Her ne kadar yerel seçimlere daha üç yıldan fazla bir zaman olsa da açıklanan projelere, salondaki coşkuyu görenler yapılanın AK Parti İl Danışma Kurulu değil de Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun adaylık açıklama toplantısı sanacaklar.
Özlem Çerçioğlu’lu Aydın AK Parti’de bu bir ilk...
Çünkü CHP’li Özlem Hanım ne eder eder, seçimlere altı ay, bir yıl kala bir şekilde Aydın’a CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirir, adaylığını açıklatırdı..
Her ne kadar bu toplantı da Özlem Hanım’ın CHP’de olduğu dönemlerdeki o eski toplantıları hatırlatsa da salonda onun adaylığını açıklayacak AK Parti Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunmuyordu.
Buna rağmen Özlem Hanım AK Partililere ve aklından adaylık geçiren partililere yol yakınken “2029 seçimlerinde de adayım” mesajını şimdiden vermiş oldu.
Ama AK Parti CHP’ye benzemez. BŞB Başkanlığı adaylığında umduğu dağlara kar yağabilir, Gönlü alınmak istenirse bakarsın kazanması kritik bir sıradan 2028’de milletvekili adayı yapılabilir.
Bu coşku ve alkışlar ağırlaşan ekonomik şartlar nedeniyle morale ihtiyacı olan AK Partililere Özlem Hanım’ın coşkulu,projeli konuşmaları moral,motivasyon dopingi olmuştur.
Ama unutmamak gerekir,Süleyman Demirel’in deyimiyle siyasette 24 saat bile çok uzun bir süredir..2029’a kadar daha bu köprünün altından çok sular akar.
Özlem Hanım’ın açıkladığı projelere bakılınca içlerinde devam edenler var, ihalesi yapılacaklara ek olarak proje aşamasında ve taslak halinde olanlar da bulunuyor.
Biraz da kamuoyunda adaylık algısı uyandıran da bu projeler. Çünkü son iki seçimdir proje açıklamadan çarşı,pazar gezerek seçime giren Özlem Hanım en son kapsamlı proje açıklamasını Aydın’ın ilk büyükşehir seçimi 2014’de yapmıştı.
O seçimde bol keseden nelerin sözünü verilmemişti ki...
Aydın’a Zeybek Arena Stadı,
Topyatağı Seyir Tepesi,
500 yataklı termal otel,
Modern hal tesisleri,
Didim Buharkent arası karayolu üzerine 21 alt geçit yapılacaktı.
Velhasıl Aydın uçacaktı(!)
Ama 2014’ün üzerine üç seçim geçti Astim Kavşağı alt-üst geçit dışındakiler hani nerede?
Ne diğer alt geçitler yapıldı ne de diğer projelerden hayata geçirileni oldu, unutuldu gitti.
Ne basından ne de STK’lardan hatırlatan oldu ne de soran,sorulmayınca da siyasi sonuç doğurmuyor, çünkü bizde siyasetin ana omurgası bir seçimlik yalanlardır..
Ayrıca “bizden olanın günahı görülmez” ötekinin zerre miktar da olsa hatasına taviz verilmediği gibi itibarsızlaştırmak için her hile ve çareye başvurmak da serbesttir.
Halbuki adaylar hangi partiden olursa olsun seçmenin aklıyla dalga geçilircesine aynı yalan kırk yıldır söyleniyorsa üzerinde düşünülmek gerekmez mi?.
O nedenle bizde yanlış bilgi, yalan söyleyenin yanına kar kalır ve ne ahlaki ne de siyasi sorumluluk doğurur. Yalanı yüzüne de vurulsa sahibinin yüzü kızarmadığı gibi daha da üste çıkmaya çalışılır.
Bu durum Türk siyasetinin en başta gelen açmazıdır.
Bunun Aydın özelinde ürettiği sonuçlar ise:
Kişi başı gelir kaybıdır,
Genç işsizlikteki artıştır,
Tarımda emeğin karşılığının alınamamasıdır.
Kısaca her türlü imkana sahip Aydın’ın yoksullaşması ve sadaka toplumuna dönüşmesidir.
Bunlara rağmen siyasi dil yalancı bahar misali “başarı hikâyesi” anlatarak,Aydın yerine kendi adını öne çıkarıyorsa bunun anlamı o kentin içi ile dışının örtüşmediği içinin bizi dışının başkalarını yaktığı gerçeğidir.
Çünkü Aydın’da yaşadığı topraklar ve üzerinde yaşayan insanlara ilişkin siyasetçinin ilk hedefi hizmet değil hep seçim kazanmak olmuştur ve bu alışkanlık gelenek haline gelmiştir.
Kısaca yönetenler ile yönetilenlerin gündemlerinin örtüşmemesi Aydın insanının kaderi olmuştur.İşin daha da kötüsü ön tekerin izinden arka teker de gider hesabı bu durumu bozmakla görevli meslek odalarının,vakıfların,derneklerin de aynı yolda yürümeleridir.
Oysa bir sistemde yalanın bir bedeli yoksa o toplumda yüzsüzlük artar ve o toplumda ahlaki değerlerden de söz edilemez.
Siyasetçinin yalan söyleme geleneği sınırlı da olsa demokratik Batı ülkelerinde de vardır denirse Batı’da yalanın deşifresi halinde faturasını Örnek Almanya’da- görsel medya ve yazılı basının baskısıyla istifa ederek ödemeleri kültürel geleneklerinin bir gereğidir.
Sonuç olarak yalanın ortaya çıkması bizdekinin aksine Batı Ülkelerinde bir siyasi maliyet üretir.
Ve Almanya’da yalan siyasetçiyi düşürür. Hollanda’da hükümeti götürür. Bizde ise ertesi gün unutulur ve yalancı seçim üstüne seçim kazanarak saltanatına devam eder.