Köyümüze geri döndük

Abone Ol

Her fırsatta gezmeyi düşünen birisi olarak gittiğim her yerde önceliğim müzeler ve tarihi eserlerdir. Bu düşünce ile ülkemin birçok tarihi yapısını ve müzesini ziyaret etme fırsatı buldum. Son olarak Çorum çevresini gezme fırsatını yakaladım. Çevredeki tarihi eserleri ve müzeleri gezdim. Doğal güzelliği olan yerleri gördüm. Çevreyi şehircilik ve çevreci anlayış ile de gözlemledim.

Öncelikle tarihi eserler ve müzeler olarak olaya baktığımızda buraların oldukça temiz ve bakımlı olduklarını fark ettim. Çevre düzenlemelerinin doğru bir şekilde yapıldıklarına tanık oldum. Ana yollar üzerinde düzenli bir şekilde tarihi eserlerin ve müzelerin tanıtımlarının yapıldıklarını gördüm. Bir müzeye gittiğinizde diğer bir müzeye gitmeniz gerektiği yönündeki reklamlarla karşılaşmak, tüm yönlerden her beş kilometrede bir tanıtım tabelası görmek hoştu. Ayrıca önemli kişi ve kuruluşlar da benzer tanıtım tabelaları yaptırarak katkı sağlamışlar. Demek ki el birliği ve ortak akıl ile her şey başarılabiliyor.

Çorum’a giderken birçok kentten geçtik. Buralarda vakit geçirip belediye ve merkezi yönetim çalışmalarını inceledim. Gördüklerim beni oldukça şaşırttı. Hemen hemen her yerde ortak akıl devrede. Yerel ve merkezi yönetim ile üniversiteler, demokratik kitle örgütleri birlikte çalışabiliyorlar. Kentin gelişmesi için hep birlikte taşın altına ellerini sokabiliyorlar. Bunun sonucunda da modern hastaneler, yollar, kavşak düzenlemeleri, kültür merkezleri, devlet tiyatroları, sosyal alanlar vs. Buralarda sosyal alan özelliği taşıyan parklar konusuna ayrıca değinmek istiyorum. Gerek geçtiğim yol güzergâhında ve gerekse Çorum’da çok güzel parklar ve mesire alanları yapılmış. İnsanlar çocuklarının ellerinden tutup bu alanlarda gönüllerince vakit geçirebiliyorlar. Ağaçlar arasında, huzurlu, güvenli ve modern bir şekilde. Bu parklarda binalar yapılırken ağaçlar kesilmemiş, bina içinde kalacak şekilde dizayn edilmiş. Hatta bir su parkında parkın şekli ağaçların konumuna göre belirlenmiş. Bazı ağaçları kesmemek için de suyun ortasında küçük adalar şeklinde ağaçlar korunmuş. Buraları Aydın’da olsaydı bu ağaçların altında vakit geçirmek oldukça güzel olurdu. Demek ki istenince oluyormuş.

Sonuç olarak Aydın kenti büyüklüğündeki şehirlerde halkın ihtiyaçlarına yönelik her şey yapılmış. Modern hastaneler, tiyatro salonları, konser salonları, amatörlerin kullanımına açık kültür merkezleri, spor alanları, sosyal tesisler, parklar, dinlenme ve eğlence alanları. Su, elektrik, kanalizasyon, iletişim, doğal gaz gibi alt yapı çalışmaları zaten çoktan bitirilmiş. Yerel yönetimler ile merkezi yönetimin temsili kuruluşları, halkı daha rahat ve mutlu nasıl yaşatırız fikrinin peşine düşmüşler. Böyle olunca da Aydın’a döndüğümde köyüme geri döndüğümü anladım. Üzüldüm açıkçası. Birçok yönden diğer illere göre elverişli şartlara sahipken, birçok önemli değere sahipken, sürüyle avantajı varken bu köy görünümü neden? Neden güzel Aydınımız ilerleme sağlamazken diğer eşdeğerleri almış başını gidiyor? Bu soruların cevabını arayıp durdum. Buldum da, ama şimdi sırası değil. Bulduğum cevapları önümüzdeki haftalarda paylaşacağım. Amacımız kimseyi kötülemek ya da yermek değil. Biz Aydın’ı seviyoruz, iyi bir kentte iyi bir şekilde yaşamak istiyoruz. Tek derdimiz bu.

 

 
 
 
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }