Bu haftaki yazımızda bir sinema filmine yer vereceğim. Herkesin büyük merakla gittiği, kıpkırmızı gözlerle, burnuna çekerek çıktığı bir film.
Filmin yönetmeni Can Ulkay. Daha önce “Sarıkamış Çocukları” filmi (2017) ile adını duymuştuk.
Gerçek bir hikâyeden uyarlanmış olan Ayla, Kore'de savaşmak için giden birkaç askerin öyküsünü anlatıyor. Filmin ana karakteri Astsubay Süleyman, savaş sırasında harabelerin içerisinde ailesi ölmüş olan Koreli bir kızı buluyor ve adını Ayla koyuyor. Ve film de bundan sonra Ayla ile Süleyman arasında büyüyen baba-kız ilişkisini ve savaşın içerisinde Ayla'yı korumanın hikâyesini anlatıyor.
Ayla, komedi, dram ve savaşı içinde barında sıcacık bir film. Fakat fazlasıyla sevgi yüklü bir film. Bazen çayın şekeri fazla kaçtığında insanı nasıl rahatsız ediyorsa sanki öyle.
Filmin beni en çok etkileyen yanı, görüntü yönetmeni Jean-Paul Seresin’in çekimleri. Filmdeki fotografik unsurlar o kadar başarılı ve ayrıntılar o kadar güzel işlenmiş ki filmin görüntü kalitesini dünya standartlarına taşıdığı gibi seyirciyi de filmin içine dahil ediyor.
Filmin müziklerini, Fahir Atakoğlu yapmış. Tartışmasız, çok güzel.
Kahramanlık öykülerinde hep üst rütbeli askerlerin öne çıktığı sinemada, ilk kez bir Astsubay filmin kahramanı. Bu senaristin tercihinden öte, senaryonun Süleyman Dilbirliği’nin gerçek yaşanmış öyküsü üzerine kurulmuş olmasından.
Filmin en başrol oyuncusu İsmail Hacıoğlu’nu ve Koreli küçük kızı canlandıran Kim Seol oldukça başarılı. Yardımcı rollerdeki Ali Atay, Ali Barkın ve Caner Kurtaran’ın oyunculuğu film kalitesini yükseltmiş. Hele hele filmin son 20 dakikasında ortaya çıkan Çetin Tekindor ile filmin sanatsal seviyesi tavan yapmış.
1950 Yıllarının kıyafetleri, kullanılan eşyalar ve yaşam ortamları titizlikle seçilmiş. Ayrıntılardaki titizlik, görüntü yönetmeni Jean-Paul Seresin’in kadrajı ile etkileyici bir biçimde perdeye yansımış.
Filimdeki bazı sahneler her yönüyle çok başarılıydı. Marilyn Monroe’nun “By Bye Baby” şarkısı ile ABD askerlerine konser verdiği sahne, dramatik finaliyle oldukça etkileyiciydi. Hele bir karınca sahne var ki, hem fotografik açıdan hem de anlam yönünden izleyicide iz bırakacak nitelikte.
“Ayla”, 90. Oscar ödüllerinde ”Yabancı Dilde En İyi Film Adayı”. Tabii bu filmi Türkiye’den hangi kurul, hangi jüri seçerek aday olarak belirledi belli değil. Fakat devletin müdahalesi ve inisiyatifi ile hazırlanmış bir proje olduğu hissediliyor
Peki, filmin olumsuz yanları neler?
Her sinema filminde ve projede sponsorların olması doğaldır. Ziraat Bankası ve Türk Hava Yolları gibi sponsorların filme destek vermesi güzel. Fakat bunların filmin içinde abartılı olarak yer alması hoş olmamış. Filim başlarken Ziraat Bankası’nın logosuyla bağıra bağıra perdede yer alması seyirciye batıyor. Türk Hava Yolları’nın uçak sahnesi de filmin ruhundan ayrı düşen görüntülerdi.
Senarist Yiğit Güralp, yapımcı ile çatışması, Ayla filminin sosyal medya hesaplarından engellenmiş olması, filmin başlangıcında görüntü yönetmeni, müzik, yapımcı ve yönetmen şeklinde ilerleyen bir açılış jeneriğine adının olmaması ciddi bir sorundur. Yiğit Güralp adının ancak kapanış jeneriğinde küçük puntolarla yer alması hikayeye hayat veren senarist adına bir haksızlıktır.
Filmde, Kore Savaşı Türkiye açısından bir bakışla anlatılırken, Amerika Birleşik Devletleri ve dış politikası ve Türkiye’nin müttefikliği vurgulanarak, iyi-kötü çatışması üzerinde anlatılmaya çalışılmış. Fakat o dönemde Güney Kore’de ve Türkiye’de yaşananlara dair hiçbir açıklamanın filmde yer almaması düşündürücü. “O dönemde ne oldu?” dediğinizi duyar gibiyim. O tarihlerde, Amerika’nın desteği ile Güney Kore’de yönetimin başında olan diktatör Syngman Rhee halka şiddetle hükmediyordu. Türkiye’de ise Menderes Hükümeti, NATO’ya katılabilmek için TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye asker gönderme kararı almıştı. Günümüz koşullarında ABD ve NATO ile yaşananlar düşünüldüğünde müthiş çelişki ortaya çıkıyor.
Bu anlamda Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin Ayla ile olan sıcacık öyküsü, siyasi söylemler yüklenerek ayakları yere basmayan bir projeye dönüştürülmeye çalışılmış.
Sonuç olarak, Ayla sanatsal açıdan kaliteli bir çalışma. Yönetmeniyle, görüntü yönetmeniyle, sinematografik açıdan başarılı bir film. İsmail Hacıoğlu, Kim Seol ve Ali Atay uyumu filmin sanatsal açıdan başarıya ulaşmasını sağlıyor. Fakat filme yüklenmek istenen anlamlar yüzünden derinlik kazanamıyor.
Her şeye rağmen başarılı bir sinema filmi.
İyi seyirler diliyorum…
Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR! Aydınpost APPSTORE'da TIKLA