çıkar uğruna yanlışa bile alkış tutanlar.

Bu kadar gerilen ortamda huzur azalıyor. Halkın tedirginliği giderek artıyor. Bu millet şimdiye kadar defalarca gergin referandumlar ve seçimleri görüp geçirdi. Elbet bu referandumu da sağduyu ile gerçekleştirecektir. Ülkede yaşayan her birey ile kardeşliği, dostluğu unutmayacak, sevgiyi, insanlığı, barışı, birlikte yaşamayı sürdürecektir. “Başka Türkiye yok”, bilinci ile geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yoksa yukarıda değindiğim gibi global düşmanlarımız 100 yıl önce olduğu gibi yine başımıza çöreklenecektir.

Yazıma bir Ayet ile başladım. İlk Ayet, ilk emirdir bu; “Oku”. Millet olarak az okuyor, öğrenmiyor, bilgi sahibi olmuyoruz. Okumadan, bilgi sahibi olmadan ülke olarak bir yere gelmemiz mümkün değildir. En büyük İslam alimleri İslamiyet’in ilk dönemlerinde, yukarıda yazdığım ilk ayetin gereğinin yapıldığı dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Yazımı bir Hadis ile bitirmek istiyorum. “Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da ilmi seven ol, beşincisi olma (yani bunların dışında kalma) helak olursun.”

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }