MHP'de sular durulur mu?

Abone Ol

Sayın Devlet Bahçeli yönetiminde 1999 seçimlerinde konjonktürün getirdiği fırsatla iyi bir ivme yakalayan MHP, bu seçimde aldığı başarıyı bir daha yakalayamadı.

1999 seçimlerinde millet tarafından partiye verilen imkan, Bahçeli yönetimi tarafından Merhum Ecevit’in DSP’sine “Altın tepsi”de sunulmuştu.

Ülkücü camia içine sindirmese de, birlik ve beraberlik adına Rahşan Ecevit tarafından söylenen ağır sözlerini sineye çekmişti.

Ecevit-Bahçeli ve Yılmaz tarafından kurulan hükümet, ülke için sıkıntıların zirve yaptığı yıllar olarak tarihe geçti.

IMF’ye olan borçların ödenmesi için Kemal Derviş, Dünya Bankasının direktifiyle ekonominin başına getirilmiş, TBMM bu zatın dillendirdiği talepler doğrultusunda yasa çıkarma zeminine dönüşmüştü.

Sonrası malum, seçimlerden başarıyla çıkacağına inanan Bahçeli, 3 Kasım 2002 tarihinde ülkenin seçime gitmesini önermiş ve meclis bu talebe uygun karar almış,

alınan karardan sonra yapılan seçimde, iktidarda bulunan partiler %10’luk barajı aşamadıkları için meclis dışında kalmıştı.

Seçimler, R. Tayyip Erdoğan’ın kurduğu partiyi tek başına iktidara getirdi.

Erdoğan elde ettiği gücü, girdiği her seçimde artırdı.

Rakipleri bir türlü AK Parti hükümetinin iktidarını engelleyemedi.

Muhalefet partileri, genel ve yerel seçimleri değil, ittifakla gittikleri Cumhurbaşkanlığı seçimini de kaybetti.

Sadece 7 Haziran seçimlerinde AK Partiyi sarstı.

Tek başına iktidarını engelleyebildi.

Ama bir araya gelip Hükümet kuramadılar.

Seçimlerden başarıyla çıkan MHP, AK Partiyle koalisyon kurmak yerine “Hayır”da keramet aradı ve yapılan hükümet kurma çalışmaları olumlu neticelenmeyince, seçmen muhalefeti cezalandırarak %49.5’le AK partiyi iktidar yaptı.

Milletin beklediğini veremeyen MHP ve HDP 1 Kasım seçimlerinde oylarını AK Partiye kaptırdı.

Bu sonuçlardan sonra MHP’de kazan kaynamaya, Bahçeli ve ekibinin yönetimi sorgulanmaya başladı.

Bize göre;

“543 nitelikli imzayla" parti içi muhalefet, partide değişimi sağlayacaktır.

Bu imzaları yok saymak, rakamlarla oynamak doğru değildir.

Parti içi muhalefetin karşısında direnmek, partililerle inatlaşmaktır.

Bu inatlaşma sürdürülür ve kongre kararı alınmazsa, mahkeme partiyi kongreye götürecektir.

Kongrede beklenen değişimin gerçekleşmesi ise kaçınılmazdır.

Yani değişim mutlaka olacaktır.

Bu itiraz dalgası “Dipten yüzeye” çıkmıştır.

“Değişime direnilirse” partide ayrışma süreci başlayacaktır.

Dilerim iş bu noktaya gelmez.

Dün zor zamanlarda birbirine yaslanarak zorluklara göğüs gerenler, kader birliği yapanlar  karşı karşıya gelmezler.

Zira, bunun zararını sadece taraflar görmez.

Kendi içinde kavga eden MHP milletin gözünden düşecek oy vereceği parti arayacaktır.

MHP’den beklentisi olan milliyetçiler çaresiz değildir.

Gideceği adres bellidir.

Son seçimlerde bunun işaretini vermiştir.

Bu mesajı doğru okumayanlar hüsrana uğrayacak, tavırları siyasi hayatların mal olacaktır.

Peki, değişimden sonra MHP’nin oyları yükselir mi?

Bana göre mümkün görünmüyor.

Ama, birliğini koruyan ve millete mutedil ve anlaşılır umut vadeden MHP, millet için potansiyel imkan olmayı sürdürmüş olur.

İktidarın tökezlemesi halinde, milletin MHP’ye fırsat tanıması mümkündür.

Kongre süreci bu imkanın belirlendiği süreç olacaktır.

MHP’li kadrolar “Benlik” kavgasından uzaklaşıp bu göreve hazırlanmalıdır.

Unutmayalım, sürekli kavga olan eve bizim milletimiz kızını vermez.

Sürekli kavga eden MHP’ye neden oy versin?

Bizden söylemesi...

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }