Yaklaşan genel seçimler münasebetiyle siyaset bir hayli hareketlendi.
Dün yaptıklarının doğruluğundan zerre şüphe etmeden, partililere meydan okurcasına davrananlar, şimdi yeni hedeflerine ulaşmak için onların gönlünü hoş tutmak derdinde.
Elbette, insanların gönlünü hoş tutmak güzeldir ve tavsiye edilir.
Partide ki insanlarla gönül birlikteliği insana güç verir.
Gönül hoşluğuna dayalı birliktelikler başarı için elzemdir.
Arzulanan şey bu birlikteliklerin Siyasete cemre düşünce değil sürekli olmasıdır.
Siyasetçinin yüreğini ısıtan cemre hayatında hep var olmalıdır.
Bunu yapmazsanız eleştirilerden kurtulamazsınız.
Makam için insanların kapısını çaldığınızda eleştirilir, umursanmazsınız.
İnsanlar size; “Kardeşim madem sen böyle davranmayı biliyordun, niçin bunu daha önceleri de yapmadın” der.
Bu İtirazı yapanlar haklıdır.
Dün, “Emir komuta zinciri içinde” hareket etme telaşıyla insanları kırıp dökenler, bir gün yaptıklarının hesabını vermek durumunda kalacaklarını bilmeliydiler.
Vaktinde insanlarla değil, emirlerle siyaset yapanlar, elindeki gücü ölçüsüz bir şekilde kullananlar, bir gün bunun bedelini öder.
Kullanılan güç karşısında çaresiz bıraktıklarınız, sözüne kulak tıkadıklarınız, telefonuna cevap vermedikleriniz, geriye dönmedikleriniz, güç ellerine geçtiğinde sizi umursamaz.
Bunu biliyor olmalısınız.
İhtiyaç duyduğunuz zamanlarda bu insanlar sizin yanınızda değil, karşınızda olacaktır.
Teşkilat içinde önünüze çıkan engelleri aşsanız bile, meydanlara indiğinizde yanınızda sizinle partinin başarısı için koşturacak gönüllüler olmayacaktır.
Her şeyin kendi ekseninizde dönmediğini anladığınızda, yanlışları düzeltmek çok zor olacaktır.
Elindeki makam ve yetkiyi “Orak” gibi kullananlar,
“Esip gürleyerek, yakıp yıkarak gönüller inşa edilmeyeceğini” bilmelidir.
Bilinmelidir ki, “Siyasette insan insanı bedava güdüler (takip)” eder.
Yani sizin, ne yaptığınız hep mercek altındadır.
Ama partiliniz, ama rakip partililer, ama seçmen tarafından.
Siyasette hiç bir şey gizli kalmadığı gibi, hesabı görülmeden defter kapanmaz.
Bu bakımdan, kişiler hesaba çekileceğini bilmelidir.
“Ben bunları partim için yaptım” bahanesi kimseyi tatmin etmez.
İnsanları yok sayarak, “Olsa da olur, olmasa da olur” yaklaşımıyla partiler büyümez.
Seçmen ve partililere iltifat sadece seçimlerde değil, her zaman yapılmalıdır.
Seçimler, seçmene itibar göstermenin zirve noktasıdır.
Bu itibarı partiler seçimlerde zaten gösteriyor.
Seçimler haricinde ki zamanlarda “Yakıp yıkmalarınızı, kırıp dökmelerinizi” seçimlerde telafi etmek zordur.
Seçmene, iddialarınızı ve samimiyetinizi inandırmak gerekir.
İçeride bütünlüğünü sağlamış, partilileri yanınıza almış olmanız lazım.
Kürsülerden atılan nutuklar ve meydan okumalarla bunu sağlayamazsınız.
Bu kriterler tüm partiler,vekiller ve yöneticiler için geçerlidir.
“Ben Genel Merkez ne dediyse onu yaptım.”
Veya “Alın vekilliğimi, verin ülkücülüğümü, sandıksa sandık” diye meydan okumakla da olmaz.
Demek ki, süreç doğru yönetilmemiş, bir yerlerde bir şeyler eksik bırakılmıştır.
“Memnuniyetsizlik ve doğurduğu homurtular” size kadar geliyor.
Bu saatten sonra, homurtuları telafi etme şansınız ve imkanınız var mı bilmem.
Bunun değerlendirmesini, karar verme makamında olanlar yapacak.
Ya bu homurtuları, kırgınlıkları, kızgınlıkları umursamayıp bildikleri gibi yola devam ederler.
Ya da, itirazlar dikkate alınarak yol hazırlıklarını yeni duruma göre yaparlar.
Şimdi top üst makamlarda.
Nasıl bir kadro hazırlayacaklar, nasıl bir yol izleyecekler.
Bekleyip göreceğiz.