banner339

Özledik Isparta Seni… Gül hasadı ile, Lavanta tarlaları ile, Yörük şenlikleri ile

Değerli Aydın Post okuyucuları, bu hafta sizlere on üç aydır tur yapıp gidemediğimiz Ispartaya götüreceğim. Ormanlı dağları, gölleri, kanyonları gibi doğa harikaları ve antik mirası görülesidir. Her yıl yapılan yörük şenlikleri, geleneksel Isparta halı dokuma işi bölgeye özgüdür. Herkesin evinde bir Isparta halısı vardır. Halı dokumacılığı bölgenin gözde mesleklerinden biridir. Ayrıca gül hasadı ve son on beş yıldan beri de lavanta tarlaları ve hasadı tüm Isparta ve Kuyucak köyü ile tüm ülkeye nam saldı.


Lavanta bahçeleri Keçiborlu İlçesi’ne bağlı Kuyucak Köyü’nde bulunmaktadır. Isparta İl Merkezine 50 km mesafede olan Kuyucak Köyü, Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’na 25 km, Antalya-İstanbul Karayolu’na 10 km uzaklıktadır. Köy, yüksek konumu ile Burdur Gölü manzarasının seyredilebildiği bir alandır.
Kuyucak Köyü’nde 5000 dekarda yetiştirilen lavanta, sıcaklık, yağış gibi mevsimsel durumlar etki etse de Temmuz ayının başında açmaya başlar. Hasat işleri ise Temmuz ayının sonundan Ağustos ayının ortalarına kadar devam eder.


Kuyucak Köyü’nde yetiştirilen lavanta, Türkiye üretiminin  % 90'ını oluşturmaktadır. Üreticisinin yaş veya hasattan sonra kurutarak satışa sunduğu lavanta çiçekleri, fabrikalarda işlenip krem, sabun, yağ, kolonya gibi ürünlere dönüşerek tüketicilere ulaşmaktadır.

Bölgenin bir diğer özelliği ise Yörük yurdu olması ve Yörük sofraları ile ünlü olmasıdır. Bu yazıyı kaleme almamdaki sebep Duran Teke hocamın ilham kaynağım olmasıdır. Yanlılmıyorsam beş yıl öncesi yörük şenliklerine organizasyon yaptığı aklıma geldi. Ben de Covid-19 normalleşmeye başladığı için bu yıl Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında yazının başlığında yazdığım gibi özlenen günler olan Gül hasadı, Lavanta tarlaları ve Yörük yayla şenlikleri yapılırsa YUPA TURİZM olarak sizleri oralara götürmeye ve dilimin döndüğünce oraları sizlere anlatmaya çalışacağım. Ispartalılar Haziranda son gülü dalından koparıp hasadı tamamlar, ardından Temmuz ve Ağustosta yapılan Lavanta hasadına başlar. Bu zamanlarda yapılan hasatları görmeniz, o eşsiz kokuyu hissetmeniz gerekir. Kırmızı gül bahçeleri ve mor tarlalarda selfie çekenler, hasat keyfinden pay almak isteyenler pandemi öncesi Türkiye’nin dört bir yanından turlar ve şahıs arabaları ile bölgeye akın akın gelirdi. Benim aklımda daha önce gittiğimizde deneyimlediğim yörenin mutfağı kaldı. Katmer, alabalık, sacda pişmiş yufka ekmeği… Isparta Mimar Sinan Caddesindeki mağazalarda gül kolonyası, gül suyu, gül reçeli, parfümü, kremi, şampuanı gibi kozmetik ürünleri, güllü lokumları, şerbetlik gül şurubu bulunmaktadır. Elbette bu ürünler yaşadığımız yerlerde vardır. Geçmiş bir tarihte benim de içinde bulunduğum uçakta, anneler gününde Türk Havayolları uçaklarında bir sürpriz hazırlanmıştı. Misafirlere gül ürünlerinden oluşan nemlendirici ve gül toniği hediye ettiler ve ben de bugündeki heyecana ortak oldum. Bana göre çok güzel bir hareketti.
Bilirsiniz ki memleketin geleneksel lezzetleri yerinde daha çok keyif verir. Şimdi bu geleneksel olanı biraz açalım ve beyin cimnastiği yapalım.
Bu şehir bir yörük havzası olduğundan mutfağında da yörük hayatının izlerini taşıyor. Geçmişte yörüklerin mutfağında pişenler, küçük baş hayvanlardan, yayladaki bitkilerden, tarımla elde edilenlerden ve uzun ömürlü malzemelerden ibarettir.


Göçer hayat mutfak donanımını seyyarlaştırmıştır. Uzun ömürlü saklama yöntemlerinin geliştirilmesini sağlamış, kolayca ve hızla yapılabilen yemekler öne çıkmıştır. Zaman içinde mutfak kültürü yerleşik hayat imkanları ile ve başka kültürlerle iç içe geçip eski usüller varlığını hala sürdürüyor. Çünkü bu aynı zamanda bir lezzet meselesi ve lezzet şölenidir.
1851 yılında açılan Kebapçı Kadir’in kuzu ve oğlak kaburgası ile hazırladığı Isparta fırın kebabını gittiğinizde mutlaka deneyimlemelisiniz. Bu kebabın ancak küçükbaş hayvanının eti olduğunu, taşfırında çalı ve meşe ile üç saat boyunca pişirilip kızartıldıktan sonra bu lezzet kıvamına gelir. Yeme yanında yat derim. Umarım bu yıl yaz gelince yayla şenliği, gül hasadı, lavanta hasadı mevsiminde her yer açık olur da bu etkinlikleri şenlikleri yapan dernekler programlarını gerçekleştirebilir ve bizler de YUPA TUR olarak sizleri oralara götürebiliriz. Yörenin mutfağını anlatmaya devam ediyoruz. Başlıca tarhana ve ovmaç çorbası, kabune tas kebabı, sacda börek ve tuluk ayranı… Hepsi eski usüllerle yapılır. Bir giden bir daha gider sadece bu yemekleri tatmak için. Bugüne kadar bu bölgeye pandemi öncesi çok geziler yaptık. Eğirdir’i, Yalvaç ve Sütçüler’i gezdik, Melikler yaylasında geceleri yıldızları gündüzleri de Dedegöl dağlarını izledik, fotoğraf çektik. Yeri geldiğinde kampçılarla yürüyüş parkurlarını dolaştık. Pınargöz mağarasında önünde Roma köprüsü ile nehir tanrısı Eurymedon’un kutsal alanı bulunan zindan mağarasını her gittiğimizde gittik, gezdik, gördük. Fakat bir gece iki gündüz gezi ile bu yerler bitmiyor. Bu yerleri görmek için en az üç gece kalmalı. Ayrıca kiraz mevsiminde de Senirkent, Gelendost, Yenişar, Bademli’yi ve Şarki Karaağaç’ı görmelisiniz.
Yörük yemeklerinin örneği bıldırcın ile yapılmış güvecin ve Ulubollunun bol kemikli kaburga ile banak yemeğinin tadına bakmadan dönmemelisiniz. Bu lezzetleri restaurantlarda değil yaylalara denemelisiniz.


Belki çocukluk hatıralarınızdan birine denk gelirsiniz buraları gezdiğinizde. Mesela Koca ananın bahçesindeki içinde pekmek yapmak için dutkaynatılan bir kazanın dibindeki köpüğü parmakla sıyırıp mideye indirelim olmaz mı? Geceyi bu hayallerle geçirip ertesi gün Yalvaç’a uzanıyoruz. Şehrin en kuzeyindeki ilçesinin Eğirdir gölüne kıyısı vardır. Yalvaç’ın tarihi M.Ö. 6000 yıllarına inen izler barındırıyor. Coloni’a Caesareia yani Sezar’ın şehri ünvanı taşıyan Antiocheia antik kenti Augustus tapınağı, Men kutsal alanı gibi pagan eserlere sahip bu Prigia kolonisi Aziz Paulus’un ziyaretleri ile Hristiyanlığın genişletilmesine tanıklık ettikten sonra, Türklerin Anadoluya gelişi ile Oğuz kollarının hakimiyetine girip yeni bir sayfa açıldı ve yeni bir şehir kuruldu.

Yalvaç Citta Slow sakin şehir ünvanına sahiptir. Yalvaç keşkeği yörüklerin bu coğrafyaya kattığı lezzetlerden biridir. İlçeye gitmeden önce araştırma yapıp sipariş vermek zorundasınız yoksa bu yemeği bulamazsınız. Çünkü hem talep çok hem de yapımı zahmetlidir. Bu keşkek için sonbaharda kesilmiş ve tuzlanarak kurutulmuş koyun ve keçi eti kullanırlar. Pişirileceği zaman etleri suya yatırıp tuzunu alırlar sonra buğday, bulgur, nohutla birlikte çömleğin içine yerleştirip 8-10 saat pişiriyorlar. Hazırlığı uzun sürdüğünden günlük öğünlerden ziyade düğün davet şenliklerinde tercih edilen Yalvaç keşkeği özel bir lezzettir. Ayrıca Yalvaçta taş fırın işleten kadınlar günün telaşını atlatmış ortalığı topluyor ve son olarak gezi gruplarımız fırınlardan gül ekmekleri alıp Yalvaç’a veda ederek kalınacak Sütçüler yoluna koyuluyor. Sütçüler yoluna gece çökünce önünüze tavşanlar çıkmaya başlıyor. Yüzü arabaya dönük olanlar far ışığı nedeni ile şaşalayıp kalıyorlar. Böyle bir anda tavşanlar kolay bir av olur. Ama jandarma kaçak avlanmaları yakalayıp arabaları bağladığı için tavşanlar güvendeler. Tabi ki anlattıklarım pandemi öncesinde idi. Sütçülerde güzel bir uyku ve tertemiz sabah havası bizleri yeni güne hazırlıyor. Kahvaltı tam olarak yörük mutfağı işi. Sacda pişmiş yufka ekmeği içine çökelek ezip üstüne dilimlenen salatalık veya ceviz olmazsa domatesi icra edip karnınızı doyuruyorsunuz. Bu zevki de meşhur kavağın altında gerçekleştirebilirsiniz. Ardından Yazılı kanyona doğru yola çıkılır. Gezinin ardından öğle yemeği için Çandır’a gelip alabalık yiyebilirsiniz. Su şırıltısı ve kuş sesleri size iştirak ediyor. Ayrıca Kovada ve Eğirdir gölleri yörenin en güzel göllerindendir. Buralarda yüzebilirsiniz.


Göl kıyısında meşhur sazan balığından yapılan sazan dolması olmazsa olmazlardandır. Bu yörenin mutfağında lezzet her şeyin üstündedir. Bu sebeple bazı yemeklerin hazırlığı ve pişmesi saatler alır. Bu gül diyarından göze de hitap eden pratik ve lezzetli yemekleri de aradığınız zaman bulabilirsiniz. Burada sizlere iki tarif vereceğim.
Banak (Meatdish):
Malzemeler:
2 kg kemikli but eti (dana, keçi, koyun vs. isteğe bağlı yağlı-yağsız)
1 parça dana kaval kemiği (suyuna lezzet vermesi için satırla kırılmış)
10 su bardağı su
1 tutam tuz ve karabiber
3 adet pide
Yapılışı: Derin bir tencerede suyu kaynatıyoruz. Kaynayan suya kanı ve sinirleri temizlenmiş but eti ve kırılmış kaval kemiğini koyuyoruz. Kaynama sırasında suyun üzerine çıkan ve “kef ” adı verilen istenmeyen kısmı, kaşık veya kevgir yardımıyla toplayıp atıyoruz. Tat vermek için istersek et suyuna halka halka doğradığımız soğanla beraber karabiberi de ekleyip bekledikten sonra pişmesine yakın kaynamakta olan tencereye koyabiliriz. Biraz kaynadıktan sonra da seçerek çıkarabiliriz böylece yemeğin lezzetini arttırmış oluruz. Etler elle ayrılabilecek kıvama geldiğinde tencereden çıkarıp parçalara ayırıyoruz. Diğer yanda en az 12 saat beklettiğimiz pideleri lokmalık parçalara keserek yayvan bir tabağa tek kat olacak şekilde diziyoruz. Yeterli miktarda suyuyla birlikte etleri pidenin üzerine döküp dağıtıyoruz. İstersek üzerine de karabiber serpebiliriz. Aslı pide ile yapılsa da pide yerine dilimlenip kızartılmış bayat ekmek veya kuru yufka da kullanılabilir.


Gül Reçeli(Rose Jam):
Gül Reçeli Tarifi İçin Malzemeler
200 gramkokulu gül yaprakları
2 su bardağışeker
1/2 adetlimon suyu
2 su bardağısu
Gül Reçeli Tarifinin Püf Noktası
Bir gece önceden bekletmek, şekerin gül yapraklarının suyunu salması ile birlikte sonradan daha fazla su eklemek yerine kendi suyuyla daha çabuk özleşmesine yardımcı olur.
Gül Reçeli Tarifinin Pişirme Önerisi
Dilerseniz kaynamadan önce tencerenin kapağını kapatabilirsiniz.
Gül Reçeli Tarifi Nasıl Yapılır?
Gül yaprakların arasındaki çürümüş ve kurumuş yaprakları ayıklayın. Gül yapraklarını dibindeki beyaz kısımdan kesin. Yapraklarını dikkatli bir şekilde birkaç kez sudan geçirerek yıkayın.
Yıkadığınız gül yapraklarını fazla suyunu süzdürün.
Derin bir tencerenin içerisine alın. Şekeri üzerine serpin ve bir gece bekletin.
Ertesi gün suyunu salmış olan şeker ve gül yapraklarını kısık ateşte su ile birlikte kaynatın.
Kaynama başlayınca limon suyunu sıkın ve özleşene kadar pişirmeye devam edin. Bu şekilde karıştırarak ortalama 20 dakika kadar pişirin. Ardından ocaktan alın ve karıştırarak oda sıcaklığına gelmesini sağlayın.
Kavanozlara paylaştırın ve tamamen soğuduktan sonra ağzını kapatarak saklayın. İşte bu kadar, afiyet olsun.
Gül Reçeli Tarifinin Servis Önerisi
Kızarmış ekmeğin üzerine sürerek, afiyetle tüketebilirsiniz.
Bu tarifler dışında Gül Şurubu (Rose Syrup), Çoban pilavı (Shephard’s Pilav), Sakala Sarkan Çorbası, Gül lokumu(Rose Flower Turkish Delight)
SONUÇ: Gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi isteyen kişiler için bu şehre her geliş bir sonrakinin ön hazırlığıdır belki de.

Türkiye’nin kültür mozaiğinin özellikle bu tür bir turizmin gelişmesine çok elverişli potansiyele sahip olduğunun altını çiziyor ve yaşanan çevrenin doğal güzelliklerini, kültürel zenginlikler, zengin mutfağının topluma ulaştırılmasında seyahat acentalarının önemi çok büyüktür. Seyahat acentalarının bir araç olduğunu anlatmak istedim. YUPA TUR önümüzdeki haftadan itibaren kültür turlarına başlayacaktır. Sizleri de aramızda görmekten büyük keyif ve onur duyarız.
Yazım için değerli yorumlarınızı bekliyorum. Sağlıkla kalın…

banner189

banner344

banner343

google-site-verification=XM_gwNkBaKM19LDHoKaTOmBzvkdlKwOdKMcUtov1R-k