• BIST 107.895
  • Altın 151,838
  • Dolar 3,7068
  • Euro 4,3500

    Kaçak avcıların korkulu rüyası

    04.08.2011 15:27
    Kaçak avlanmaya ve hayvan katliamlarına karşı sert duruşuyla tanınan çevre örgütü Sea Shepherd'a dava açıldı. Başta FBI olmak üzere birçok resmi kuruluş tarafından 'eko-terörist oluşum' olarak nitelenen örgütün başı belada
    Kaçak avcıların korkulu rüyası
    Kaçak avcıların korkulu rüyası Kaçak avcıların korkulu rüyası Kaçak avcıların korkulu rüyası

     

    Başta FBI olmak üzere birçok resmi kuruluş tarafından 'eko-terörist oluşum' olarak nitelenen örgütün başı belada 
     
    Kaçak avlanmalara karşı gerçekleştirdikleri eylemlerle tanınan ‘Sea Shepherd Conversation Society’ (Deniz Çobanı Koruma Derneği) bugünlerde zor günler geçiriyor. Geçen yıl kaçak avlandığı iddia edilen bir balıkçı gemisinin römorkuna gizlice sızdıkları ve kafeste bulunan ağı keserek 800 kırmızı ton balığını serbest bıraktıkları için örgütün başı belaya girdi.
     
    Aynı yıl Japon balina avcılarının saldırısıyla bir gemisi batırılan ve 3 milyon dolar zarara uğrayan çevre örgütü, şimdilerde ise dünyanın önde gelen ton balığı şirketi Fish & Fish tarafından açılan 1.4 milyon dolarlık bir davayla karşı karşıya. Hatta olaya bilfiil dahil olmuş Steve Irwin adlı gemi de, düne kadar İngiltere’nin Lerwick limanında alıkonuluyordu. Geminin kefaleti Twitter’da başlatılan yardım kampanyası sayesinde ödendi ve gemi dün sabah itibarıyla serbest bırakıldı. Ancak örgütün, ton balığı şirketinin açtığı davayı kaybetmesi muhtemel gözüküyor. 
     
    Onlar eko-korsanlar
    Balina ve fok avcılarının başbelası Sea Shepherd, okyanuslardaki doğal yaşamı korumak için mücadele eden ve uluslararası anlaşmaları çiğneyen balıkçı tekneleriyle tabir yerindeyse ‘savaşan’ bir örgüt. Mücadeleleri sırasında kimi zaman şiddet kullandığı için eleştirilen, hatta bazı çevrelerce haydutlukla suçlanan bu kuruluş, açık denizlerde kaçak avlanan balıkçı teknelerine verdikleri büyük zararlarla biliniyor. Örgütün, eylemler sırasında uyguladıkları bazı taktikleri var. Mesela yüksek desibelli ses dalgaları yayarak çevredeki balinaları korkutmak, balina gemilerinin güvertelerine kayganlaştırıcı kimyasal maddeler fırlatmak ve gemi uskurlarına dolanması için halatlarla saldırmak bu yöntemlerden bazıları. Ancak eylemleri sırasında deniz hukukuna aykırı birtakım faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle, örgüt bazı devletlerin resmi belgelerinde eko-terörist veya eko-korsan olarak anılmaya başladı. Her ne kadar günümüzde korsan denilince akıllara Somali açıklarındaki ticaret gemilerine saldıran deniz haydutları gelse de, eko korsanlık faaliyetlerinde kâr amacı güdülen herhangi bir görüş bulunmuyor. Tek fikir ekosistemin korunması için bazı uç tedbirlerin alınması gerekliliği. Hatta örgütün kurucusu Paul Watson, “Dünya nüfusu ancak ve ancak zamanla 1 milyara inerse yeryüzü kurtulabilir. İnsan için tek yavru yeter” gibi kökten sözleriyle hatırlanıyor. 
     
    Greenpeace hafif kalıyor
    Balina avcılarının korkulu rüyası olan kaptan Paul Watson, aynı zamanda dünya çapında faaliyet gösteren çevre örgütü Greenpeace’in de kurucusu. Ancak Watson, Greenpeace’i kaçak avlanmalara karşı mücadelede pasif olmakla suçlayarak bu örgütten ayrılmış ve 1977’de Sea Shepherd’ı kurmuş. Amaçları bir olan bu iki kuruluş arasındaki en büyük fark, şüphesiz eylemlerin dozu ve mücadele tekniğiyle ilintili.
    Greenpeace, balina avcılığı konusunda şiddete başvurmadan direniş sergileyen bir örgüt olarak öne çıkarken, Sea Shepheard uluslararası balina avcılığı hukukunu çiğneyen gemilerin kasıtlı olarak batırılmasını onaylamakta. Bunun yanında örgütte, hafif sayılan protesto gösterileriyle kaçak avcılığın önüne geçilemeyeceği, bu amaca ancak daha radikal yollarla ulaşılabileceği görüşü hâkim. Faaliyetlerinin illegal bulunmasıyla ilgili eleştirilere karşı tez olarak da hukuku çiğneyenlerin anladığı dilden konuşulması gerektiğini savunan örgüt, hukuku çiğnemekten de kasıt olarak, biyolojik araştırma bahanesiyle kaçak bir şekilde balina avlayan Japon balıkçıları hedef tahtasına oturtuyor. 
     
    Bir teknesi batırıldı
    Hemen hemen bütün sivil toplum kuruluşları gibi Sea Shepherd’ın da başlıca gelir kaynağını yapılan bağışlar oluşturuyor. Onun dışında internet sitelerinde satılan eşyalar da bu gelirlerin en büyük parçası. Elde ettiği gelirlerle kaçak avcılık konusunda kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan kuruluşun, üç tane de teknesi bulunuyor. Geçen yıl Japon gemileri tarafından Ady Gil isimli teknenin pruvası biçilmiş, olayın ardından açıklama yapan Japon Avlanma Ajansı balina avlama faaliyetlerine bir süre ara verdiğini duyurmuştu. 
     
    ‘Sadece atmosferi koruyan insanlar çocuk sahibi olmalı’
    Çevreci eylemlerin protestoyla sınırlı kalmamasını belirten Paul Watson, okyanuslarda faaliyet gösteren kaçak avcıların en büyük baş belası. 1950’de Kanada’nın Toronto kentinde doğan kaptan, henüz 18 yaşında Kanada Sahil Güvenlik ekibinde çalışmaya başladı. Aktivist faaliyetlere de bu dönemde başlayan Watson, 1969 yılında Alaska açıklarında yapılan nükleer denemelere karşı mücadele eden Sierra Club’a katıldı. 1970’li yıllarda yakın arkadaşı David McTaggart ile birlikte Greenpeace’i kuran Watson, örgütün faaliyetlerini basit ve hafif bulduğu gerekçesiyle Greenpeace’ten ayrılarak Sea Shepherd’ı kurdu. 2008’de Dünya’yı kurtaracak 50 insan listesine giriş yapan Watson, sadece atmosferi koruyabilecek sorumluluğa sahip insanların çocuk yapma iznine sahip olmasını savunuyor
     
     
    Sea Shepherd’ın ses getiren eylemleri
     
    1981: 1981’de Bering Boğazı açıklarında kaçak balina avlayan Sovyet gemilerine saldırdı. Saldırının ardından Sovyet fırkateynlerinin başlattığı takip, teknelerin Amerikan karasularına sığınmasıyla son buldu.
     
    1986: 1986’da Faroe Adaları’nda balık avlayan bir gemiye tacizde bulunan örgütün teknesine, Faroe Sahil Güvenlik ekibi tarafından müdahale edildi. Biber gazıyla etkisiz hale getirilen teknenin mürettebatı, yetkililerin silahlarla saldırdığını iddia etti.
     
    1986: Sea Shepherd, 1986’da İzlanda açıklarında kaçak balina avlayan iki römorköre sabotaj düzenledi. Ölü ve yaralanın olmadığı saldırıdan iki yıl sonra İzlanda’ya giden Paul Watson göz altına alındı ve sınırdışı edildi.
     
    1992: 1992’de balina avlayan Norveç bandıralı bir gemiye saldırı düzenleyen örgüt, geminin hasar görmesine sebep oldu. Olay sonrası açılan davada, geminin kaptanı Watson 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
     
    2010: 2010’da Pasifik okyanusunda balina avlayan Japon gemisine ettikleri müdahale sonrası, gemi Sea Shepherd’ın teknesi Ady Gil’in pruvasına çarptı. Saniyeler içinde alabora olan geminin mürettebatı yine Japon gemisi tarafından kurtarıldı.
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tayvan’da bir kişinin kulağından böcek çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 09:38
  • Sınıra yaklaşmayın uyarısı06 Ekim 2012 Cumartesi 08:27
  • Suriye: Özür dilemedik06 Ekim 2012 Cumartesi 07:40
  • Köylüler bu kulübe için seferber oldu05 Ekim 2012 Cuma 19:30
  • Mescid-i Aksa karıştı05 Ekim 2012 Cuma 18:02
  • İşte Suriyenin zayiatı05 Ekim 2012 Cuma 17:12
  • Gerçek işsizlik yüzde 1105 Ekim 2012 Cuma 17:10
  • Büyük tehdit: O esirler idam edilebilir!05 Ekim 2012 Cuma 17:08
  • İtalya: Esed provokasyonlara son vermeli05 Ekim 2012 Cuma 16:28
  • 11 Yaşındaki Çocuk Buldu05 Ekim 2012 Cuma 16:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim