Aşağıda yazacağım gerçek hikâye 22 yaşında 1984 yılında yaşanmıştır. Şu anda yıl 2016 aylardan Haziran ayı İngilizler referanduma girip AB'den çıkma kararı alıyorlar. Yazımın ana konusu TÜRKİYE AŞIĞI olan BİR İNGİLİZ JEREMY SEAL. İlk olarak İngilizce öğretmeni olarak geldiği Türkiye'ye hayran kalan İngiliz yazar Jeremy Seal, ziyaret Ettiği yerlerde yaşadıklarını Koton Kitap'tan çıkan Fes" adlı kitabında derlemiş, Ben de kendisi'ne Türkiye hakkında merak ettiklerimi sordum, Bodrum'da bir sohbet sırasında, bakın neler çıktı ortaya. Ama bu sohbet 23 Haziran 2016 perşembe günü yapılacak AB referandum öncesiydi.
JEREMY SEAL; İlk kez 1984'te 22 yaşında genç bir İngilizce öğretmeni olarak Ankara'ya gönderildiğimde keşfettim Türkiye'yi. Anayurdum olan İngiltere'den çok farklı, kültür ve tarih açısından çok zengin olan bu ülkeye hayran kaldım hemen. O zamanlar Türkiye'de turizm çok gelişmemişti, Kitle turizm yeni yeni başlıyordu ve yabancılar Türkiye'nin nasıl bir yer olduğu konusunda pek az fikre sahipti. O yıl boyunca, Ankara'da derslerime verdiğim zaman dışında, sırası ile güneybatıda Karya ve Likya eski uygarlıklardan Bizans devri Kapadokya ve Selçuklu- Sivas kentlerine kadar bütün o muhteşem harabeleri keşfettim. Ben yaşamım boyunca şaşkınlığa uğratacak güce sahip bir ülkeyi algılamaya başladım yavaş yavaş. 1985'te bir yıl aradan sonra Londra'da çalışmayı düşünerek İngiltere'ye döndüm ancak Türkiye'ye karşı beslediğim hayranlık bir türlü peşimi bırakmadı. Önce tatil için, sonra da bu mesleğinde ilerleyen bir seyahat yazarı olarak, o zamanlar yeni başlayan Britanyalı turist dalgasında, Türkiye'nin görülecek turistik beldelerini tanıtmak için tekrar Türkiye'ye döndüm, Türkiye'ye guletlerle Akdeniz sahillerini dolaştım, Kaçkar Dağları'nda yürüdüm. Mardin’i Diyarbakır'ı ve Kapadokya'daki kaya manastırlarını ziyaret ettim. Sonra da bir kitap yazma zamanı geldiğine karar verdim. Gideceğim yerleri sorarak araştırarak gezmeye, görmeye çalıştım.
Beni kültür ve tarih açısından zengin olan yerler ilgilendiriyor, anlatılacak öyküleri olan yerler. İster Konya yakınlarındaki Selçuk kervansarayları, İster Fethiye civarındaki Pınara gibi Likya kentleri olsun, eski taşların zenginliğini taşıyan yerleri seviyorum. Aynı zamanda insanlar da çekiyor beni. Türkiye'yi böylesine özel bir yer yapan şey yerel halkın nezaketi ve konukseverliği. Doğa güzelliğine de ilgi duyuyorum. Likya kıyılarından tutun da Gelibolu Yarımadası'na ve çevresindeki muhteşem doğaya kadar hep böyle yerlerle dolu Türkiye.
Ben bunları JEREMY SEAL'dan duydukça bir turizmci olarak şaşırıyor, ne diyeceğimi bilemiyorum ve tekrar kendimi toparlamam bir hayli zaman alıyor. JEREMY SEAL gibi Türkiye’yi seven güzel bir insanla neden daha önce karşılaşmadık. Bir Türkiye aşığı olarak " 90'lı yıllardan bu yana Türkiye nerelerden nerelere geldi. Çok açık ki Türkiye '90'lı yıllara kıyasla çok gelişmiş ve ileri bir ülke. Nispeten çok kısa bir sürede çok ilerleme kaydetti. Yaşam standartları ve alt yapı açısından muazzam şeyler şeyleri başardı. Ve Kitabımın adını Türkiye'yi sevdiğim için Fes koydum. Bana göre açıklamasını samimi bir şekilde zikretti.
Britanyalılar fesin Osmanlı zamanında ulusal bir şapka olduğu gerçeğini büyük bir şaşkınlıkla karşılar hep Fes, bizim için ciddiye alınacak bir şapka değil, komedyenlerin sahne gereçlerinden biri olmuştur her zaman. Ama Fesin Türkiye'de büyük bir önemi bulunuyor. 1840'larda II. Mahmut'un bir gelişme sembolü olarak sunduğu Türk halkı için eskiden ve günümüzde bu şapkanın ne ifade ettiği ve onun olağanüstü tarihini anlamak istedim, ve bunlardan esinlenerek kitabımın adını Fes koydum. Anadolu tarihine büyük ilgim olduğunda, Anadolu'nun tarihi, dünyadaki her yerden daha zengin; başka yerlerde olduğundan çok daha fazla tarihi önem taşıyan olay yer almış burada. Örneğin Çatalhöyük'te ve ondan binlerce yıl daha eski olan Göbeklitepe'deki neolitik yerleşimler. Hititler ve Urartular gibi eski medeniyetler, sonra yunanlılar ve Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar, her birinin farklı bir kimliği, değer sistemi, mimarisi olmuş; Paganizm, Hıristiyanlık, İslam... Bu ülkeyi anlamayı nasıl istemez insan?
Sevdiğim pek çok yer var Türkiye'de ama İstanbul ve Likya gibi hemen akla gelebilecek olanları sayarak sıkmayayım sizi. Daha kesin konuşup Beyşehir civarında Eflatun Pınardaki o muhteşem Hitit kutsal pınarını anlatayım; Burası yalnız kısmen anlayabildiğimiz bir uygarlığın 3.000 yıllık kalıntısı, burada en sevdiğim şey, ziyaretçilerin kendi başlarına gezebilecekleri bir yer olması. Gereksiz bir bilet gişesi ya da insanın dikkatini dağıtacak bir altyapı yok ortada. Olduğu gibi mükemmel bir yer diyor JEREMY SEAL, Ve yıl 2016 ingiltere AB'den çıkmak için referanduma gitti, AB'den çıkma kararı aldılar, aradaki farkı görebiliyor musunuz? AB olsa da olur olmasa da olur. Beni bu yazıyı yazmaya İngiltere Başbakanı David Cameron’un küstah açıklaması zorladı. Türkiye’mizin Büyümesi ve gelişmesi Kimsenin hoşuna gitmiyor, Hoşunuza gitse de gitmese de, Türkiye'yi iyi tanıtım yaptıktan sonra inanıyorum ki Dünyanın her yerinden Türkiye’ye gelecekler. İşte size örnek verdim, sıcağı sıcağına ve yeni Turizm Kültür Bakanlığımızdan ricam Türkiye'ye gelen her turiste sınır kapılarımızdan çıktıklarında Türkiye'nin tanıtımı için güzel CD ler yapılmalı turistler ülkelerine döndüklerinde inanın ki bu CD’leri merak edip evlerine vardıklarında seyreder ve Türkiye güzelliklerini, misafirperverliğini, kültür miraslarını daha iyi tanır ve bir sene sonraki tatil planını yine Türkiye olur. İşte size ucuz yolu Türkiye tanıtımı, Sonuç JEREMY SEAL gibi dostlar oldukça Türkiye’miz Turizm konusunda çok daha ileriye gidecektir.
Tüm İslam âleminin Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutlar, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim. Ülkemizin ve milletimizin içinde bulunduğu bu vahim ve üzücü durumdan bir anca önce kurtulmasını ve feraha çıkmasını canı gönülden diliyorum.