Meslek Yasası

Abone Ol

Değerli Aydın Post okuyucuları bu yazımızda turizmdeki meslek yasası gerekliliğini konuşacağız. İyi okumalar.

Turizmde “meslek yasası” gerekliliği üzerine yapılan yorumlar, aslında sektörün uzun süredir biriken yapısal sorunlarını yeniden görünür kıldı. Bu konuda kafa yoran, fikir üreten tüm katılımcılara teşekkür etmek gerekir.

Ancak açık konuşmak lazım: Meslek yasası, sadece talep etmekle değil, modernleşmeyle olur. Turizmin meslek örgütü olan TÜRSAB 53 yıl önce kuruldu. O günün dünyasında ne internet vardı, ne dijital platformlar, ne de bugün hayatımızı belirleyen baş döndürücü teknolojiler. Buna rağmen kurumların işleyişi hâlâ büyük ölçüde o dönemin refleksleriyle sürdürülüyor.

Temsil kurumları zamanla üyeyi temsil eden yapılardan, kişilere endeksli yapılara dönüştü. TOB’lar, ziraat odaları, şoförler cemiyetleri ve TÜRSAB… Başkanlık koltuklarında 20 yılı aşan süreler artık istisna değil, kural hâline geldi. Makam odaları, özel kalemler, şoförlü araçlar, sayısız hizmet personeli… Bu yapıların başkanlarının görevi devretmesinin iki yolu var gibi görünüyor: ya milletvekili olmak ya da bakan olmak. Kongreyle, seçimle gitmek neredeyse mümkün değil.

Mali sıkıntı da yok. Çünkü üyeler aidat ödemek zorunda. Sistemin en net cümlesi şu: “Aidatı öde, makbuzu getir.” Buna rağmen bu yapılar kendilerini “sivil toplum kuruluşu” olarak tanımlıyor. Sormak gerekiyor: Hangi oda başkanı, üyeleri ekonomik olarak bu kadar zorlanırken gerçek anlamda yanlarında durdu? Hangi kurum, üyesinin derdini merkeze aldı?

Bugün Türkiye’de turizmin yükü büyük ölçüde acentaların omzunda. Metropol acentalar, büyük tur operatörleri ve destek alabilen sınırlı sayıda işletme ayakta kalabiliyor. Turizm altı şehirde, otuz altı ilçeye sıkışmış durumda. Geri kalanlar için tablo çok daha ağır. “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” anlayışı, sahadaki gerçekliği özetler hâle geldi.

Bu şartlar altında herkes hayatından memnun gibi görünüyor. Ciddi bir itiraz yok, güçlü bir ses yok. Böyle bir ortamda ne gerçek bir meslek yasası çıkar ne de modern bir TÜRSAB yasası yapılabilir.

O yüzden ironik bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Kimi görürseniz alkışlayın, iltifat edin. “Ceketiniz çok şık, İtalyan mı?” deyin. Soğuk kış günlerinde insan bazen kafayı üşütüyor. Belki baharı görürüz; ama o zaman da para kalmıyor.

Yine de dayanmak zorundayız. Dayanın turizmciler. Sizler bu ülkenin döviz lokomotifisiniz. Kim tutar sizi?

Saygılarımla,

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }