İlkokulda öğrendiğimiz bilgiye göre normal şartlarda su eksi derecelerde donarken, 100 santigrat derecede ise kaynar. Ancak suyun eksi derecelerde donmasını engelleyen bir faktör var: Antifiriz! Gelin Su ile Antifirizin ilişkisine yakından bakalım.

Otomobillerin motoru aracı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulurken, motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörlerdeki hava ve fan sayesinde soğutulur. Bu arabanın normal soğutma sistemidir. (Kısaca)

Bitcoin, 2023'te şimdiye kadar kaç kez 'ölü' ilan edildi? Bitcoin, 2023'te şimdiye kadar kaç kez 'ölü' ilan edildi?

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düştüğünde, arabamız kapı önünde hareketsiz kaldığı zaman bu soğutma suyu da her su gibi donmakta. Depodaki su donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu bile çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mâni olacak "Antifiriz" dediğimiz sıvıyı ilave etmemiz gerekir.

İşte su-araba ve antifirizin hikayesi burada başlar.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman akla şu sorular gelebilir;

Tam güvenli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz koymuyoruz? veya Antifiriz oranı yüksek olsa sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Bu sorulara cevabımız ise kesinlikle hayır. Düz mantık yürütüp tamamen antifiriz koymak mantıklı görülebilir. Ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecelerde donar.

Suyla karışan her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak konulan bu şeyler araçlara ciddi zararlar verebilir.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, ancak sonraları alkol kullanılmaya başlandı. Bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorunlar çıkardı. O halde ideal antifirizlerin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla "etilen glikol" denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadır. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mâni olmasıdır.

Peki, öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapıyor. Siz sadece antifriz koyarsanız su molekülleri olmayacağından antifiriziniz hemen donacaktır. Sakın bu hataya düşmeyin.

Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışıyor. Su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır diyebiliriz.

Lütfen değerli bilgilerin olduğu bu tür makaleleri okumanız ve öğrenmesini istediğiniz kişilere paylaşmanız bizleri daha çok motive edecektir. Yorumlarınızı belirtmeyi unutmayın.