İzmir Dayanışması

Abone Ol

Geçtiğimiz cuma günü büyük bir deprem yaşadık. İzmir ve çevresini vuran deprem yüzün üzerinde can kaybına, binin üzerinde insanın yaralanmasına, onlarca binanın yıkılmasına, yüzlerce binanın ağır ve orta hasarlı duruma gelmesine neden oldu.

Deprem bir coğrafya olayıdır, dinle, alkolle veya başka insani olaylarla ilgisi yoktur. Sadece ahlak ile ilgisi vardır, ahlaksız insanların yaptığı binalar, ahlaksız yöneticilerin verdiği uygunsuz ruhsatlar bizi bu duruma düşürmüştür. Eğer ahlak yönünden düzgün bir millet olsaydık düzgün binalar yapar, yaşadığımız depremlerden dersimizi alır, böyle felaketler yaşamazdık. Ama hala kalitesiz inşaat yapmaya, yapılan binaların statik yapılarını çıkarlarımız uğruna ahlaksızca kendi çıkarlarımız için bozmaya devam ediyoruz.

Deprem gerçekleştikten kısa bir süre sonra bölgede hızlı bir arama kurtarma çalışması başladı, başta Afad olmak üzere belediyelerin ve sivil kuruluşların kurtarma ekipleri çok kısa sürede organize olup panik olmadan çalışmaya başladılar. Özellikle Gölcük Depreminde yaşadığımız arama kurtarma sıkıntısından sonra ekiplerinin bu kadar başarılı olması takdire şayandır. Kurtarma ekiplerinin bu kadar başarılı çalışmalarına karşın bazı siyasilerin ve alakasız kişilerin şov peşinde olmaları da gözden kaçmadı.

Biz enkaz altında kalan bir depremzede olsaydık konuşmak isteyeceğimiz son kişi Tarım Bakanı olurdu. Arama kurtarma ekibinden biri ile konuşmak, orada ne yapmamız gerektiğini duymak sanırım en hayırlısı olurdu. Mecliste depreme karşı önlemler içeren düzenlemeleri yapması gereken bazıları da vatandaşların daha sağlam binalarda oturmasını önerdi. Vatandaş elbette biliyor daha sağlıklı binada oturmasını, ama o binayı alacak parası var mı, soran yok.

Şimdi itibar için ülkenin değişik bölgelerinde saraylar yapılacağına, ihtiyaç olmayan yerlere binlerce kişilik camiler yapılacağına, yok yere milyonlarca Suriyeli bakılacağına yoksul halk için dayanıklı konutlar yapılsaydı, kentsel dönüşüme gerekli parasal kaynak aktarılsaydı daha iyi olmaz mıydı?

Dayanışma ve yardımlaşma ruhu bizde Orta Asya’dan beri vardır. Bu dayanışma İslamiyet ile bir tık daha yukarı çıkmıştır. Ayet ve hadisler yardımlaşmanın ve dayanışmanın dinin gereklerinden biri olduğunu vurgulamaktadır. Bu yüzden millet olarak yardımlaşmaya ve dayanışmaya önem veririz.

Salı sabahı Ayda bebeğin kurtuluşunu göz yaşları içinde seyrettik. Kurtarma operasyonu için emek veren görevliler daha sonra kameralar karşısında olayı anlattılar. Bizim dikkatimizi çeken konuşma ise İzmir halkı tarafından görevlilere yapılan yardım konusuydu. Konuşan kişi şimdiye kadar birçok yerde arama kurtarma yaptıklarını, ama burası kadar dayanışmanın olduğu bir yer görmediğini söyledi. Daha önce de benzer bir konuşmayı televizyonda izlemiştim. Biraz araştırma yaptım, gerçekten de oraya gelen görevlilerin çoğunluğunda benzer izlenimler vardı. Hem ihtiyaç duyulan malzemelerin kısa sürede ve fazlasıyla temin edilmesi, hem de görevlilere yönelik olumlu yaklaşımları görünce gerçekten de İzmir'in müthiş bir dayanışma içinde olduğuna şahit olduk.

16 Mayıs 1919'da İzmir'i işgali ile başlayan kurtuluş mücadelesinde bu topraklarda gördüğümüz Kuvayı Milliye ruhu demek hala yaşıyordu. Kısa süre içinde tek yumruk olan İzmirliler depremzedelerin tuvalet, banyo, yemek, barınma, ilaç gibi ihtiyaçları bu ruh ile çözülmeye başlandı. Kimse ihtiyaçların karşılanmadığı için serzenişte bulunmadı, depremzedelerin çoğu diğer insanlara yardımcı olabilmek için kendi dertlerini bile unuttu. Yardımlaşma adeta tavan yaptı.

Sonuç olarak konu ile ilgili olarak tüm resmi kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları İzmir halkı ile müthiş bir dayanışma örneği gösterdi. Söz konusu insan hayatı olunca kimsenin mağduriyeti üzerine siyasetine izin verilmedi, kimsenin ne, ya da kim olduğuna bakılmadan herkes aynı dayanışma ruhu ile işe sarıldı. Görevlilerin yeme içme ihtiyacının yanında telefonları bile şarj edildi. İnsanlar onlar ve depremzedeler için evlerini, yazlıklarını, otellerini kayıtsız şartsız açtı. Sırtındaki ceketini çıkarıp depremzedenin sırtına giydirdi.

Demek ki "İzmirli olmak ayrıcalıktır" sözü boşuna değilmiş, dayanışma nasıl olur bize gösterdiler. Ne diyelim, iyi ki varsınız.

Umarım ülkemizin hiç bir köşesinde bir daha deprem olmaz, İzmir herkese örnek olur ve ilgili kişiler üzerine düşeni yapar. Yaşamını yitirenler rahmet, yaralılara acil şifalar, yakınlarına ise sabır diliyoruz.

"Yalnız olan rahat görmez yardımlaşan yorulma bilmez." (Tatar Atasözü)

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }