'Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler'

Abone Ol

Referandumda son üç güne girildi… Pazar akşamı yorgan gitmiş kavga bitmiş olacak.

Adına millet dediğimiz sessiz çoğunluk her zaman olduğu gibi sonucu belirleyecek.

Bu referandumdaki enteresanlık sonuç önceden üç aşağı beş yukarı kestirilebildiği halde her nedense millet kullanacağı oy hakkında belirsizliğe neden olan adeta bir sır küpü olması..ser verip sır vermemesidir.

Onun için önceden oyunun rengini öğrenmede iki kişiden birini konuşturabilen,  bu referandumda ancak beş kişiden birini ikna edebilen.. bu kamuoyunda “hayır oyları önde.. azar işitiriz diye açıklamaktan çekiniyorlar”  şeklinde algılanma pahasına anket açıklamaktan çekindiler.

Öyle olunca da sandık sürprizine karşı biraz da kendilerini garantiye almak için “işte kararsızlar da dağıtıldığında şöyle bir sonuç çıkıyor” diyerek vatandaştaki merakı gidermeye çalıştılar.

O bakımdan herkes hazırlıklı olsun.. pazar akşamı anketçileri bile şaşırtacak kimsenin beklemediği bir sandık sürprizi yaşanabilir.

Bu yetkiyi isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seçmen  “biz sana güveniyoruz..yola devam” da diyebilir “kusura bakma Reis bu kadarı  fazla” da diyebilir.

Gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerek Başbakan Binali Yıldırım MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sınırlı da olsa miting desteği ile ikinci seçeneği yok etmek için yoğun çaba harcadılar.

Aydın’a önceden Cumhurbaşkanı bekleniyordu iptal olunca yerine Başbakan Binali Yıldırım geldi.

Siyasetçiden çok bir teknokrat profili çizen Başbakan İstasyon Meydanı’nda toplanan partilileri fazla sevindirmeyen ama mahcup da etmeyen bir kalabalığa hitap etti.

Onun Aydın ziyareti öyle millete heyecan aşılamaktan, kararsızları etkilemekten daha çok Aydın’ı sıradan koymamak adına milletvekillerinin, il yönetiminin ve partililerin gönlünü almak, onlara moral vermek şeklinde algılandı.

Cumhurbaşkanı ile karşılaştırıldığında siyasetçi yönü hayli zayıf Başbakan her konuşmasındaki biri diğerinin tekrarı konular ve monoton hitap tarzı ile kendine özgü Allah vergisi yeteneğe sahip Tayyip Erdoğan gibi kitleleri hareketlendiremiyor.

2010 Referandumu(% 35.9) ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi(% 36.75) ile tescillenmiş yüzde 35-37 bandındaki Aydın oylarını Başbakanla birlikte bakanların ziyaretleri, bölge milletvekillerinin ve teşkilat üyelerinin çalışmaları artı MHP’den gelecek takviye ile ne derece yükseldi ya da düştü şu an için kestirmek güç.

Ancak sonuç ne yönde tecelli ederse etsin bu milletin en iyi kararı vereceğine, sağduyusuna güvenenlerdenim.

Çünkü ben André” Malraux’un “Allah beş duyuyu herkese vermiştir. Ancak altıncı duyuyu nadir insanlara vermiştir,” sözünde geçen nadir insanların bizim insanlarımız olduğuna inanırım.

Benim bu düşünceme katılmayan ancak saygıyla karşılayacağım farklı düşünenler olabilir ama ben bu inançla diyorum ki, nasıl bu millet Kurtuluş Savaşı öncesinde o kaotik ortamda.. bir tarafta saltanat ve hilafet makamının temsilcisi padişah diğer yanda sonucu ne olacağı tam kestirilemeyen Mustafa Kemal önderliğindeki Anadolu hareketi.. ikisi arasında doğru olanı tercih edebilmişse.. sistemi yeniden yapılandırmaya yönelik bu referandumda da memleketin, milletin hayrına olacak sonucu ortaya koyacaktır.

O nedenle “Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler” diyelim..sabırla sonucu bekleyelim.

 

MHP Efeler kongresinde Ali Uzunırmak’a yapılan nezakete sığmaz

Seveni vardır sevmeyeni vardır, partisinin genel merkezi ile aralarında sorun vardır ya da yoktur orası ayrı mesele ama geçen pazar yapılan ilçe kongresinde bir parlamentere karşı yapılan siyaseten tam anlamıyla nezaketsizliktir.

Ali Uzunırmak, ülkücü kökenden gelen, üç dönem MHP milletvekili sıfatıyla Aydın’ı parlamentoda temsil eden, meclis idare amirliği yapan her şeyden önemlisi de özüyle kimliğiyle bu güne kadar çizgisinden sapmamış bu toprakların yetiştirdiği bir siyasetçidir.

Bu özellikteki bir şahsiyet kendine sormaya gerek bile duyulmadan siyasi nezaketin bir gereği kongrelerde adı delegelerinin birinci sırasına yazılır.

Bırakın kendi partisini herhangi bir partinin kongresine ya da toplantısına katıldığında adı anons edilir, saygı gösterilir.

Ancak kendi partisinin kongresinde ya da toplantılarında konuşma yapmak gibi divandan bir talebi olursa bunu yerine getirmek ya da reddetmek başkanın takdirine kalmıştır.

Salona girişinde ne adı anons edilen ne de yer gösterilen Sayın Uzunırmak ne öncesinde ne de esnasında kongrenin sağlıklı yürütülmesini engelleyecek bir davranışta da bulunmamıştır.

Hal böyleyken kongre divan başkanı Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy’un üstü örtülü Sayın Uzunırmak’ı hedef alan konuşmasının ardından tüzüğü gerekçe göstererek kongreyi ileri bir tarihe ertelemesi tepkiye neden olmuştur.

Ancak sonrasındaki iptale kızan bir grubun misafir divan başkanına salon çıkışında ucuz atlatılan bir saldırıda bulunması başka bir saygısızlıktır.

Ve en azından Ali Uzunırmak’a yapılan kadar nezaket ölçülerine sığmayan bir ayıptır.

Yazık…

 

 

 

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }